AyetSûreler

Muhammed Sûresi 18. Âyet

Medine · Cüz 26 · Sayfa 508

فَهَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأۡتِيَهُم بَغۡتَةࣰۖ فَقَدۡ جَآءَ أَشۡرَاطُهَاۚ فَأَنَّىٰ لَهُمۡ إِذَا جَآءَتۡهُمۡ ذِكۡرَىٰهُمۡ ۝١٨

Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا السَّاعَةَ Demek ki ötekiler sırf saati gözetiyorlar اَنْ تَاْتِيَهُمْ بَغْتَةً ansızın kendilerini bastırıvermesini bekliyorlar. - Fılen başlarına Kıyamet kopmadan inanmıyacaklar, söz anlamıyacaklar فَقَدْ جَآءَ اَشْرَاطُهَا çünkü eşratı da geldi -

EŞRAT, «ra» nın fethiyle «şarat» ın cem’ı olarak alâmetler demektir. Ya’ni o saatin alâmetleri geldi.

Bunların başında «بُعِثْتُ أَنَا وَ السَّاعَةَ كَهَاتَيْنِ» buyuran Âhır zaman Peygamberinin bi’seti vardır. Şehadet parmağile orta parmağını göstererek: ben ba’solundum saat işte şu ikisi gibi buyurmuştur. Şakkı Kamer ve saire gibi mu’cizeler göstermiştir. Böyle alâmetler geldiği halde iyman etmediler. Demek ki o saatin bilfiıl başlarına birdenbire gelivermesini bekliyorlar. Bu âyette de saati bütün Dünyanın yıkılması ma’nâsına saati kübrâya hamlediyorlarsa da burada zikri geçen kâfirlerin bilhassa kendi saatleri kendi Kıyametlerinin kopması ma’nasını anlamak daha ma’kul ve «فَقَدْ جَآءَ اَشْرَاطُهَا» mazmuniyle inzâra daha muvafıktır. Bu Eşrat, Sûrenin ilk âyetlerinde gösterildiği üzere Muhammede indirilene iyman edip güzel güzel çalışmakta olan mü’minlerin günden güne terakkısi ve ona küfredip Allah yolundan sapan kâfirlerin Mekkedeki müşrikler cumhuriyyetinin günden güne sükutunu ve şaşkınlığını anlatan alâmetler, ya’ni mu’cizatı Muhammediyye olmalıdır. Onları gördükleri halde inanmıyanlar bilfiil kendi başlarına Kıyamet kopmadan inanmıyacaklardır. فَاَنّٰى لَهُمْ اِذَا جَآءَتْهُمْ ذِكْرٰيهُمْ fakat o geldiği vakıt akıllanıp anlamaları kendilerinin ne işlerine yarar - çünkü o vakıt korunmağa imkân kalmaz, iymani yeis makbul olmaz. Sûrenin başından buraya kadar geçen beyanata bir netîce olmak üzere buyuruluyor ki