Kamer Sûresi 27. Âyet
Mekke · Cüz 27 · Sayfa 529
إِنَّا مُرۡسِلُواْ ٱلنَّاقَةِ فِتۡنَةࣰ لَّهُمۡ فَٱرۡتَقِبۡهُمۡ وَٱصۡطَبِرۡ ٢٧
Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اِنَّا مُرْسِلُوا النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ çünkü biz onlara fitne için nâkayı salacağız. - NÂKA, dişi deve demektir. Sûrei Şuarada geçtiği üzere «مَآ اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا فَاْتِ بِاٰيَةٍ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖينَ» diye Salih aleyhisselâmdan âyet, ya’ni nübüvvetine alâmet olacak mu’cize istemeleri üzerine bir kaç Sûrede geçtiği vechile işte size bir naka, bir âyet olmak üzere Allah nakası «هٰذِهٖ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَاْكُلْ فٖٓىاَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَاْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ» denilmişti. Bu nâkanın nereden ve nasıl çıktığı Kur’anda musarrah değildir. Ancak «نَاقَةُ اللّٰهِ» ta’bir olunmuştur. Lâkin haberlerde bir «هَضْبَة» den, ya’ni yalçın kayadan ıbaret bir tepeden çıkarılmış olduğu şayi’dir. Burada bunun çıkarılması değil de irsali, ya’ni bırakın Allahın arzında otlasın diye salınması bir fitne için olduğu beyan buyuruluyor. Bunu çokları imtihan ma’nâsına tefsir etmişler ise de meşhur ma’nâsına hamlini tecviz edenler dahi olmuştur. Razî der ki: burada fitne maf’ulünlehtir, buna göre irsalden maksud fitne olmuş oluyor, lâkin asıl maksud Peygamberi tasdık olmak lâzım gelir. Çünkü bihakkın Salih aleyhisselâmın mu’cizesidir. Şu halde bunun tefsirinde tahkık nedir? Deriz ki bunda iki vecih vardır. Birisi: mu’cize bir fitnedir. Çünkü onunla müsab olacak kimsenin hali muazzeb olacak kimsenin halinden seçilir. Zira Allah tealâ mu’cize ile mahza Peygamberin sıtkını anlatmış olması hasebiyle küfredenleri ta’zib eyler, bu cihetle mu’cize Peygamberi bir tasdık olması haysiyyetiyle bir ibtilâdır. Zira tasdıkten sonra musaddık ile mükezzib seçilecektir. İkincisi bundan daha incedir. Şöyle ki: nakanın kayadan çıkarılması bir mu’cize, salınması ve aralarında dolaşması ve suyun taksim olunması da bir ibtilâdır. Onun için «اِنَّا مُخْرِجُوا النَّاقَةِ فِتْنَةً» buyurulmamış «اِنَّا مُرْسِلُوا النَّاقَةِ فِتْنَةً» buyurulmuştur bir de bunda şöyle bir gizli işaret vardır. Ki Allah tealâ dilediğine hidayet buyurur ve hidayetin yolları vardır: ba’zısı insanın kesb ile medhali olacak bir surette olur, meselâ delil olacak bir şey halkeder ve onda insanın nazar ve tefekkürü o suretle vakı’ olur ki ındinde hak, tereccuh eyler de ona tabi’ olur. Ba’zan da onu ibtidadan ona ilca eder ve tâ küçüklüğünden onu hatadan sıyanet eyler. İşte Peygamberler eliyle mu’cize ızharı kesb ile ihtidasını dilediğine hidayet kabilindendir. Peygamberlerin kendilerine olan hidayet ise kesbile değil belki kendilerinde gayri kesbî bir takım ılimler halkı iledir. Bu suretle «اِنَّا مُرْسِلُوا النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ» onlara işarettir ve onun için «لَهُمْ» buyurulmuştur ki ma’nâsı onlar için fitne olabilecek vechile demektir. فَارْتَقِبْهُمْ onun için gözet onları - bak o yüzden nasıl bir mihnet ve azâba düşecekler وَاصْطَبِرْ ve sabırlı ol, sana eziyyet ederlerse azâbı acele etme