AyetSûreler

Mâide Sûresi 89. Âyet

Medine · Cüz 7 · Sayfa 122

لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغۡوِ فِيٓ أَيۡمَٰنِكُمۡ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلۡأَيۡمَٰنَۖ فَكَفَّـٰرَتُهُۥٓ إِطۡعَامُ عَشَرَةِ مَسَٰكِينَ مِنۡ أَوۡسَطِ مَا تُطۡعِمُونَ أَهۡلِيكُمۡ أَوۡ كِسۡوَتُهُمۡ أَوۡ تَحۡرِيرُ رَقَبَةࣲۖ فَمَن لَّمۡ يَجِدۡ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامࣲۚ ذَٰلِكَ كَفَّـٰرَةُ أَيۡمَٰنِكُمۡ إِذَا حَلَفۡتُمۡۚ وَٱحۡفَظُوٓاْ أَيۡمَٰنَكُمۡۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ۝٨٩

Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesiniz

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

لَايُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ فٖٓى اَيْمَانِكُمْ Allah yeminleriniz içinde lağvolan kasemlerle sizin muahaze etmez. -O bir akıd değildir. Yemini lağvın ta’rif ve tefsiri sûrei Bakarede geçmiş idi bak- وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَ ve lâkin akdetmiş olduğunuz, ya’ni «şöyle yapacağım, böyle yapacağım yahud şöyle olursa şöyle edeceğim» tarzında istikbale müteallık olmak üzere kendinizi bağladığınız yeminlerle sizi muahaze eder. -Bunlara yemini münakıde ta’bir olunur. Mesela «vallahi evlenmiyeceğim, vallahi zevceme takarrub etmiyeceğim, vallahi yarın oruç tutacağım, yahud vallahi sigara içmiyeceğim» gibi yeminler mün’akıdedirler. Ve bu gibi yeminler birer akd oldukları için iyfa edilmeleri lâzım gelir. Edilmezse Allah muahaze eder, bunlar ise iki türlüdür. Birisi, ma’sıyet olmayan bir şeye yemindir ki bunun nakzı asla caiz değildir. Büyük günahtır. Diğeri ma’sıyet olan bir şey’e yemindir ki bunda sebat nakzından daha günahtır. Ve bunun için ehveni şerreyn ihtiyar olunub «مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ ثُمَّ رَأٰى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهِ ثُمَّ لْيَاْتِ بِالَّذِى هُوَ خَيْرٌ» hadîsi şerifi medlûlünce yeminin nakzı tercih edilir ve keffaret verilir ki bu keffaret hem nakzı yeminin Dünyada bir cezası ve muahazesi hem de muahazei Uhreviyyeden halas için bir ıbadettir. Maamafih keffaretin lüzumu yalnız bu kısma mahsus değildir. Evvelkinde de vacibdir, çünkü nakzı caiz ve evla olan bir akdi yeminin bozulmasından dolayı muahaze demek olan keffaret vacıb olunca nakzı asla caiz olmıyan yeminin bozulmasından dolayı bu muahazenin evleviyyetle farz olacağı derkardır. Bu suretle bütün keffaretlerde hem ukubet, hem de ibadet ma’nası vardır. Ve her hangi bir yemini münakıde bozulduğu zaman da Dünyada bir keffaret ile muahaze edilir. Ve bu keffaret ile balâdaki müşkil hallolunur.

فَكَفَّارَتُهُٓ İmdi yemini bozmanın keffareti اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكٖينَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْلٖيكُمْ Ehl-ü ıyalinize yedirdiğiniz taamın nev-ü miktarında evsettan on miskini bir gün doyurmaktır. -Bu iki suretle olur. Birisi bir akşam bir de sabah çağırıb yemek yedirerek karınlarını doyurmaktır ki buna ibaha tesmiye edilir. Diğeri de akşam sabah doyuracak kadar ellerine bir şey vermektir ki buna da temlik tesmiye edilir. İmamı a’zam Ebû Hanifeye göre bunun mikdarı her miskin için bir fıtra gibi buğdaydan yarım sa’, diğerlerinden bir sa’dır. İmamı Şafiîye görede bir «müd» dür. Keffareti yemin ya böyle on miskini ıt’amdır. اَوْ كِسْوَتُهُمْ yahud on miskinin kisveleridir.- Kisve, setriavret edecek bir sevb demektir, bir rivayete göre de bir «sevbi cami’» bütün bir kat elbisedir. اَوْ تَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ Veyahud bir rakabe, bir köle veya cariye insan azad etmektir. -İmamı Şafiî keffareti katle kıyasen bunun da mü’min olmasını şart etmiş ise de Eimmei Hanefiyye keffareti katilden maadasında nâssın zâhirine nazaran rakabei kafireyi de kâfi görmüşlerdir. Hasılı keffareti yeminde bu üçden biri vacibdir, ta’yininde mükellef muhayyerdir. فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍ Binaenaleyh her kim bunlardan birini bulamaz, vermeğe kudretyab olamazsa onun keffareti de üç gün orucdur.- İbni Mes’ud mushafında «ثَلَاثَةِ اَيَّامٍ مُتَتَابِعَاتٍ» olduğundan bu üç günün bilâ fasıla birbiri arkasına tutulmasında vacibdir. ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَيْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْ İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Bozulduğu zaman bu keffareti eda ediniz. وَاحْفَظُوٓا اَيْمَانَكُمْ ve yeminlerinizi muhafaza ediniz. -Ya’ni evvelâ, her şeye yemin etmeyiniz, saniyen, yemininizin suretini iyi belleyiniz, ihmal ile unutmayınız, salisen, ma’sıyet olmıyan ve bir hayrı men’ etmeyen yeminlerde gücünüz yettiği kadar sebat ediniz. Bozmayınız, rabian, bozduğunuz takdirde keffaretini de vererek yeminin şanını muhafaza ediniz كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِهٖ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ İşte Allah size âyetlerini böyle beyan ediyor ve bervechiâti daha beyan edecektir ki şükredesiniz: ٩ يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ٩١ اِنَّمَا يُرٖيدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَآءَ فِى الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَعَنِ الصَّلٰوةِ فَهَلْ اَنْتُمْ مُنْتَهُونَ ٩٢ وَاَطٖيعُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُوا فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوٓا اَنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُبٖينُ ٩٣ لَيْسَ عَلَى الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فٖيمَا طَعِمُوٓا اِذَا مَا اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا ثُمَّ اتَّقَوْا وَاَحْسَنُوا وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنٖينَ Meali Şerifi