Hûd Sûresi 77. Âyet
Mekke · Cüz 12 · Sayfa 230
وَلَمَّا جَآءَتۡ رُسُلُنَا لُوطࣰا سِيٓءَ بِهِمۡ وَضَاقَ بِهِمۡ ذَرۡعࣰا وَقَالَ هَٰذَا يَوۡمٌ عَصِيبࣱ ٧٧
Ne zaman ki, elçilerimiz Lut’a geldiler, bunların gelişleri yüzünden Lut fenalaştı, eli ayağı birbirine dolaştı ve "Bu gün çetin bir gündür." dedi
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
قَالُوٓا اِنْ يَسْرِقْ şayed, dediler, sirkat etmiş bulunuyorsa فَقَدْ سَرَقَ اَخٌ لَهُ مِنْ قَبْلُ bundan evvel onun bir kardeşi de bir sirkat yapmıştı - bunda mutlaka bir yanlışlık var diyecek yerde kendilerini şüpheden kurtarmak için Bünyamîn ile Yusüf hakkında yine hakıkate vakıf olmadıklarından böyle bir ığbirar daha ızhar ettiler.
Bir rivayete göre Yusüfün anasının babası bir puta tutkunmuş, Yusüf çocukken anasının emriyle o putu gizlice almış ve kırmış imiş, hiddetle bunu söylemek istemişler. Bu sözü balâdaki «اِنَّكُمْ لَسَارِقُونَ» hıtabının verdiği endişe ile söylemiş ve ona mukabil ledünnî bir ıtab gibi olmuştur.
فَاَسَرَّهَا يُوسُفُ فٖى نَفْسِهٖ Yusüf de bunu nefsinde gizledi - ya’ni nefsi bu sözden bir acılık hissetmedi değil, fakat gizledi, sabretti, kusurlarına bakmadı da kendi kendine قَالَ اَنْتُمْ شَرٌّ مَكَانًا siz, dedi, fena bir mevkı’desiniz - ya’ni bu ma’ruz olduğunuz mes’eleden dolayı fena bir mevkıa düştünüz, mahcub ve müteessir oldunuz, binaenaleyh teselliye muhtac olduğunuz böyle bir sırada hiddet ve şaşkınlıkla ağzınızdan kaçırdığınız bu lâfınıza tahammül etmek, kusurunuza bakmamak ıktiza eder. وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا تَصِفُونَ isnad ettiğiniz vasıflara da Allah, a’lemdir. - Ya’ni ben ve kardeşim biliyoruz, ve Allah, daha iyi biliyor ki hakikat sizin dediğiniz gibi değil bizden sirkat sadır olmamıştır. O halde asılsız sözünüzden neye alınayım.
Bunun üzerine hıddeti bırakıp şefaat ve istirham yoluna dökülerek ve aldırdıkları kardeşlerini kurtarmak için kendilerini fedaya razı olarak