AyetSûreler

الكافرون

Kâfirûn Sûresi

109. sûre · Mekke · 6 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

KÂFİRÛN ٩ ١ سُورَةُ الْكَافِرُونَ «قُلْ يَآ اَيُّهَا الْكَافِرُونَ» Sûresi ve bundan hikâye i’rabiyle «الْكَافِرُونَ» Sûresi ve lisanımızda mütearef olduğu üzere «قُلْ يَآ» Sûresi denilen bu Sûre dahi Mekkîdir. Dânî bilittifak demiş. Bahirde ise: cumhur kavlinde mekkîdir. Katadeden medenî olduğu da rivayet olunmuş diyor. Katadeden hılâfı da nakl edilmiş, ancak İbni merduye, İbni zübeyrden medenî olduğunu tahric eylemiş, bu sebeble Âlûsî Dânînin bilittifak demesine mahallinde değildir diye ilişmiş ise de medenî rivayeti, garib demek olacağından sahîhi bilittifak Mekkî demek olur. İbni ebî hâtimin Zürare ibni ebî evfâdan tahric ettiği vechile bu Sûreye «Mukaşkışe» dahi denilirki uyuz ve çiçek ılleti gibi ılletlerden iyileştirmek demek olan kaşkaşeden müştakk olup şirk ve nifak derdlerinden berî kılan ma’nasına müberrie demektir. Kaşkaşe türkçemizde def’ etmek, kovalamak ma’nasına kışkışlamak ile de terceme olunsa yakışmaz değildir. Cemâlülkurrada mezkûr olduğu üzere buna ibadet Sûresi dahi denilmiş olduğu gibi ihlâs Sûresi dahi denilir. Ondan dolayı «قُلْ هُوَ اللّٰهُ» ile ikisine «ıhlâsayn» ta’bir olunur. Netekim Resulullahın sabah ve akşam namazlarının sünnetlerinde «قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ» ile «قُلْ يَآ اَيُّهَا الْكَافِرُونَ» okuduğunu İbni Ömerden ve Hazreti Âişeden rivayet edilen hadîslerde «ıhlâsayn» denildiği de görülür.

Âyetleri - Hılâfsız altıdır.

Fasılası - نمد د م ن harfleridir.

Bu Sûre, kevserin mutezammın olduğu ıhlâs ile ibadet emrinin i’lânını âmir, ve aynî zamanda Peygambere buğz eden ebterlerin küfürlerine karşı da bir cevab mevkiınde olarak onun mazmununu bir tafsîl gibidir. İmam Ahmedin ve Evsatta Taberânînin rivayet ettikleri bir hadîste: Zeyd ibni hârisenin biraderi Cebele ibni Hârise, Resulullaha «bana uykum sırasında okuyacağım birşey öğret» dediği zaman bu Sûreyi okumasını emr buyurmuştur. Bezzar ve İbni merdûye. «Hababe» emr eylediğini de rivayet eylemişler, Beyhekî de Şuabda «Enese de uykusu sırasında okuması emr olunduğunu» rivayet eylemiştir. Ebu ya’dâ ve Taberanî şu hadîsi de merfuan rivayet etmişlerdir: «اَلَآ اَدُلُّكُمْ عَلٰى كَلِمَةِ تُنْجٖيكُمْ مِنَ اْلِاشْرَاكِ بِاللّٰهِ تَعَالٰى تَقْرَؤُنَ قُلْ يَآ اَيُّهَا الْكَافِرُونَ عِنْدَ مَنَامِكُمْ= sizi Allah tealâya şirk koşmaktan koruyacak bir kelime anlatayımmı size? Uykunuz sırasında «قُلْ يَآ اَيُّهَا الْكَافِرُونَ» okursunuz». Deylemî de Abdullah ibni ceraddan şöyle rivayet etmiştir: «Resulullah buyurdu, ki Münafık kuşluk namazı kılmaz, ve «قُلْ يَآ اَيُّهَا الْكَافِرُونَ» okumaz». Taberânî, Evsatta İbni Ömerden ve Sagîrde Sa’d ibni ebî vakkastan rivayet eylemiştirki: «bu Sûre Kur’anın rub’una muadildir». Bunun vechinde bir hayli söz söylenmiş ise de en besîtı şöyle anlamaktır: Kur’anın mazmunu bir bakışa göre şu suretle hulâsa olunabilir: «ıbadat, muamelât, Âhıret ahkâmı ve kısas» bu Sûre ise ıbadetin ruhu olan tevhid ve ıhlâs i’lânını âmir olduğu için rub’una muadil demek olur.

Sebebi nüzulü - Ebu Hayyan der ki bunun nüzulü esbabından olarak şöyle zikr etmişlerdir: aleyhissalâtü vesselâma kâfirler: «bırak bu tuttuğun da’vayı biz sana istediğin kadar mal, servet verelim, kerimelerimiziden dilediğini tezvic edelim ve seni üzerimize Melik yapalım, eğer bunu yapmazsan gel bizim ilâhlarımıza tap biz de senin ilâhına tapalım, müşterek olalım, hayır hangisinde ise ona hepimiz de nâil olmuş oluruz» demişlerdi, bir de onun en çok şânii Kureyşten olduğu ve bir sene kendilerinin ma’budlarına ıbadet etmesini ve kendilerinin de bir sene onun ma’buduna ıbadet edeceklerini söylemiş olduklarından dolayı onlardan teberrî ve o teklifin asla olacak şey olmadığını ıhbar için Allah tealâ bu Sûreyi indirdi اه. İbni Hişam Siyerinde der ki, bana bâliğ olanda: Resulullah sallâllahü aleyhi vesellem Kâ’beyi tavaf ediyorken Esved İbni Muttalib İbni Esed İbni Abdil’uzzâ ve Velid İbni Mugîre ve Ümeyyetübni Halef ve A’s ibni Vâili Sehmî önüne gerildiler, bunlar kavimleri içinde yaşlı kimselerdi, ya Muhammed: gel biz senin taptığına tapalım sen de bizim taptığımıza tap biz ve sen emirde müşterek olalım, eğer senin taptığın bizimkinden hayırlı ise biz ondan hazzımızı almış oluruz ve eğer bizim taptıklarımız seninkinden hayırlı ise sen de ondan hazzını almış olursun! Dediler, Allah tealâ da onlar hakkında «قُلْ يَآ اَيُّهَا الْكَافِرُونَ لَآ اَعْبُدُ مَاتَعْبُدُونَ» Sûreyi temamen indirdi اه. İbni Cerîr ve ibni ebi Hâtim ve Mesahifte İbni Enbarî, Ebil’buhturînin mevlâsı Saıyd ibni Meynâdan öyle tahric de eylemişlerdir. Müfessirînin ekseriyyetle zikr ettikleri şu suretledir: Kureyşin ileri gidenlerinden bir takım, Resulullaha sen, gel bizim dînimize tâbi’ ol biz de senin dînine tâbi’ olalım, bir sene sen bizim ma’budlarımıza ıbadet edersin bir sene de biz senin ma’buduna ibadet ederiz, dediler. Resulullah «Meâzallah Allaha başkasını şerîk koşmaktan» dedi, onlar o halde bizim ilâhlarımızın ba’zısına istilâm ediver (el sürüver) de seni tasdık edelim ve ilâhına ıbadet eyliyelim dediler, bu sebeble bu Sûre nâzil oldu. Resulullah sabahleyin Mescidi harama gitti, Kureyşten dolgun bir hey’et vardı. Başları üzerine dikildi de bu Sûreyi okudu, onlar da ümidlerini kestiler اه. İbni Cerîrin ve Râzînin kayd ettikleri vechile «قُلْ اَفَغَيْرَ اللّٰهِ تَاْمُرُٓونّٖىٓ اَعْبُدُ اَيُّهَا الْجَاهِلُونَ» âyeti de bu sebeble nâzil olmuştu. Onda Allahdan başkasına teabbüd emr ettiklerinden dolayı cehaletleri ile tevbih ederek ey cahiller diye hıtab emr edilmişti, bundan da daha ağır olacak «ey kâfirler» diye hıtab emr olunuyor: ve bu vechile esbabı mucibesi beyan olunarak onların dîninden teberrî ve hak tevhid dîni ile tedeyyün lüzumu tebliğ buyuruluyor, şöyleki: بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ قُلْ يَآ اَيُّهَا الْكَافِرُونَ ٢ لَآ اَعْبُدُ مَاتَعْبُدُونَ ٣ وَلَآ اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَآ اَعْبُدُ ٤ وَلَآ اَنَا عَابِدٌ مَاعَبَدْتُمْ ٥ وَلَآ اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَآ اَعْبُدُ ٦ لَكُمْ دٖينُكُمْ وَلِىَ دٖينِ

Meali Şerifi

1قُلۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡكَٰفِرُونَDe ki: Ey kâfirler2لَآ أَعۡبُدُ مَا تَعۡبُدُونَSizin taptıklarınıza ben tapmam3وَلَآ أَنتُمۡ عَٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُSiz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz4وَلَآ أَنَا۠ عَابِدࣱ مَّا عَبَدتُّمۡBen asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim5وَلَآ أَنتُمۡ عَٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُSiz de benim taptığıma tapacak değilsiniz6لَكُمۡ دِينُكُمۡ وَلِيَ دِينِSizin dininiz size, benim dinim banadır