Kalem Sûresi 4. Âyet
Mekke · Cüz 29 · Sayfa 564
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمࣲ ٤
Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ ve her halde sen şübhesiz pek büyük bir ahlâk üzerindesin - ya’ni say-ü amel ile en yüksek hayır gayesine iysal edecek pek büyük huylar, hakikaten ta’zîme lâyık seciyye ve meleke ve ma’neviyyat üzere yaratılmış bulunuyorsun, onunla yürüyecek o gayeye ireceksin, işte o ahlâk, sıratı müstekımı, dîni hakk olan dîni islâmı teşkil eden edebi - Kur’an ve ahlâkı ilâhiyyedirki onu Allah tealâ başhetmiş ve «لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ» buyurmuştur. Onun büyüklüğünü halk idrâk edemez ve sabr-ü tehammül edilmesi ıktıza eden deliliklerde bulunurlar. Ragıbın Müfredatında beyanı vechile halk ve hulk aslında birdir. Şerb ve şürb, sarın ve surm gibidir. Lâkin feth ile halk, gözle idrâk olunan suretlere, hey’etlere, şekillere mahsus, zamm ile hulk, gönülle idrâk olunan kuvvelere muhtass olmuştur اه. Cem’i lâmın zammiyle huluk ve ahlâk gelir. Fakat lisanımızda ahlâk kelimesinin de evlad kelimesi gibi müfred makamında isti’mâli şayi’ olmuştur. Ahlâk haddizatında güle olan huylardır. Çirkin huylulara ahlâksız denilir. Bununla beraber meleke ve rusuh esas olduğundan hayır veya şerri i’tiyad etmiş olmasına nazaran ahlâkı hasene ve ahlâkı seyyi’e yâhud güzel ahlâklı ve çirkin ahlâklı diye de bir tefrık yapılır, «خُلُقٍ عَظٖيمٍ» in tefsirinde varid olan rivayetler İbni Abbastan: - 1) azîm bir dîn, - 2) azîm bir din ki o islâmdır. Mücahidden: dîn. İbni zeydden; edebi Kur’an, imam Ahmed, Darimî, İbni mace, Nese’î, İbni Cerîr ve daha diğerlerinin Saıyd ibni hışamdan rivayetlerinde demiştir ki Resulullahın ahlâkını Hazreti Aişeden sordum dediki Kur’anı okumuyormusun? Okuyorum, dedim. İşte dedi: Resuli ekrem sallâllahü aleyhi vesellem Hazretlerinin hulku Kur’an idi. Bunda iki ma’na vardır: birisi: Kur’andaki büyük mekârimi ahlâkın hepsi onda vardı: Kur’anın zecreylediği eksikliklerin hepsinden korunurdu «فَاسْتَقِمْ كَمَآ اُمِرْتَ» emrinin tamamiyle mısdakı idi, onu anlamak Kur’anı tamamen anlamağa mütevakkıftır demek olur. Birisi de onun ahlâkı Kur’anda «وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ» buyurulduğu üzere öyle büyük bir ahlâk idiki onu başka bir ta’rif ile anlatmak kabil değildir demek olur. Dahhâktan «لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ» ya’ni Allahın ona emrettiği ve onu müvekkel kıldığı dîni ve emri اه. Burada «خُلُقٍ» daki tenvin tefhıym içindirki sairlerinin hakkiyle idrâk edemiyecekleri güzelliklerle mümtaz bir ahlâk demektir. Görülüyorki evvelâ tahkıyk ve te’kid için olan «اِنَّ» sâniyen te’kid ifade eden «لام» ibtida ile, sâlisen tenvini tefhıym. Rabian da azîm vasfiyle ahlâkı Muhammedînin azamet ü ulviyyeti kat kat te’minat içinde beyan ve tebliğ buyurulmuş ve bu cümlede yukarıdaki kasemin cevabına ma’tuf olmak suretiyle de takviye ve te’kid edilerek bu kitabı mübînde kalemi a’lânın yazdığı satırları, azîm bir ayeti mümtazesi olmak üzere konulmuştur.