Nûh Sûresi 28. Âyet
Mekke · Cüz 29 · Sayfa 571
رَّبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَلِوَٰلِدَيَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيۡتِيَ مُؤۡمِنࣰا وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۖ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّـٰلِمِينَ إِلَّا تَبَارَۢا ٢٨
Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
رَبِّ اغْفِرْ لٖى وَلِوَالِدَىَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِىَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ geçmiş ve Kıyamete kadar gelecek bütün ümmetlerin mü’minîn ve mü’minâtına şamildir. وَلَا تَزِدِ الظَّالِمٖينَ اِلَّا تَبَارًا Zalimlere ise helâkten başka bir şey artırma - bu cümlede geçmişteki zalimlere de arkalarında bedduâ olarak şamil olmakla beraber daha ziyade o kâfirler helâk edildikten sonra gelecek zalimler aleyhine duâ demek olur. Ya’ni her kim olursa olsun benim zürriyyetimden ve bütün mü’minîn ve mü’minâtın zürriyyetinden dahi zalimlerin hep helâklerini artır, akıbetlerini perişan eyle, ma’nasını da ifade ederki ona «وَاُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلٖيمٌ» buyurulması, kezalik Hazreti İbrahimin «وَمِنْ ذُرِّيَّتٖى» duâsına «لَايَنَالُ عَهْدِى الظَّالِمٖينَ» buyurulması bunun cevabı demektir. Demekki küfür ve zulme gidenler her kim olursa olsun atalarının iyman ve adaletleri dolayısiyle Dünyada ni’meti ilâhiyyeden bir nasîb alarak bir müddet yaşıyabilirlerse de akıbet helâk olup mağfirete irmeksizin azâbi elîm içinde kalmağa mahkûmdurlar ve o azâb onların sırf küfür ve zulm ile ettikleri hataları ve cinayetleri yüzündendir. Bu suretle Sûrei Mearicde zikr olunan kâfirler de o va’d olundukları acı günü görecekler, azâb, muhakkak vaki’ olacak, o Hâkka çaresiz başlarına inecektir.
Görülene ve görüleceğe dair olan bu iki Sûreden sonra umumiyyetle görülmeyen ve nazardan mestur bulunan kuvvetlere dair olmak üzere de buradan Sûrei Cinne geçilecektir. Ki bunlar Âdemin ve Nuhun zürriyyetinde solmayan kuvvetlere şâmil olur.