AyetSûreler

Mutaffifîn Sûresi 29. Âyet

Mekke · Cüz 30 · Sayfa 588

إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ كَانُواْ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَضۡحَكُونَ ۝٢٩

Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِنَّ الَّذٖينَ اَجْرَمُوا filhakika o cürm işliyenler - ya’ni o mütecaviz esîm olan mükezzibler كَانُوا مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَ iyman edenlere gülüyorlardı ilh... - Mekkede Ebu Cehl, Velîd ibni mugîre, Âs ibni vâil ve emsali Kureyş müşrikleri, Ammar, Suheby, Habab, Bilâl gibi fukarai mü’minîn ile istihza ediyorlardı. Sebebi nüzul bu olduğu merviydir. Abdüh bunu şöyle ifade etmiştir: Allah tealâ bu âleme Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem Hazretlerinin bi’setiyle rahmet buyurduğu zaman kavmın kibarı ve urefâsı umumî delâlette ve kara kuvvet re’yinde idi. Hak da’veti gizli idi, ona ancak aleyhissalâtü vesselâmın sesi yükseliyordu, sonra da hevaları kalblerine olan Hak yolunu silmemiş buluna ve ona lebbeyk deyip da’vetine icabet eden zu’afâdan ba’zıları da onu fısıldıyor, ümid ettiklerine gizlice söylüyor ve korkduklarına bağıramıyordu, ve ma’lûmdurki kendisini kudret ve kesretle müte’azziz addedenler, meşrebi muhalif olan ve kuvvet ve da’vet eden kimselere gülerler. İşte Ebu Cehl, Velîd ibni mugîre Ve Âs ibni vâil ve emsali Kureyş cema’atinin halide böyle idi ve bid’atin teammüm ettiği ve fırkaların çoğaldığı ve bâtıl tarîkler içinde tarîkı Hakkın gizli kaldığı ve dinin ma’nası bilinmez olduğu ve ıbârelerinden, üslûblarından ruhu atılıp bâtınlara tetabuk etmez zavâhir ve gönüllerden ta’kîb olunmıyan harekât ve rüsûm bırakıldığı ve şehvetler tehakküm edip nâs yiyip içmeğe, ziynete ve lükse ve menasıb-ü elkaba te’alluk eden şeylerden maada amele sevk-u teşvik edecek ragbet kalmadığı, himmetler yalancı şereflere takıldığı ve herkes yapmadığı şeylerle medh olunmayı sevdiği ve nâkıslar noksanlarını kâmilleri tenkîs ile istikmal etmek istedikleri zamanlarda da hep öyle olur, Hak sesi dinlenmez, Hakka çağıranları istihza eder, tahkir ederler. Bu âyeti kerîmenin nassı da kendilerine muntabık olur اه.