Mücâdele Sûresi 15. Âyet
Medine · Cüz 28 · Sayfa 544
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمۡ عَذَابࣰا شَدِيدًاۖ إِنَّهُمۡ سَآءَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٥
Allah onlara çetin bir azab hazırlamıştır. Onlar ne kötü işler yapıyorlar
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 14–22. âyetleri birlikte ele alır.
14. اَلَمْ تَرَ Bakmaz mısın - teaccüb ve istihkar ile dikkat nazarlarını celb için Peygambere veya hıtab şanından olan her kişiye hıtabdır. Ya’ni ne çirkin halleri var bak اِلَى الَّذٖينَ şunlara - şu münafıklara تَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ Allahın gadab etmiş olduğu bir kavme yardaklık etmektedirler. - Münafıklar Yehûdîlere yardaklık ediyor, mü’minlerin esrarını onlara naklediyorlardı مَاهُمْ مِنْكُمْ وَلَا مِنْهُمْ onlar ne sizdendirler ne de onlardan - arada müezzeb, bir buraya bir oraya çalkanır münafıklardır. وَيَحْلِفُونَ عَلَى الْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ve bile bile yalan yere yemin ederler - Rivayet olunuyor ki Resuli Ekrem Sallâllahü Aleyhi Vesellem bir gün hucrelerinden birinde oturuyor yanında da Müslimanlardan bir kaç zat bulunuyordu, şimdi yanınıza şeytan gözlü birisi gelecek buyurdu, derken gök gözlü birisi çıktı geldi, Resulullah ona: Sen ve arkadaşların bana neye şetm ediyorsunuz? Buyurdu, öyle bir şey yapmadığına yemin etti, bırak beni de gideyim arkadaşlarımı da getireyim dedi, gitti, çağırdı geldi, onlar da yemin ettiler, bunun üzerine bu âyet nâzil oldu. İmam Ahmed İbni Hanbel, Bezzar, İbni Münzir ve İbni Ebî Hâtim ve Delâilde Beyhekî, ve İbni Merduye ve Hâkim, İbni Abbastan böyle isim tasrıh etmiyerek rivayet etmişler ve nihayetinde «يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَمٖيعًا فَيَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ» âyetinin ve mabadının nâzil olduğunu söylemişlerdir. Süddî ve Mukatilden naklolunan rivayette ise isim tasrih olunarak o gelen adamın gök gözlü, esmer, kısa boylu hafif sakallı Abdullah İbni Nebtel namında birisi olduğu ve vechi meşruh üzere arkadaşlariyle beraber yemin ettikleri, ve onun üzerine bu âyetin indirildiği nakledilmiştir. Bunların cem’inde münafat olmadığından buradan sûrenin nihayetine kadar bu sebeble nâzil olmuş bulunduğu söylenebilir. Âlûsînin zabtettiği üzere İbni Nebtel - ki nunun fethi banın sükûnü, sonra tâi müsennatı fevkıyye ve lâm ile - İbni Haris İbni Kaysı Ensariyyi Evsîdir. İbni Kelbî ve Belâzirî bunu münafıklar miyanında zikretmişler, Ebu Ubeyde de Sahabeden saymıştır. İbni Hacer de bunun tevbe ettiğine muttalı’ olduğunu söylemiştir. Kamus sahibinin «Abdullah İbni Nebîl Keemîr minelmünafıkîn» dediği de bu veya başka birisi olmak muhtemildir. 19. اُولٰٓئِكَ onlar, ya’ni yukarıdan beri evsafı zikrolunan ve şeytanın da istîlâsı altında kalıp da Allah düşüncesini unutanlar hep حِزْبُ الشَّيْطَانِ Şeytan hizbi - Şeytan tarafdarı, Şeytan partisidir. اَلَآ اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ Uyanık ol ki Şeytanın hizbi muhakkak hep husrana düşenlerdir. - Çünkü ebedî nı’meti zayi’ edip kendilerini azâba ma’ruz kılarak nefislerine ziyan etmişlerdir.
20. اِنَّ الَّذٖينَ يُحَآدُّونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ Şübhe yok ki Allah ve Resulüne yarışa kalkan haddini bilmezler اُولٰٓئِكَ öyleler - bütün o gördükleriniz, hallerini dinledikleriniz فِى الْاَذَلّٖينَ hep en alçaklar içindedirler, Evvelîn ve âhırîn içinde halkın en aşağılık en zillete lâyık alçaklarından ma’duddurlar. - Çünkü iki muhasım taraftan birinin zillet ve sefaletinin derekesi, husumet ettiği tarafın ızzet ve kuvvetinin derecesi ile ma’kûsen mütenasibdir. 21. كَتَبَ اللّٰهُ Allah yazdı - ezelde hukmünü verip silinmesi bozulması kabil olmıyan bir yazı ile Levhi mahfuzda tesbit eyledi, Katadeden mervî olduğu üzere bu ta’bir, kasem makamına carîdir, yazdı ki: لََاغْلِبَنَّ celâlim hakkı için herhalde ben yenerim اَنَا وَرُسُلٖى ben ve Resullerim - onun için peygamberler katlolunsalar bile da’valarında gerek huccet ve gerek seyf ı’tibariyle galib ve muzaffer olurlar. اِنَّ اللّٰهَ قَوِىٌّ عَزٖيزٌ Çünkü Allah kuvvet ve ızzetine nihayet olmıyan ve şerik-ü nazîri bulunmıyan çok kuvvetli bir azîzdir. Kuvveti ile Resullerini mensur eder, muradına karşı asla mağlûb edilmez 22. لَاتَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ Allah ve Ahıret gününe iyman eden hiç bir kavmı يُوَآدُّونَ مَنْ حَآدَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ Allaha ve Resulüne hadd yarışına kalkışan kimselerle sevişir bir halde bulamazsın - Öyle kimselerle sevişmek Allaha ve Ahırete iymanın muktezasiyle daban dabana zıddır. Zira onlara o halde o haysiyyetle meveddet küfre mahabbettir. Çünkü Allah ve Resulüne muhâdde küfrün en şeniıdir. Küfre mahabbet ise iyman ile ictima’ etmez. Âyetin zâhirine bu ma’na daha münasibdir. Maamafih müfessirînin bir çoğu kelâmî bir nükteye mebni bunu şu ma’na ile tefsir etmişlerdir. «Sevmemeleri gerektir, sevmemelidirler» وَلَوْ كَانُوٓا اٰبَآءَ هُمْ اَوْ اَبْنَآءَ هُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَشٖيرَتَهُمْ – Sûrei Mümtehane de «لَا يَنْهٰيكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذٖينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِى الدّٖينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ» âyetiyle «اِنَّمَا يَنْهٰيكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذٖينَ قَاتَلُوكُمْ فِى الدّٖينِ» âyeti mazmunlarını da burada mülâhaza etmelidir. اُولٰٓئِكَ işte onlar - o Allah ve Resulüne yarışa kalkışan kimseleri sevmiyen mü’minler yok mu كَتَبَ فٖى قُلُوبِهِمُ الْاٖيمَانَ Allah onların kalblerine iymanı yazmıştır. - Yalnız lisanlarında değil, kalblerinde tesbit eylemiş yerleştirmiştir. Bundan anlaşılır ki asıl iyman kalb işidir. وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُ ve kendilerini tarafından bir rûh ile te’yid buyurmuştur. - Kalblerine hayat veren ilâhî bir ırfan nuriyle kuvvetlendirmiştir. Onun için Allahı unutmazlar, Âhıret yolunu görür, sevileceği sevilmiyeceği tanırlar, Allah ve Resulüne itaat ederler, Allah yolunda her fedakârlığı yaparlar. وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ hem Allah onları altından ırmaklar akar Cennetlere koyacaktır. خَالِدٖينَ فٖيهَا o suretle ki içlerinde ebediyyen kalmak üzere رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ öyle ki Allah onlardan hoşnud onlar da Allahdan hoşnud - hem merdıyye hem radıye olarak Allahın rıdvanına irmişler اُولٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِ işte bu evsafını duyduğun mü’minler Allahın hizbidirler. - Allah askeri ve Allah dininin yardımcıları, Allah yolunda mücahede eden mücahidlerdir. اَلَآ اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ uyanık ol ki Allahın hızbi muhakkak hep felâh bulanlardır. - Dünya ve Âhıret hayır ve murada irenler ancak onlardır. اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا مِنْهُمْ. İşte Mücadele Sûresinin de Hatimesi budur. Bunu berveci âtî Haşr Sûresinin tesbih ve tenzih ile başlıyarak ta’kıyb etmesi de ne kadar güzel ve ne kadar yerinde olduğunu da iyzaha hacet yoktur. اَللّٰهُمَّ احْشُرْنَا فِى زُمْرَةِ الصَّالِحِينَ.