AyetSûreler

Kıyâmet Sûresi 32. Âyet

Mekke · Cüz 29 · Sayfa 578

وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ۝٣٢

Fakat yalanladı ve döndü

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

Bu açıklama 31–40. âyetleri birlikte ele alır.

31. فَلَا صَدَّقَ – Bunu ekser müfessirîn iyman ma’nasına tasdîkten olmak üzere tefsîr etmişlerdirki zâhiri de budur. Lâkin Ebu Hayyanın dediği gibi ba’zıları da sadakadan olarak, sadaka vermedi diye tefsîr etmişlerdirki bunda ziyade bir ma’na var. Evvelkinde «وَلٰكِنْ كَذَّبَ» mücerred te’kit gibi kalmış olacağından bu ma’na daha faydalıdır. Ve evvelki Sûredeki «لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّٖينَ وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكٖينَ» mazmununa da mutabıktır. Çünkü tasdîk, tesadduk ma’nasına da gelir. İkisinde de bunun «fa» ile yukarıya rabtı şu mazmunu ifade yler: fakat o Dünya zevk ve mahabbetine dalıp da nihayet böyle rabbına sevk olunacak olan ve ne zaman o Kıyamet günü diyen o fâcir can, ne yüzle rabbına varacak? Çünkü o Dünyada ilerisini ne tasdîk etti, ne Allah için bir amel işledi, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı, ve lâkin Allahı, Peygamberi Kur’anı, Âhıreti inkâr etti yalan dedi ve hakka karşı arkasını döndü tâatta bulunmadı. Sonra da bununla iftihar ederek gerneşe gerneşe, kurula kurula ehline, evine veya iline keyif çatmaya gitti. Şimdi bu adam sonunda Dünyadan uzak bir hicran ile varacağı rabbına ne yüzle varacak? Şübhe yokki bu adam o gün gülecek yüzlerden değil. Kendilerine fâkıre yapılacak, belleri kırılacak, belâsını bulacak pusarık; kara yüzlülerdendir. Bu âyetlerin iycaz içinde bu ma’nalara daha revnaklı delâletleri vardır. Onun için o gibilere şöyle buyuruluyor: 35. اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰى – Arabcada «اَوْلٰى لَكَ» ta’biri Türkçemizde «gerekti sana bu belâ oh olsun» demek gibi bir duâ ve teşeffî makamında kullanılır. Ma’lûmumuz olan «اَوْلٰى» dan «وَيْلُ» evlâ ve elyaktır sana o veyl ü helâk» ma’nasınadır. Ba’zıları da bu «اَوْلٰى» nın «اَوْلٰى لَكَ الْوَيْلُ» kelimesinden maklûb olarak en büyük veyl başına olsun demek olduğunu söylemişlerdir. Bu âyetin Ebu cehil hakkında nâzil olduğu rivayeti geçmişti. Maamafih mazmunun emsaline de şumulü zâhir olduğunda şübhe yoktur. 36. اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًى – SÜDÂ, mühmel, teklifsiz, başı boş, kendi keyfine bırakılmış ilişiksiz demektir. 37.

اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً الخ – Mezkûr zannın butlânını isbat ile hatimeye ihzardır. اَلَيْسَ ذٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يُحْيِىَ الْمَوْتٰى Bu Sûre okunduğu zaman Âhirinde «بَلٰى» denilmesi, Velmürselâtü âhirinde «اٰمَنَّا بِاللّٰهِ» denilmesi «Vettîni vezzeytuni» nin âhirinde «بَلٰى وَاَنَا عَلٰى ذٰلِكُمْ مِنَ الشَّاهِدٖينَ» denilmesi Resulullahdan Ebu Hüreyre hadîsiyle, Ahmed, Ebu Davud, Hâkim, Beyhekî gibi muhaddisîn ve müfessirîn tarafından rivayet edilmiştir.