Sâd Sûresi 1. Âyet
Mekke · Cüz 23 · Sayfa 453
صٓۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ذِي ٱلذِّكۡرِ ١
Sâd. Bu zikirle dolu Kur’ân’a bak
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
صٓص, bunu âyet sayan rivayet yoktur. Yazılısı ı’tibariyle bir harf okunuşu ı’tibariyle bir isim veya «صيد» dan fıli mâzıy veya «صدا» dan emri hâzır olabilir. Harf olduğuna göre diğer mukattaatta geçtiği üzere tehaddi ve ı’caz yoliyle serdedilmiştir. Ekserin kavlince bu Sûrenin ismidir. Mücerred bir remz olması da mel’huzdur. Fatihada bu harf ile alâkadar sırat kelimesi vardır. Sıdk maddesi de bu remzin ilk ıhtar edeceği kelimelerdendir. «صَدَقَ اللّٰهُ» sadıksın ya Muhammed, ya sadık gibi. Hasenden rivayet olunduğuna göre «sada» nın müfaalesi o an müsadattan emirdir. Sadâ karşılık vermektir. Onun için sesin aksettiği yerden verilen karşılığa sadâ denir. Binaenaleyh «dal» ın kesrile sadi: sadâla sen, Kur’an sesine ma’kes ol, sadâ gibi karşılık ver, ya’ni mazmuniyle âmil ol, icra et demek olur. İbni Abbastan bir rivayete göre «ص» gece ve gündüz yokken Arşı rahmanın üzerinde bulunduğu deryanın ismidir. «وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَآءِ» bak. Saîd ibni Cübeyrden; Allah tealânın iki nefha arasında mevtayı ıhya buyurduğu deryanın ismidir. Bu iki rivayet garîb olmakla beraber lâtîftir. Bunlarda «ص» kasem ma’nâsını da tazammun edebilir. Ve o surette وَالْقُرْاٰنِ atfoluyor. ذِى الذِّكْرِ sahib zikir, zikirli, zikir dolu - burada zikir şu üç ma’nâdan her biriyle tefsir olunabilir.
ZİKİR, namı anılmak: şeref-ü şan ma’nâsına «وَاِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَ» gibi. Anmak tezkir: va’z ve ıhtar ma’nâsına, şeriat ve ahkâm, va’d-ü vaîd, geçmiş ümmetlerin vekayinden medarı ıbret olan kısas ve ahbar gibi. Dinde ihtiyaç bulunan şeyleri anlatmak ma’nâsına, ya’ni şanlı, nasıyhatlı din öğreten ıbret dersi veren Kur’ana kasem olsun ki... Bu kasemin cevabı mahzuftur. «بل» o mahzufa ma’tuftur. Ya’ni sen risaletinde sadıksın, sana söylenen haktır o va’d-ü vaîd muhakkak yerini bulacaktır. Fakat kâfirler