AyetSûreler

Nisâ Sûresi 91. Âyet

Medine · Cüz 5 · Sayfa 92

سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأۡمَنُوكُمۡ وَيَأۡمَنُواْ قَوۡمَهُمۡ كُلَّ مَا رُدُّوٓاْ إِلَى ٱلۡفِتۡنَةِ أُرۡكِسُواْ فِيهَاۚ فَإِن لَّمۡ يَعۡتَزِلُوكُمۡ وَيُلۡقُوٓاْ إِلَيۡكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓاْ أَيۡدِيَهُمۡ فَخُذُوهُمۡ وَٱقۡتُلُوهُمۡ حَيۡثُ ثَقِفۡتُمُوهُمۡۚ وَأُوْلَـٰٓئِكُمۡ جَعَلۡنَا لَكُمۡ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَٰنࣰا مُّبِينࣰا ۝٩١

Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

سَتَجِدُونَ اٰخَرٖينَ Diğer bir takımlarını bulacaksınız يُرٖيدُونَ اَنْ يَاْمَنُوكُمْ وَيَاْمَنُوا قَوْمَهُمْ hem size emîn olmak hem de kendi kavmlerine emîn olmak isterler. Ya iki tarafca da hoş görünmek, göze kirmek, el tutmak, zarar etmemek, sırasını bulunca külâh kapmak için mü’min ile mü’min, kâfir ile kâfir olurlar veya mücerred zarar etmemek maksadiyle bîtaraf olmak ve her iki tarafı muharibin husumetinden emîn kalmak, siyaset yapmak isterler.»- Rivayet olunduğuna göre Esed ve Gatafandan bir takımları Medineye gelirler, müslimanların emniyyet-ü emanını celbetmek, bir harb vukuunda canlarını, mallarını te’min eylemek için ızharı ıslâm ederler. Ahidler verirler, yerlerine gidince de küfrederlerdi. Deniliyor ki bu hal Benî Abdüddarın âdetleri idi. Bir de Nuaym ibni Mes’udı Eşcaî müslimanların müşrikler beyninde emîn bir vaz’ıyyette bulunur, Peygamber ile müşrikler arasında söz götürür getirirdi. Sebebi nüzul bunlardan birisi olmuştur.

Böyleleri كُلَّمَا رُدُّوٓا اِلَى الْفِتْنَةِ fitneye itildikce: küfr-ü şirke veya harb-ü ıhtılâle doğru da’vet veya sevk edildikçe اُرْكِسُوا فٖيهَا ona tepe taklak atılır, fena halde dalarlar. Her şirreti yaparlar.» -Şu halde bunlar hakkında evvelâ iyi bir siyaset kullanmak, küfr-ü şirke doğru itmemek gerektir. Binaenaleyh bunlar sizden çekinirler ve sulh-u müsalemet taleb ederler ve ellerini çekib usluca otururlarsa febiha «وَاِذَا حُيّٖيتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَآ الخ». Fakat فَاِنْ لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوٓا اِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّوٓا اَيْدِيَهُمْ muharebede sizden çekinmezler ve size sulh-ü müsalemet arz etmezler ve ellerini çekmezler ise فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ bunları tutunuz ve yakaladığınız yerde katlediniz وَاُولٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا مُبٖينًا ve işte bunlara karşı taarruz için size açık bir ferman ve salâhıyyet verdik.»

Bu âyetler sûrei Mümtehanedeki «لَا يَنْهٰيكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذٖينَ» ve «اِنَّمَا يَنْهٰيكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذٖينَ» âyetleriyle ve sûrei «برائه» deki ba’zı âyetlerle beraber mulâhaza olunmak lâzım gelir ki tafsılâtı ve ahkâmı müteferriası İmam Muhammedin Siyeri kebirinde mebsuttur.

Muharebe sırasında olabilir ki bir adam diğer bir adamı görür, seçemez: harbî bir kâfir zanneder öldürür, sonra da bir mü’min veya bir müahid olduğu tebeyyün eyler, işte burada bu vakıanın hükmü umumî bir surette beyan olunmak ve ba’dehu muharebeye müteallık daha ba’zı ahkâma geçilmek üzere buyuruluyor ki: ٩٢ وَمَاكَانَ لِمُؤْمِنٍ اَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِنًا اِلَّا خَطَاً وَمَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَاً فَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِهٖٓ اِلَّآ اَنْ يَصَّدَّقُوا فَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مٖيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِهٖ وَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِنَ اللّٰهِ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا ٩٣ وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَآؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فٖيهَا وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَاَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظٖيمًا

Meali Şerifi