AyetSûreler

Yâsîn Sûresi 20. Âyet

Mekke · Cüz 22 · Sayfa 441

وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلࣱ يَسۡعَىٰ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ۝٢٠

O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elçilere

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَجَآءَ مِنْ اَقْصَا الْمَدٖينَةِ رَجُلٌ o esnada Medînenin aksasından bir er - bu er, bu kahraman fedaî, bu büyük mücahid, bu güzel vâız, doğru Cennete giden ve Allah tealânın bilhassa ikramına mazher olan bu sevgili şehîd, sahib Habîbi neccar diye ma’ruftur.

MEDİNE, şehir demektir. Medinenin aksası, şehrin en ucu, ta öte başı demek oluyor ki Resullerin

tebliğatı ve onlara karşı edilen muamele şehrin her tarafından işidilmiş, belâğa mübîn yapılmış idi. Bu Medine de Antâkyedir diyorlar ve o zaman büyük ve geniş bir şehr olduğunu söylüyorlar, maamafih Medinenin aksasından demek o memleket ricalinin en ileri gelenlerinden bir zat ma’nâsını da andırır. Resullere sui kasd edilmek üzere bulunduğunu haber alıp bu zat-geldi يَسْعٰى koşuyordu - ya’ni koşarak geldi, ehli iymana nümune olmak, irşad etmek için bütün cehdiyle çalışıyordu. Bakınız kısaca ne güzel nasıhat etti قَالَ يَا قَوْمِ ey benim kavmim: ey hemşehrilerim dedi اتَّبِعُوا الْمُرْسَلٖينَ uyun o gönderilen Resullere uyun: dedikleri yola gidin - demek evvelâ hemşerilik şefakatini ileri sürerek nasıhati takdim ve onların Resul olduklarını ıhbar ile iymanını ızhar eyledi, esbabı mucibesini de şu te’kid ile iyzah eyledi: