AyetSûreler

İsrâ Sûresi 41. Âyet

Mekke · Cüz 15 · Sayfa 286

وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَا فِي هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لِيَذَّكَّرُواْ وَمَا يَزِيدُهُمۡ إِلَّا نُفُورࣰا ۝٤١

Biz, bu Kur’ân’da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde (ikaz ve ihtarı) açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

Bu açıklama 41–52. âyetleri birlikte ele alır.

42. اِذًا لَابْتَغَوْا اِلٰى ذِى الْعَرْشِ سَبٖيلًا O takdirde mutlak o Arşin sahibine bir yol ararlardı - buna iki ma’nâ verilmiştir: birisi her biri o mâlikülmülke galebe etmek çaresini arardı, çünkü, galib olmadan ilâh olamazdı, bu surette «لَوْ كَانَ فٖيهِمَآ اٰلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا» müeddasınca bürhanı temanüa’ işaret olur. İkincisi de «Her biri onun zati ehadiyyetinden kuvvet ve kudret iktisab etmeksizin bir şey yapamıyacaklarını, bir cumhuriyyetin reissiz olamıyacağını bildiklerinden hepsi ona yaklaşmak için bir yol arardı, bu surette ise hiç biri ilâh olamaz, onun ülûhiyyetini teslim etmiş olurlardı» demektir.

44. وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ وَلٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبٖيحَهُمْ Ve hiç bir şey yoktur ki Allaha hamd ile tesbih eder olmasın ve lâkin siz onların tesbihlerini anlamazsınız - çokları bu tesbihin lisani hal ile delâlet veya hal-ü kalden eamm olduğuna kail olmuşlardır. - Fakat ba’zı müfessirîn ma’nâyı hakıkîsi üzere kavlen tesbih demek olduğunda ısrar etmiştir. Ekseriyyetin kavli ukuli avama emess görünürse de Alûsî tefsirinde tafsıl olunduğu üzere Resulullahın elinde taşların tesbihi duyulması gibi bir çok ehadîs ve asâri vâride ba’zın kavlini te’yid etmektedir. Muhyiddini Arabî ve sair bir çok Soffiyye dahi buna kaildirler. ٥٣ وَقُلْ لِعِبَادٖى يَقُولُواالَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ اِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْزَغُ بَيْنَهُمْ اِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُوًّا مُبٖينًا ٥٤ رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِكُمْ اِنْ يَشَأْ يَرْحَمْكُمْ اَوْ اِنْ يَشَأْ يُعَذِّبْكُمْ وَمَآ اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ وَكٖيلًا ٥٥ وَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِمَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَقَدْ فَضَّلْنَا بَعْضَ النَّبِيّٖنَ عَلٰى بَعْضٍ وَاٰتَيْنَا دَاوُدَ زَبُورًا

Meali Şerifi