Tahrîm Sûresi 2. Âyet
Medine · Cüz 28 · Sayfa 560
قَدۡ فَرَضَ ٱللَّهُ لَكُمۡ تَحِلَّةَ أَيۡمَٰنِكُمۡۚ وَٱللَّهُ مَوۡلَىٰكُمۡۖ وَهُوَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡحَكِيمُ ٢
Allah size yeminlerinizi çözmeyi meşrû kılmıştır. Allah sizin sahibinizdir. O bilendir, hikmetle yönetendir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
قَدْ فَرَضَ اللّٰهُ لَكُمْ – Farz kelimesi, Razî tefsirinde «sahibünnazm» dan nakledildiği üzere ba’zan icab ba’zan da sûrei tûrun evvelindeki «فَرَضْنَاهَا» gibi beyan ma’nasına gelir. «قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ» gibi «alâ» ile sılalandığı zaman şübhesiz iycabdan başkaya ihtimali olmaz. Ve lâkin buradaki gibi «lâm» ile sılalandığı zaman iki veche de muhtemil olur. Onun için burada Mukatil «بَيْنَ اللّٰهِ» diye, bâkıleri «اَوْجَبَ» diye tefsir etmişlerse de ikisi de muhtemildir. تَحِلَّةَ اَيْمَانِكُمْ – TEHILLE, aslı tecribe tekmile tekrime, kelimeleri gibi tahlile olarak tef’il babından alâ gayri kıyas masdar
olup kıyas olan tahliyl ma’nâsına veya mabihit’tahlîl ma’nâsına isim halinde kullanılır ki halâl etmek, çözmek, çözülmek ve çözümlük, halâllık demek olur. Yemînin halâllığı, çözümlüğü de birincisi yaptığı yemîni sadık olarak icra edip bitirmek, ikincisi inşaallah kaydiyle istisnâ etmek, üçüncüsü de ısrarında bir günâh bulunduğu takdirde bozup keffaret vermektir. Yemînin keffareti de Sûrei Mâidede «وَاِذَا سَمِعُوا» cüzünün baş tarafında «لَايُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ فٖٓى اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَ فَكَفَّارَتُهُٓ» âyetinde beyan olunmuştur. (Bak).
Burada Peygambere aid olan «لَكَ» hıtabından onunla beraber umum mü’minlere aid «لَكُمْ» hıtabına geçilmiştir. Bunda Peygamberin tahrîmi bir yemîn ile alâkadar olduğuna bir işaret varsa da yemîni bozduğuna bir delâlet yoktur. Ancak «وَاحْفَظُوٓا اَيْمَانَكُمْ» emri mucebince yemîni muhafaza lâzım olmakla beraber iylâ ve tahrîm gibi muzır ve mahzurlu yemînlerde ısrar iyi olmayıp onu çözerek farz olan keffareti vermek evlâ bile olacağını iş’ar vardır. Netekim hadîsi şerifte de «مَنْ حَلَفَ عَلٰى يَمِينٍ فَرَاٰى خَيْرًا مِنْهَا فَلْيُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهِ ثُمَّ لْيَاْتِ بِالَّذِى هُوَ خَيْرٌ= her kim bir yemîn ile yemîn eder de sonra ondan hayırlısını görürse yemîninden keffaret versin, sonra o hayri yapsın» buyurulmuştur. وَاللّٰهُ مَوْلٰيكُمْ ve Allah sizin mevlânız - ya’ni sahibiniz ve malikiniz ve veliyyi emrinizdir. - Onun için kendi arzularınıza göre değil, onun emirlerine göre hareket ediniz وَهُوَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ – Binaenaleyh size verdiği emirleri ve ahkâmı da sizin maslahat ve menfeatlerinizi bilerek ilm-ü hikmetiyle vermiştir. Tahrimin asıl sebebini ıhtar ile kadınların her hususta hoşnudluklarını aramak neden dolayı iyi olmadığı beyan ve zevc ve zevce beynindeki esrarın muhafazası lüzumuna tenbih ve kadınların kocalarına karşı tezahürü talâka sebebiyyet verebilecek ve binnetice ateşe sürükliyebilecek mahzurlardan olduğunu tefhim ve öyle bir halde tevbe etmeyip ısrar edecek olanları tehdid ile ezvacı tahirâta lâzım olan evsafı ve ahlâkı tafsıl siyakında buyuruluyor ki: