AyetSûreler

Mâide Sûresi 2. Âyet

Medine · Cüz 6 · Sayfa 106

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُحِلُّواْ شَعَـٰٓئِرَ ٱللَّهِ وَلَا ٱلشَّهۡرَ ٱلۡحَرَامَ وَلَا ٱلۡهَدۡيَ وَلَا ٱلۡقَلَـٰٓئِدَ وَلَآ ءَآمِّينَ ٱلۡبَيۡتَ ٱلۡحَرَامَ يَبۡتَغُونَ فَضۡلࣰا مِّن رَّبِّهِمۡ وَرِضۡوَٰنࣰاۚ وَإِذَا حَلَلۡتُمۡ فَٱصۡطَادُواْۚ وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ أَن صَدُّوكُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ أَن تَعۡتَدُواْۘ وَتَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡبِرِّ وَٱلتَّقۡوَىٰۖ وَلَا تَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ ۝٢

Ey iman edenler! Allah’ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe’ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescidi Haram’dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَآئِرَ اللّٰهِ ey iyman edenler ne Allahın şeâirine -Ya’ni iradesini gösteren merasim-ü tekâlifi diniyyesine ve ibadat ve taatına nişane olan alâmatı müş’iresine: meselâ hacc için İhram, Mikatlar, Cemreler, Safa ve Merve, Meş’ari haram, Arafe ve Rükûn, Tavaf-ü say, Kurban, Tahlık ve Ihlâl gibi menasik denilen şiarlara وَلَاالشَّهْرَ الْحَرَامَ ve ne bu şeâirden ma’dud olan şehri harama»- Ya’ni kital, haram olan Receb, zilki’de, zilhicce, muharrem dört aydan birine (sûrei Bakarede «اَلشَّهْرُ الْحَرَامُ بِالشَّهْرِ الْحَرَامِ» bak), وَلَا الْهَدْىَ ve ne hedye» -Ya’ni Kâ’beye ihda olunan kurbanlıklara وَلَا الْقَلَآئِدَ ne de kılâdelere- Ya’ni kurbanlık nişanesi olmak üzere hediylere her hangi bir şeyden takılan gerdanlıklara ve alel’husus bunların takıldığı kıladeli kurbanlıklara وَلَآ آٰمّٖينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ ve ne beyti harama يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا rablarından hem bir fadıl -bir ticareti Dünyeviyyev e hem rıza ümid ederek ziyaret kasdedenlere hurmetsizlik etmeyin -Ya’ni bütün şeâiri muhterem tutun, hurmetini hetk eylemeyin. Ezcümle Şehri harama kital veya nesi’ ile riayetsizlikte bulunmayın, hedy-ü kalâidin hurmetini ıhlâl etmeyin, diğerlerinin sevkettiklerine taarruz etmeyin, kendinizin hediy, sevk-u taklid etmesi de ef’ali ihramdandır, Binaenaleyh, bozmayın derhal elbisenizi çıkarıb ihrama girmekle ve ba’dehu bunların etlerini tesadduk etmekle bu hurmeti muhafaza edin, hem ziyaret, hem ticaret kasdiyle Kâ’beye gelenleri meneylemeyin, huccacın yolunu kesmeyin, beyti harama haricden gelenler de Mekkeye ihramsız girmesin. وَاِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُوا avlanacaksınız İhramdan ve Haremden çıkıb hılle girdiğiniz vakıt avlanın»- O vakıt Harem haricinde sayde me’zuniyyet var. Fakat saydi harem ne ıhramlı ne ıhramsız hiç bir halde caiz değil. «لا ينفر صيدها» وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ اَنْ صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اَنْ تَعْتَدُوا bir zamanlar sizi Mescidi haramdan menettiklerinden dolayı bir kavme olan buğz sizi kendilerine taarruz ve tecavüzünüzle günaha sokmasın, şeâire hurmetsizlik etmek cürmüne düşürmesin» -İbni Kesir ve Ebu Amir kıraetlerinde «همزه» nin kesrile «اِنْ صَدُّوكُمْ» okunduğuna göre: bir kavm sizi Mescidi haramdan menederlerse onlara buğz ve kininiz şeâire hurmetsizlik ederek kendilerine taarruz etmeniz suretile sizi gûnaha sokmasın وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى birr-ü takva üzerinde yardımlaşın da وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ cürm-ü taaddi üzerinde yardımlaşmayın. وَاتَّقُوا اللّٰهَ ve Allahdan korkunb u emirlere muhalefetten hazer edin اِنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ ve iyi bilin ki Allahın ıkabı gayet şiddetlidir, dayanılır şey değildir.»

Rivayet olunduğuna göre bu âyetin başlıca sebebi nüzulü Beni Dubey’a ibni Sa’lebedene Hutam ibni Hindi Bekrî hâdisesi olmuştur. Bu Hutam Medineye gelmiş, atlarını Medine haricinde bir yere bırakmış, yalnızca huzurı Resulullaha varmış, bir kavmin da’ısi olduğunu ve arkadaşlarile beraber gelib müsliman olacaklarını va’d eylemiş, çıktığı zaman Resulullah «bu adam bir fâcir yüzile girdi ve bir gadir kafasile çıktı» buyurmuş. Sonra Medineden çıkmış, Medine ahalisinin yayılmakta olan develerine rastlgelmiş sürmüş götürmüş ve şu recezi söyliyerek gitmiş: قد لفها الليل بسواقٍ حطم ليس براعى ابل ولا غنم ولا بجزار على ظهر الوضم باتوا نياما وابن هند لم ينم بات يقاسيها غلام كا الزلم خدلج الساقين ممسوح القدم Haber alınınca ta’kıb edilmiş, yetişilememiş, ertesi sene ya’ni Omrei kaza senesi Bekr ibin Vâil huccacı miyanında Yemameden çıkmış, hacce gelmiş ve beraberinde hayli emvali ticaret varmış ve sürdüğü develerden bir çoğunu kılâdeleyıb hedy olarak sevketmiş. Müslimanlar karşıdan bunların geldiklerini işidince karşılayıp vurmak için Resulüllahdan istizan etmişler, bu âyet nâzil olmuş, müsâade buyurulmamıştır. ( طبرى ابو حيان ابو السعود حاشيهٔ قاضى شهاب). Omrei kazâ zilkı’de de vakı’ olduğundan «Şehri haram» evvelen ve bizzat buna işaret demektir. Diğer taraftan İbni zeydin rivayetine göre Fethi mekke senesi müşrikler dahi Kâ’beyi ziyarete geliyorlar ve Omreye giriyorlardı, müslimanlar, «ya Resulallah bunlar müşrik, bız de bunları bırakmıyalım baskın edelim» demişler «وَلَآ آٰمّٖينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ الخ» nâzil olmuş, Hudeybiyeyi ıhtar eden «وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ اَنْ صَدُّوكُمْ الخ» fıkrası da buna daha zıyade mülâyımdır.

Bu rivayetlerde gösterilen sebebi nüzule nazaran «وَلَآ آٰمّٖينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ» yalnız müsliman huccacın değil, müşriklerin bile Kâ’beyi ziyaretten men’ edilmemelerini âmirdir. Ve talebi rıdvan kendi mezheblerine nazaran zu’mlerince demekdir. O halde sûrei «Barâe» de «مَا كَانَ لِلْمُشْرِكٖينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِدٖينَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِ» ve «اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هٰذَا» âyetlerile dokuzuncu senei Hicriyyeden sonra müşrikler Mescidi harama yaklaşmaktan men’edildikleri zaman bu umum nesholunmuş «وَلَآ آٰمّٖينَ» yalnız müsliman huccaca munhasır kalmıştır.

Kezalik «وَلَاالشَّهْرَ الْحَرَامَ» hukmü de sûrei «Bakare» de beyan olunduğu üzere «وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ» gibi tamîm âyetlerile mensuhtur. Cumhuri ulemanın kavli de budur. Fakat ba’zı ulema şehri haramda ta’arruzî harbin memnu’iyyeti bâkı olduğuna ve taarruzu nehy’eden «وَلَاالشَّهْرَ الْحَرَامَ» hukmünün mensuh olmadığına zahib oldukları gibi esasen «وَلَآ آٰمّٖينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ» dahi müslimanların gayrısına şamil olmadığına ve çünkü «يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا» talebi sevab ve rızai İlâhî ma’nâsile mü’minlerin şı’arında zâhir bulunduğuna ve şu halde müşriklerin men’ini emreden «Barea» âyetlerinin buna ta’allûku olamıyacağına kail olmuşlardır. Bunun için Hasen radıyallahü anh «sûrei «Maide» de mensuh yoktur» demiş. Ebu Meyserenin «Bu sûrede on sekiz feriza vardır ve bunda mensuh yoktur. dediği de nakledilmiş ve bu babda balâda zikredilen «سُورَةُ الْمَائِدَةِ مِنْ اٰخِرِ الْقُرْاٰنِ نُزُولًا فَاَحِلُّوا حَلَالَهُ وَحَرِّمُوا حَرَامَهُ» hadîsi şerifile dahi istidlâl olunmuştur ki bunlar surenin tamamı Hıccetülveda’ senesinde nâzil olduğu rivayetine tarafdar olmuşlar demektir. Maamafih surei «Mâide» nin iki âyetinden maadasında mensuh bulunmadığı hakkında da bütün müfessirînin icmaı vardır. Hazreti ebi Bekrin hacce me’mur olduğu dokuzuncu senei hicriyyeye kadar Arab müşriklerinin hacdan men’edilmediği ma’lûmdur. Zikrolunan «Berae» âyetlerinin nüzulü üzerine bu seneden sonra men’ edildiklerinde ve onuncu senei hicriyyede Resulullahın bizzat riyaset buyurduğu hıccetülveda’a kâfirlerden hiç birinin yaklaşdırılmadığında da ıhtilâf yokdur. Fakat mes’ele bundan evvel küffarın men’edilmemesi, men’e dair bir emir varid olmamasındanmıdır? Yoksa men’ edilmemeleri bu âyet ile emredilmiş olmasından, ya’ni «وَلَآ آٰمّٖينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ» küffara da şamil bulunduğundan mıdır? İşte ıhtilâf bu noktadadır. Ve ma’lûmdur ki nesih, nassın mütebakideki kat’iyyetine halel vermiyeceğinden her iki surette «وَلَآ آٰمّٖينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ» fıkrasının evvel ve ahır huccaci müslimînin hacden men’edilmemeleri hakkındaki hukmü kat’î ve muhkemdir. «Barea» âyeti de müşrikîn aleyhinde muhkemdir. Ve elyevim semerei hilâf ancak «Şehri harâm» mes’elesinde zâhir olabilecektir. Zira ba’zı ulemanın dediği gibi burada nesih yoksa müslimanlar, şehri haram denilebilen dört ayın hiç birinde ta’arruzî olarak i’lâni harbe şer’an me’zun değillerdir. Cumhurun dediği gibi nesih varsa lüzumuna göre gerek tedafü’î ve gerek ta’arruzî harb edebilmek için bu dört ay dahi diğer aylar gibidir. Mukaddema mevcud olan Eşhuri hurum kaydi bugün merfu’dur. Biz de cumhur ile beraber bu reydeyiz. Sonra bu âyetin hacc aylarında asâyişın muhafazasına her zamandan ziyade ve bir sureti mahsusada i’tina olunması lüzumunu kemali ehemmiyyetle iş’ar ettiğinde de şübhe yokdur.

«غَيْرَ مُحِلِّى الصَّيْدِ وَاَنْتُمْ حُرُمٌ» istisnasına dair olan bu tafsılden sonra «اِلَّا مَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ» istisnasının tafsıline gelelim: «اُحِلَّتْ لَكُمْ بَهٖيمَةُ الْاَنْعَامِ» lâkin