AyetSûreler

Neml Sûresi 19. Âyet

Mekke · Cüz 19 · Sayfa 378

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكࣰا مِّن قَوۡلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوۡزِعۡنِيٓ أَنۡ أَشۡكُرَ نِعۡمَتَكَ ٱلَّتِيٓ أَنۡعَمۡتَ عَلَيَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَيَّ وَأَنۡ أَعۡمَلَ صَٰلِحࣰا تَرۡضَىٰهُ وَأَدۡخِلۡنِي بِرَحۡمَتِكَ فِي عِبَادِكَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ۝١٩

(Süleyman) onun sözüne gülümseyerek dedi ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا Binaenaleyh onun sözünden gülercesine tebessüm etti - karıncanın kavmı hakkındaki tedbir ve siyaseti ve kendi askeri hakkındaki husni nazarı hoşuna gitti. Ve ihtimal ki bir karıncanın bunları makamı medihte şuursuzlukla ma’zur görmesi de tuhafina geldi. Ve onun bütün bu duygularını Allah tealânın kendisine bildirmesinden de memnuniyyetle mütehasssis oldu da قَالَ dedi: رَبِّ اَوْزِعْنٖىٓ الخ böyle duâ etti: rabbından iki şey istedi. Evvelâ kendini nefsine bırakmayıp doğrudan doğru idare ederek nefsine vâz-ü zâbıt kılmasını istedi, ve bunda bilhassa iki maksad gözetti: birisi اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتٖىٓ اَنْعَمْتَ عَلَىَّ diye gerek kendini ve gerek vâlideynine olan ni’meti sabikaya şükür, diğeri de وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ diye âtî için rızaya muvafık olacak vechile iyi hizmetler yapmağa muvaffak olmak, ki bunun ikisi Dünyada Âhıret sevabının vesilesini taleb, ikincisi de وَاَدْخِلْنٖى بِرَحْمَتِكَ فٖى عِبَادِكَ الصَّالِحٖينَ salih kulların içinde rahmetine idhal buyur - diye Âhıret sevabının kendisidir. Burada salâhtan murad, salâhı kâmildir ki hiç bir günah lekesi olmıyarak rahmeti rahmâna kavuşmaktır. Saltanat tecelliyatının harikaengiz bir deminde Hazreti Süleymanın bu duâsı ile ibraz ettiği kudsî ruh fazılet hislerinin pîşvası olmak lâzım gelen. Devlet adamlarına çok yüksek ilhamlar verecek dersleri ihtivâ eder. Öyle dedi