AyetSûreler

Nisâ Sûresi 129. Âyet

Medine · Cüz 5 · Sayfa 99

وَلَن تَسۡتَطِيعُوٓاْ أَن تَعۡدِلُواْ بَيۡنَ ٱلنِّسَآءِ وَلَوۡ حَرَصۡتُمۡۖ فَلَا تَمِيلُواْ كُلَّ ٱلۡمَيۡلِ فَتَذَرُوهَا كَٱلۡمُعَلَّقَةِۚ وَإِن تُصۡلِحُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورࣰا رَّحِيمࣰا ۝١٢٩

Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَلَنْ تَسْتَطٖيعُوٓا اَنْ تَعْدِلُوا بَيْنَ النِّسَآءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ bir de kadınların arasını denk tutmağa ya’ni mahabbet de dahi müsavat üzere adalet yapmağa hırs da etseniz her halde muktedir olamazsınız. Hepsini alesseviyye bir derecede sevemezsiniz, buna gücünüz yetmez.» -Yetmiyince de «لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا» medlûlünce Allah bunu teklif de etmez. Binaenaleyh - فَلَا تَمٖيلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِ – bütün meylinizi diğerine verib de zevcelerinizin ba’zısını muallaka ya’ni muallakta kalmış ve kocalı ne kocasız bir kadın gibi mühmel bırakmayınız,»- ki işte «فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً» emri mucebince korkulması lâzım gelen cevr adaletsizlik budur. Ya’ni kadınlar hakkında iki nevi’ adalet vardır. Birisi infak ve kasm denilen nevbeti beytutet gibi hukukta adalet ve musavattır ki bu vüs-ü iktidarı beşerîden haricdir. Çünkü mahabbet umurı ıztırariyyedendir. «فَلَا تَمٖيلُوا الخ» karinesiyle burada adaletten mürad da budur. Ve bundan meni’ teklifi malâyütaktır. Binaenaleyh teklif olunan adalet, mümkin olan hukuk da adalettir ve korkulması lâzım gelen adaletsizlik diğerini muamelei zevciyyeden bil’külliyye mahrum edib büsbütün muallak ve mühmel gibi bırakmak suretiyle cevirdir. Ya’ni taamı, kisve ve süknasiyle nefakasını vermek ve nevbeti beytutte müsavi tutub musahabet ve müâneset eylemek kâfi değildir. Kadının ara sıra hazzı nefsanîsini de vermek tahsın etmek lâzmıdır. Ancak bu noktada müsavat teklifi malâyütak olduğundan mevzuı bahs değildir. Hatta böyle bir teklif erkeğe cevirdir. Adalet denince her halde müsavat düşünmemelidir. Elyakı lâyıka tercih etmek de bir hak bir adalettir.

Görülüyor ki burada umurı ıhtiyariyye ile umurı ıztırabiyyenin hükmü tefrik edilerek «فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً» emrinin bir izahı vardır. Ve işte mahabbetin böyle umurı iztırariyeden olması kazıyesidir ki zinâdan tevakki için müteaddid zevcata mesağ veren esbabı zaruriyyeden birisi olmuştur. Buna karşı «sevsin ve her fenalığı yapsın da nikâh etmesin» demek büyük bir zulümkârlık olacağı aşikârdır. Bunun için burada vahdeti zevceye teşvik eden nassın izahiyle beraber teaddüdiz evcenin şerait ve ilcaatı zaruriyyesinden en mühimmi de anlatılmıştır. Hadîsi şerifte de varid olmuştur ki «مَنْ كَانَتْ لَهُ امْرَاَتَانِ يَمِيلُ مَعَ اَحَدِهِمَا جَاءَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَاحِدُ شِقَّيْهِ مَائِلٌ = iki karısı olub da birine büsbütün meyleden kimse yevmi kıyamette bir şıkkı mail olarak gelir.»

وَاِنْ تُصْلِحُوا Ve eğer hasbelzarure böyle bir hal olunca beyinlerini ıslâh eder, bozulan cihetlerini düzeltir وَتَتَّقُوا ba’dema meyilden sakınırsanız فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَحٖيمًا Allah gafur ve rahîm olduğundan geçmişe mağfiret eder. Ve sizi rahmetile bekâm eyler.