AyetSûreler

Kehf Sûresi 74. Âyet

Mekke · Cüz 15 · Sayfa 301

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَٰمࣰا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلۡتَ نَفۡسࣰا زَكِيَّةَۢ بِغَيۡرِ نَفۡسࣲ لَّقَدۡ جِئۡتَ شَيۡـࣰٔا نُّكۡرࣰا ۝٧٤

Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: "Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın" dedi

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

فَانْطَلَقَا yine gittiler - ya’ni özürünü kabul etti de gemi ile sahile çıktıktan sonra yine gittiler حَتّٰىٓ اِذَا لَقِيَا غُلَامًا nihayet bir oğlana rastgeldiler فَقَتَلَهُ onu hemen öldürüverdi - oğlan ta’biri gibi gulâm ta’biri de ekseriyya bâliğ olmıyanlar da şayi’ olduğu cihetle cumhur bunun henüz bâliğ olmamış bir çocuk olduğuna kail olmuşlardır. Fakat İbni ebi Hatem Said Abdilazizden yirmi yaşında bir genç olduğunu rivayet etmiştir. Filvakı’ böylelerine de gulâm ıtlak olunabilir. قَالَ اَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةً بِغَيْرِ نَفْسٍ bir nefis mukabili olmıyarak ter temiz bir nefsi öldürüverdin mi? - Ya’ni bir kısas hakkın yokiken bir ma’sum veya suçsuz kimseyi öldürüverdin mi?. Demişlerdir ki murad, katlin bigayri hakkın olduğunu söylemektir. Yalnız kısas hakkının nefyi makama enseb olmak ı’tibariyledir. Ve yâhud Musânın şeriatinde sabiyye de kısas lâzımgeldiğini iş’ardır. لَقَدْ جِئْتَ شَيْئًا نُكْرًا kasem ederim ki çok münker bir şey yaptın. ٧٥ قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكَ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَطٖيعَ مَعِىَ صَبْرًا ٧٦ قَالَ اِنْ سَاَلْتُكَ عَنْ شَىْءٍ بَعْدَهَا فَلَا تُصَاحِبْنٖى قَدْ بَلَغْتَ مِنْ لَدُنّٖى عُذْرًا ٧٧ فَانْطَلَقَا حَتّٰىٓ اِذَآ اَتَيَآ اَهْلَ قَرْيَةٍ اسْتَطْعَمَآ اَهْلَهَا فَاَبَوْا اَنْ يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فٖيهَا جِدَارًا يُرٖيدُ اَنْ يَنْقَضَّ فَاَقَامَهُ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ اَجْرًا ٧٨ قَالَ هٰذَا فِرَاقُ بَيْنٖى وَبَيْنِكَ سَاُنَبِّئُكَ بِتَاْوٖيلِ مَا لَمْ تَسْتَطِعْ عَلَيْهِ صَبْرًا ٧٩ اَمَّا السَّفٖينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَاكٖينَ يَعْمَلُونَ فِى الْبَحْرِ فَاَرَدْتُ اَنْ اَعٖيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُمْ مَلِكٌ يَاْخُذُ كُلَّ سَفٖينَةٍ غَصْبًا ٨ وَاَمَّا الْغُلَامُ فَكَانَ اَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشٖينَآ اَنْ يُرْهِقَهُمَا طُغْيَانًا وَكُفْرًا ٨١ فَاَرَدْنَآ اَنْ يُبْدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيْرًا مِنْهُ زَكٰوةً وَاَقْرَبَ رُحْمًا ٨٢ وَاَمَّا الْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَامَيْنِ يَتٖيمَيْنِ فِى الْمَدٖينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُ كَنْزٌ لَهُمَا وَكَانَ اَبُوهُمَا صَالِحًا فَاَرَادَ رَبُّكَ اَنْ يَبْلُغَآ اَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنْزَهُمَا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ وَمَا فَعَلْتُهُ عَنْ اَمْرٖى ذٰلِكَ تَاْوٖيلُ مَالَمْ تَسْطِعْ عَلَيْهِ صَبْرًا

Meali Şerifi