AyetSûreler

العاديات

Âdiyât Sûresi

100. sûre · Mekke · 11 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

ÂDİYÂT ١ سُورَةُ الْعَادِيَاتِ Vel’âdiyati sûresi, İbni Mes’ud ve Cabir ve Hasen ve Ikrime ve Ata kavillerince mekkî, Enes ve Katâde kavlince ve İbni Abbastan iki rivayetin birisinde de medenî denilmiştir. Bezzâr ve İbni Münzir ve İbni Ebî Hâtim ve İfradda Dârekutnî ve İbni Merdûye İbni Abbastan şöyle bir rivayet tahric eylemişler: Resûlullah sallâllahü aleyhi vesellem bir hayl, ya’ni bir süvari takımı göndermişti, bir ay geçti ondan bir haber gelmiyordu, o sebeble Vel’adiyati ilh... nâzil oldu. Âlûsînin zikrettiği vechile aleyhissalâtü vesselâm Benî kinaneye bir seriyye göndermiş ve üzerine nükabadan bir zat olan Münzir ibni Amri Ensarîyi ta’yin eylemişti, Peygambere bir ay bunların haberi gecikmişti, Münafıklar da onlar katlolundular demişlerdi. Bu Sûre onların selâmetini ihbar ve tebşir için nâzil oldu diye rivayet olunmuştur ki bunlar medenî olduğunu gösterir.

Âyetleri - Hılâfsız onbirdir. Fasılası - ا د ر Harfleridir.

Bu Sûre dahi Arzın bir zelzelesi ma’nasında olan ve bir Kıyamet gününü andıran harb hareketlerini ve kuvvetlerini ihtar ile hayr-ü şer amellerin görünüşü hengâmını bir nevi’ tevziyh ve Dünyayı Âhirete tercih edenleri tehdid ve nihayet ceza gününün bir tasviri olmak ıtibariyle evvelki Sûrenin bir adîlidir, Ondaki zelzele ile bundaki koşuş, çakış ve çarpışma, ondaki ıhracı eskal ile bundaki ba’serei kubur, ondaki tahdîsi ahbar ve rü’yeti a’mal için sudûr ile bundaki tahsıyli ma fissudûr arasındaki alâka ve münasebet de aşikârdır. بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًا ٢ فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًا ٣ فَالْمُغٖيرَاتِ صُبْحًا ٤ فَاَثَرْنَ بِهٖ نَقْعًا ٥ فَوَسَطْنَ بِهٖ جَمْعًا ٦ اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّهٖ لَكَنُودٌ ٧ وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَهٖيدٌ ٨ وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدٖيدٌ ٩ اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِى الْقُبُورِ ١ وَحُصِّلَ مَا فِى الصُّدُورِ ١١ اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَبٖيرٌ

Meali Şerifi

1وَٱلۡعَٰدِيَٰتِ ضَبۡحࣰاO harıl harıl (savaşa) koşanlara2فَٱلۡمُورِيَٰتِ قَدۡحࣰا(Tırnaklarıyla yerden) ateş çıkaranlara3فَٱلۡمُغِيرَٰتِ صُبۡحࣰاSabahleyin akın edenlere4فَأَثَرۡنَ بِهِۦ نَقۡعࣰاTozu dumana karıştıranlara5فَوَسَطۡنَ بِهِۦ جَمۡعًاDerken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki6إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودࣱŞüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür7وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدࣱVe kendisi de buna şahittir8وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلۡخَيۡرِ لَشَدِيدٌGerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır9۞أَفَلَا يَعۡلَمُ إِذَا بُعۡثِرَ مَا فِي ٱلۡقُبُورِBilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak10وَحُصِّلَ مَا فِي ٱلصُّدُورِVe sinelerin içindekiler derlenecek11إِنَّ رَبَّهُم بِهِمۡ يَوۡمَئِذࣲ لَّخَبِيرُۢO gün Rableri onların bütün yaptıklarından haberdardır