AyetSûreler

Tegâbün Sûresi 16. Âyet

Medine · Cüz 28 · Sayfa 557

فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ مَا ٱسۡتَطَعۡتُمۡ وَٱسۡمَعُواْ وَأَطِيعُواْ وَأَنفِقُواْ خَيۡرࣰا لِّأَنفُسِكُمۡۗ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفۡسِهِۦ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ ۝١٦

O halde gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

فَاتَّقُوا اللّٰهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ onun için gücünüz yettiği kadar Allaha korunun - fitneden, Allahın rızasına muhalif şeylerden sakınıp Allahın vikayesine sığınarak takva yolunu tutun. Bu emirde «اتَّقُوا اللّٰهَ حَقَّ تُقَاتِهٖ» emrine nazaran çok tahfif vardır. Yani Allaha lâyık olan tam hakkiyle takva yapamazsanız bile gücünüz yettiği kadar müttekî olun korunun, zikrullahdan gaflet etmeyin وَاسْمَعُوا ve dinleyin - ve Allahın emirlerini, nehiylerini, va’z-u nasıhatı dinleyin وَاَطٖيعُوا ve itaat edin - dinlediklerinizi tutup kendi gönlünüzle tatbık ve icra edin وَاَنْفِقُوا ve infak yapın - tekâsür ve tefahur için mal toplamak ve kenz yapmak hırsına kapılmayıp gerek kesb ile kazandıklarınızdan ve gerek arzdan çıkan hasılâttan Allahın sizlere merzuk kıldığı şeylerden zevcelerin ve evlâdın nefakalarını verdikden başka yukarıki Sûrelerde, ezcümle sûrei Bakare ve Sûrei Beraede emr-ü tergib olunan cihetlere: valideyn ve en yakın akriba, yetimler, miskinler ve ibni Sebîl için nefakalar ve cemaati müslimînin ve fukaraı ibadullahın mesalih ve menafiı, dini hakkın neşr-ü müdafaası ile Allah yolunda cihad, birr ü takvada teavün için gücünüz yetebildiği kadar vergi, iâne zekât, sadakat verin خَيْرًا لَِانْفُسِكُمْ nefisleriniz için hayır yapın - Allahın vikayesinde korunmanız için kendi nefisleriniz hakkında en hayırlı, en nafi’ olanı işleyin. Yani büyük ecir ancak Allah yanında olduğu ve dünya zevkı sönüp ancak Allah yanındakiler kalacağı cihetle Allah rızası için infak, netice itibariyle sizin nefisleriniz hakkında emval ve evlâddan daha hayırlıdır, bundan dolayı emval ve evlâd derd-ü hırsıyla Allahı ve kendilerinizi unutup da hayr için infaktan geri kalmayın, Allah için hayırlar yapın ve onun için çalışın, emval ve evlâda da o maksadı gözeterek bakın وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِهٖ ve her kim nefsinin şuhhundan; hırs-u buhlünden vikaye olunup korunursa - ki bu ancak Allahın vikayesine sığınmakla olabilir. فَاُولٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ işte onlar felâh bulanlardır. - Onun için gücünüz yettiği kadar Allaha korunun da harîs ve bahîl olmamağa çalışın. Nefislerinizin hırsına zebun olup da ihtikâr ve hasislik ile kendinizi ve evlâd ve ıyalinizi ve cemaatinizi felâketlere sürüklemeyin, sahî ve civanmerd olmağa çalışarak Allah için hayır işlerde müsabaka edin (Sûrei Haşrde geçen «كَىْ لَايَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَآءِ مِنْكُمْ» ve «وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِهٖ فَاُولٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ» bak).