AyetSûreler

Abese Sûresi 31. Âyet

Mekke · Cüz 30 · Sayfa 585

وَفَٰكِهَةࣰ وَأَبࣰّا ۝٣١

Meyveler, çayırlar bitirdik

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَفَاكِهَةً Alelumum yaş ve kuru meyvalara denir وَاَبّاً ve ebb - ki çayır ve otlak, sebze, alef, çerez ma’nalarına geldiği söylenmiştir. Sahib Mısbahın ve Râgıbın beyanına göre bu kelime esasen hazırlanmak, tedarükâtta bulunmak ma’nasına mevzu’ olup yaz ve kış için biçmeğe ve hayvan gütmeğe elverişli olması i’tibariyle ota ve otlağa itlakı ondan müteferri’dir. Samana ve kuru yemişlere ıtlak edildiği de söylenmiştir. Maamafih Hazreti Ebî Bekirden ve Hazreti Ömerden bunun hakkında şöyle iki rivayet vardır. Ebu Ubeyde Fezailinde ve Abd ibni Humeyd İbrahimi teymîden rivayet etmişlerdirki Ebubekri Sıddîk radıyallahü anh ebb nedir? Diye sorulduğunda «beni hangi Sema gölgelendirir ve hangi Arz barındırır kitabullahda bilmediğim birşey’i söyliyecek olursam» demiştir. İbni sa’d ve saıyd ibni mansur ve Abd ibni humeyd ve İbni cerîr ve İbni münzir ve Hâkim ve daha ba’zıları Hazreti Enesten rivayet etmişlerdirki: Hazreti Ömer radıyallahü anh minberde «فَاَنْبَتْنَا فٖيهَا» den «اَبًا» ya kadar okumuş, bunların hepsini biliyoruz, fakat ebb denir? Demiş, sonra elindeki âsayı kırmış atmış ve demiştirki: «hayatı ilâhiyyeye kasem ederimki bu tekellüftür. Ey Ömerin anasının oğlu «ebben» ne olduğunu bilmesen ne var? Bu kitabdan beyan olunanı taleb edin ve onunla amel eyleyin, bilemediklerinizi de rabbına havale edin اه. Sahib Keşşaf demiştirki: Hazreti Ömerin bu sözünden Kur’anın ma’anîsını tetebbü’ ve müşkülâtından bahseylemekten nehiy var gibi görünürse de ona zâhib olmuş değildir. Ve lâkin onların en büyük himmetleri amele masruf idi, amel edilmiyecek birşey’i bilmekle uğraşmak onlarca bir tekellüf idi. Onun için şunu anlatmak istemiştirki: âyetin sevkı insana ta’amiyle imtinan ve şükrüne da’vet esası üzerindedir. Âyetin fahvasından ise «اب» in insana veya en’amına istifade için Allah tealânın inbat buyurduğu nebatâttan birşey olduğu icmalen ma’lûm bulunuyor. Şu halde burada mü’mine asıl ebemm olan vecîbe hass ismi ebb olan otların ne olduğunu öğreneceğim diye tekellüf ile vakıt geçirmeyip sayılan ni’metlerden açık olarak anladıklarının şükrünü iyfaya kıyam etmek ve onun ne olduğu başka bir vakıt tebeyyün edinciye kadar icmalen fehmiyle iktifa eylemektir اه. Biz bu rivayetlerden bu kelimede şayanı dikkat üç nükte anlıyoruz:

BİRİSİ, Kur’anda herkesin her zaman ma’nâsını ihata edemiyeceği ve ancak mücmel bir mefhum ile

iktifa olunarak iyman edilmesi lâzım gelen ve zamanı geldikçe tafsîl ve te’vîli tevazzuh edecek olan müşkil ve mücmel kelimeler ve ma’nâlar bulunduğu.

İKİNCİSİ, «اَبًا» kelimesinin evvelki Sûredeki mer’ahâ ma’nâsına olmakla beraber daha neler neler

gibi insan ve hayvanatın intifa’ edebileceği yaş ve kuru bir çok nebatâta şamil ve tafsîli uzun uzun tetebbüata mütevakkıf bir icmal ifade eylediği.

ÜÇÜNCÜSÜ, bu kelimenin aslı vaz’ında hazırlık, isti’dad ve teheyyü ma’nâsı bulunması i’tibariyle

âyetlerin sevkına nazaran Âhıret hayatı için de böyle hazırlanılması lâzım bir çok tedarükâta ihtiyac bulunduğuna bir işaret olabilmesidir. Çünkü