Kıyâmet Sûresi 19. Âyet
Mekke · Cüz 29 · Sayfa 577
ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا بَيَانَهُۥ ١٩
Sonra onu açıklamak da bize aittir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ sonra beyanı da bize aiddir. Lüzûm ve ihtiyac hasıl oldukça vücuhi beyandan biriyle muradın beyan ve iyzahı da bize aiddir. Ilmi usulde tafsîl olunduğu üzere beyanın vücuhu beştir: beyanı takrir, beyanı tefsîr, beyanı tağyir, beyan tebdil, beyanı zarurettir. Bu suretle Kur’anın bir çok âyetleri birbirlerini beyan ederler. Burada dikkate şayan olan noktalardan birisi de şudur ki «جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُ» âyetlerinde Kur’an, isim değil, kırâet ma’nâsına ruchan vezninde masdardır. İkincisi makrüvv ma’nâsına da olabilir. bu münasebetle burada evvelce zikr ettiğimiz ma’nâya da bir nevi’ işaret vardır. Nefsine basîret olan insan her hangi mühim bir hâdise karşısında vicdanının derinliğindeki hatıratı hakkı hakkıyle dinlemek ve kendi nefsine karşı şâhid olmak için acele etmemeli, nefsinin temayulâtını karıştırmıyarak samîmıyyet ve te’enni ile dinleyip ona göre hareket etmelidir. Netekim «اِسْتَقْتِ قَلْبِكَ وَلَو اَفْتَاكَ الْمُفْتُونَ= kalbine danış müftîler sana fetva verseler bile» hadîsi şerifinde ve istihare hadîslerinde bu ma’nâ beyan edilmiş olduğu gibi «لَا يَزَالُ الْعَبْدُ يَتَقَرَّبُ اِلَىَّ بِالنَّوَافِلِ حَتَّى اَكُونَ سَمْعَهُ وَ بَصَرَهُ الخ» Hadîsi kudsîsindede bu ma’nâ vardır. Enbiyanın vahyinden maada ilhamat umum için esbabı ılimden değil ise de amellerin hukmü niyyete bağlı ve niyyet umurı kalbiyyeden olduğu ve bunda şehadeti vicdanın ehemmiyyeti büyük olduğu gibi bil’hassa insan ef’al ve akvalinde kendi vicdanına sadık olabilmek için ruhundaki bütün ma’lumatı ve delâili gereği gibi dinlemek ve fücurunu, takvâsını, Allahın ilham ettiği gibi sezerek ona göre fi’liyyata girişmek dahi nüfusı mülhemenin şıarındandır. Çünkü huzurı hakka insan onunla çıkacaktır. Ve işte bu ma’naya işarettirki bu âyetleri bu Sûrede bir istitrad halinde bırakmıyarak evvelini âhirine temamen yapıştırmıştır.