Talâk Sûresi 7. Âyet
Medine · Cüz 28 · Sayfa 559
لِيُنفِقۡ ذُو سَعَةࣲ مِّن سَعَتِهِۦۖ وَمَن قُدِرَ عَلَيۡهِ رِزۡقُهُۥ فَلۡيُنفِقۡ مِمَّآ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُۚ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِلَّا مَآ ءَاتَىٰهَاۚ سَيَجۡعَلُ ٱللَّهُ بَعۡدَ عُسۡرࣲ يُسۡرࣰا ٧
Eli geniş olan genişliğine göre nafaka versin. Rızkı kısılmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiğinden versin. Allah bir kişiye ne vermişse ancak onu teklif eder. Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهٖ seası olan, ya’ni genişliği bulunan kimse genişliğinden infak etsin - bu âyet bütün nefaka mesailinde düsturdur. Ya’ni emrolunan infaklardan hangisi olursa olsun infak ile mükellef bulunan kimsenin hal ü vaktı müsaıd olup da malca genişliği varsa o kimse genişliğine göre genişliğinden nefaka versin. Bütün genişliğini versin değil, genişliğinden ya’ni sûrei Furkanda geçen «وَالَّذٖينَ اِذَآ اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا» âyetini unutmayıp ne israf ne tazyık etmiyerek ı’tîdal dairesinde yaraşanını versin وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ rızkı dar kısmet edilmiş olan kimseler de فَلْيُنْفِقْ مِمَّآ اٰتٰيهُ اللّٰهُ Allahın ona verdiğinden infak etsin - orta halli olan orta halli, az olan da az versin - çünkü لَايُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا مَآ اٰتٰيهَا Allah kimseye vus’undan öte teklif etmez - her hususta böyle olduğu gibi infak teklifleri de böyledir. Zengin zenginliğine göre fakîr de fakîrliğine göre mükellef olur. Borç bulabilirse bil’ahare vermek üzere hüsni niyyetle borç eder. Bu da bir tâkat sayılır سَيَجْعَلُ اللّٰهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık halkedecektir - binaenaleyh fakîrler ve fukara aileleri de bulabildikleri ile kanaat ve sabrederek ilerisi için Allahdan ümidi kesmemeli, zenginler de böyleleri imhal etmemeli, zekâtları, sadakaları, ianeleriyle gözetmeli, zengin ve fakîr hepsi Allaha korunarak çalışmalıdırlar.
Kadın, aile ve infak işlerinde bozukluk, ahlâksızlık, idaresizlik, Allahın emirlerine ısyan ile haksızlık, azgınlık bir cem’iyyetin, bir medeniyyetin, bir memleketin inkırazına badi olacak esbabdan bulunduğu anlatılmak ve bu suretle bu Sûre ahkâmı bir taraftan evvelki Tegabün sûresine bir taraftan da gelecek Tahrîm sûresine bağlanmak üzere buyuruluyor ki: ٨ وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ اَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهٖ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَابًا شَدٖيدًا وَعَذَّبْنَاهَا عَذَابًا نُكْرًا ٩ فَذَاقَتْ وَبَالَ اَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ اَمْرِهَا خُسْرًا ١ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدٖيدًا فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَآ اُولِى الْاَلْبَابِ اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا قَدْ اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكُمْ ذِكْرًا ١١ رَسُولًا يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَآ اَبَدًا قَدْ اَحْسَنَ اللّٰهُ لَهُ رِزْقًا ١٢ اَللّٰهُ الَّذٖى خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ الْاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوٓا اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ وَاَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًا
Meali Şerifi