AyetSûreler

Nisâ Sûresi 100. Âyet

Medine · Cüz 5 · Sayfa 94

۞وَمَن يُهَاجِرۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ يَجِدۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُرَٰغَمࣰا كَثِيرࣰا وَسَعَةࣰۚ وَمَن يَخۡرُجۡ مِنۢ بَيۡتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدۡرِكۡهُ ٱلۡمَوۡتُ فَقَدۡ وَقَعَ أَجۡرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰا رَّحِيمࣰا ۝١٠٠

Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de bulur. Her kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, kuşkusuz onun mükafatı Allah’a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَمَنْ يُهَاجِرْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ ve her kim -yolunu bilib de fîsebilillâh muhaceret ederse يَجِدْ فِى الْاَرْضِ مُرَاغَمًا كَثٖيرًا وَسَعَةً Arzda bir çok gidecek, sığınacak veya düşmanlara rağm edecek yer ve genişlik bulur.» -Binaenaleyh yerinde bir nevi’ rahat ve refahı bulunanlar oradan ayrılınca behemehal meşakkatlere ve darlıklara düşeceğini zannedib de korkmamalıdırlar. Bir de وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِهٖ مُهَاجِرًا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ her kim Allaha ve Resulüne muhacir olarak evinden çıkar da ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ sonra maksadına vasıl olmadan ölüm kendisine yetişirse فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِ ecri Allah üzerine düşer, ya’ni amelini tamam etmiş gibi baliğan ma belağ ecrine nail olur.»- Binaenaleyh bu babda «yerimden ayrılırsam maksada ya vasıl olurum ya olamam, iyisimi elimdekini de zayi’ etmeyeyim, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olmıyayım diye düşünmemelidir. Allah için hareket eden hasbelkader yarı yolda da kalsa yine tamam ecre nail olacağını bilmelidir. وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا Anifen nakledildiği üzere Cündub ibni Damre Medine ye gelirken yolda «ten’ıym» nam mevkıa vardıklarında vefat edeceğini hissedib sağ elini sol eline koymuş «Allahım, şu senin, şu da Resulünün, Resulün sana ne ile biy’at ettiyse ben de öyle biy’at ediyorum» demiş ve teslimi ruh etmiş idi. Bu haber Eshabı Peygamberîye vasıl olduğu zaman «Medinede vefat etseydi ecir etemm olurdu» demişler, bu âyet de bunun üzerine nâzil olmuştur. Talebi ilim veya hacc veya cihad veya bunlar gibi her hangi bir masdaı dinî ile livechillâh vakı’ olan her hicret Allaha ve Resulüne hicret olunduğunu da beyan etmişlerdir.

Mücahidîn ile kaıdînin mukayesesinden sonra mücahidîn hakkındaki tahfifâtı İlâhiyye cümlesinden olmak üzere seferde, hali havfte ve düşman karşısında ve belki maraz ve matar gibi alel’umum mevakı’ı zarurette nemazın keyfiyyetini beyan ve bu suretle hem cihadın hem nemazın dindeki ehemmiyeti kat’iyelerini tansıs için buyuruluyor ki: ١ ١ وَاِذَا ضَرَبْتُمْ فِى الْاَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلٰوةِ اِنْ خِفْتُمْ اَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذٖينَ كَفَرُوا اِنَّ الْكَافِرٖينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُبٖينًا ٢ ١ وَاِذَا كُنْتَ فٖيهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَاْخُذُوٓا اَسْلِحَتَهُمْ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَآئِكُمْ وَلْتَاْتِ طَآئِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَاْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْ وَدَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَمٖيلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَنْ تَضَعُوٓا اَسْلِحَتَكُمْ وَخُذُوا حِذْرَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِرٖينَ عَذَابًا مُهٖينًا ٣ ١ فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْ فَاِذَا اطْمَاْنَنْتُمْ فَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا ٤ ١ وَلَا تَهِنُوا فِى ابْتِغَآءِ الْقَوْمِ اِنْ تَكُونُوا تَاْلَمُونَ فَاِنَّهُمْ يَاْلَمُونَ كَمَا تَاْلَمُونَ وَتَرْجُونَ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا يَرْجُونَ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا

Meali Şerifi