AyetSûreler

Zümer Sûresi 4. Âyet

Mekke · Cüz 23 · Sayfa 458

لَّوۡ أَرَادَ ٱللَّهُ أَن يَتَّخِذَ وَلَدࣰا لَّٱصۡطَفَىٰ مِمَّا يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ سُبۡحَٰنَهُۥۖ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ ۝٤

Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, elbette yaratacağından, dileyeceğini seçecekti. Ama o bundan münezzehtir. O, tek ve kahredici olan Allah’tır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

Bu açıklama 1–9. âyetleri birlikte ele alır.

1. تَنْزٖيلُ الْكِتَابِ İndirilişi bu kitabın مِنَ اللّٰهِ Allahdandır. - Başkası veremez. Tekellüfle tasannu’ ile yapılamaz, Nübüvvet kesbî değildir ve zorla alınamaz. Çünkü Allâh الْعَزٖيزِ o öyle azîz الْحَكٖيمِ öyle hakîm - azîz iki ma’nâya gelir: birisi mağlûb olmaz, galib ve kadir, bir de şerik ve nazıyrı yok müteferrid demektir. Allah tealâ hakkında ikisine de sadık bir ma’nâ murad olunmak lâzım gelir. Bilhassa bu iki vasfın zikriyle hem Kur’anın azîz, hakîm bir kitab olduğuna tenbih, hem de zikrolunacak tevhide temhiddir. 2. بِالْحَقِّ Hakkıyle - bihakkın, hakkolarak «باء» mülâbese, musahabe veya sebebiyle olmak üzere bunda bir kaç vecih muhtemildir. Mülâbese olduğuna göre hakka mülâbis, ya’ni haklı olarak hakkolarak nüzul veya kitabın tam hakkı verilerek demek olur. Sebebiyyet olduğuna göre de hak sebebiyle hakkı beyan etmek için veya hikmeti hakk ile demek olur ki yerine göre bu ma’nâlardan biri tercih olunur.

3. اَلَا لِلّٰهِ الدّٖينُ الْخَالِصُ İyi bil ki Allahındır ancak halîs din - hiç bir şirk karışığı olmaksızın temiz ve halîs tevhid dini, tam ma’nâsîyle şübhesiz din, halîs ıbadet ve taat ancak Allaha yapılır ve yapılmalıdır. Bunu tahkık için buyuruluyor ki وَالَّذٖينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِيَآءَ onun için berisinden birtakım evliya ittihaz edenler de - Allah denince kendisinden daha ilerisi, daha yükseği daha ötesi mümkin olmıyan zatı ekmel denilmiş olduğu için Allahın fevkında ilâh iddiasına kalkışmak mevzuı bahs olamaz, şirk koşanlar, hep onun madunundan bir takım veliyler, hâmîler tutmak isterler. İsterler amma ondan başka veliylere, veliyyül’emirlere, sahiblere tutunanlar, gerek «اَجَعَلَ الْاٰلِهَةَ اِلٰهًا وَاحِدًا» deyenler gibi putlara ve gerek Meleklere ve gerek Isâ gibi ıbadi mükremîne ilâh diye sarılanlar مَانَعْبُدُهُمْ اِلَّالِيُقَرِّبُونَآ اِلَى اللّٰهِ زُلْفٰى demektedirler. Böyle diyerek tutunmaktadırlar. Demek ki şirk bâtıldır. Ma’budluk yalnız Allahın hakkıdır. Halîs din ancak Allahındır. Sûrei «Mâide» de Sabiîn hakkında geçen tafsılâta bak. 6. فٖى ظُلُمَاتٍ ثَلٰثٍ üç zulmette - batın zulmeti, rahim zulmeti, meşime zulmeti. ١ قُلْ يَا عِبَادِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْ لِلَّذٖينَ اَحْسَنُوا فٖى هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَاَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةٌ اِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ اَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ ١١ قُلْ اِنّٖىٓ اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّٖينَ ١٢ وَاُمِرْتُ لَِانْ اَكُونَ اَوَّلَ الْمُسْلِمٖينَ ١٣ قُلْ اِنّٖىٓ اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّٖى عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ ١٤ قُلِ اللّٰهَ اَعْبُدُ مُخْلِصًالَهُ دٖينٖى ١٥ فَاعْبُدُوا مَاشِئْتُمْ مِنْ دُونِهٖ قُلْ اِنَّ الْخَاسِرٖينَ الَّذٖينَ خَسِرُوٓا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْلٖيهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَلَا ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبٖينُ ١٦ لَهُمْ مِنْ فَوْقِهِمْ ظُلَلٌ مِنَ النَّارِ وَمِنْ تَحْتِهِمْ ظُلَلٌ ذٰلِكَ يُخَوِّفُ اللّٰهُ بِهٖ عِبَادَهُ يَاعِبَادِ فَاتَّقُونِ ١٧ وَالَّذٖينَ اجْتَنَبُوا الطَّاغُوتَ اَنْ يَعْبُدُوهَا وَاَنَابُوٓا اِلَى اللّٰهِ لَهُمُ الْبُشْرٰى فَبَشِّرْ عِبَادِ ١٨ اَلَّذٖينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُ اُولٰٓئِكَ الَّذٖينَ هَدٰيهُمُ اللّٰهُ وَاُولٰٓئِكَ هُمْ اُولُو الْاَلْبَابِ ١٩ اَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ الْعَذَابِ اَفَاَنْتَ تُنْقِذُ مَنْ فِى النَّارِ ٢ لٰكِنِ الَّذٖينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِنْ فَوْقِهَا غُرَفٌ مَبْنِيَّةٌ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَعْدَ اللّٰهِ لَايُخْلِفُ اللّٰهُ الْمٖيعَادَ ٢١ اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَآءِ مَآءً فَسَلَكَهُ يَنَابٖيعَ فِى الْاَرْضِ ثُمَّ يُخْرِجُ بِهٖ زَرْعًا مُخْتَلِفًا اَلْوَانُهُ ثُمَّ يَهٖيجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَجْعَلُهُ حُطَامًا اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَذِكْرٰى لُِاولِى الْاَلْبَابِ

Meali Şerifi