AyetSûreler

Vâkıa Sûresi 95. Âyet

Mekke · Cüz 27 · Sayfa 537

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ ۝٩٥

Kesin gerçek budur işte

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِنَّ هٰذَا hakikaten işte bu - bu Kur’ân, bahusus Surede zikrolunan haber ve nihayet üç sınıftan her birine ait ecr-ü ceza لَهُوَ حَقُّ الْيَقٖينِ hiç şübhesiz hakkulyakîndir o. - Yalnız ılmülyakîn ve aynülyakîn değil, hakkulyakîndir. Onlar bunun içinde mütehakkık olarak kalacaklardır. Hak ve yakîn ikisi de aynî ma’nayı ifade ettikleri halde Hakkın yakîne izafeti hakkında hayli söz söylenmiştir. En muvafıkı İbni Atıyyenin beyanı ve Razînin dediği vechile hakkulhak ve savabüssavab demek gibi bir nevi’ te’kiddirki yakînin son derecesi, daha fevkında bir vusul bulunmıyan en yüksek mertebesi demek olur. اه. Filvakı’ yukarılarda da geçtiği ve Seyyidin ta’rifatında da ta’rif olunduğu üzere yakîn üç mertebe olarak mülâhaza olunur. Ilmülyakîn, aynülyakîn, hakkulyakîndir. Hakkulyakîn ılm-ü ıyandan geçip bilfiil içinde tehakkuk ile yaşanan hakikat demektir. Demişlerdirki hakkulyakîn, Abdin hakta fani olması ve onunla yalnız ılmen değil, hem ılmen hem şuhuden hem halen bakasıdır. Mesela, her akılin ölümü bilmesi ılmi yakîndir, Melâikeyi muayenesi aynülyakîndir. Ölümü tatması hakkülyakîndir. 96. فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖيمِ o halde tesbih et rabbine azîm ismiyle - bu Surenîn de terci’ ayeti budur. Allah tealâ hakkı beyan buyurduktan sonra kâfirlerin imtinaı üzerine Resulüne buyuruyorki kâfirler imtina’ etseler de sen onları bırak, gerek tasdık etsinler, gerek tekzib etsinler hemen Rabbine tesbih et, hem de azîm ismiyle tesbih et. Bu suretle bu âyetin üst tarafına bir tertibi bulunduğu gibi ma’na ı’tibariyle gelecek surenin başına da bir irtibatı vardır ki şu ma’nayı ifade eder. Bütün Göklerde ve Yerdeki mevcudat, Allahı tesbih eder, sen onlara nazaran bir şirzimei kalîle demek olan kâfirlere bakma da bütün kâinat ile beraber Rabbına tesbih ve onun namı azameti, ismi a’zamı ile tenzih eyle.