AyetSûreler

Hûd Sûresi 48. Âyet

Mekke · Cüz 12 · Sayfa 227

قِيلَ يَٰنُوحُ ٱهۡبِطۡ بِسَلَٰمࣲ مِّنَّا وَبَرَكَٰتٍ عَلَيۡكَ وَعَلَىٰٓ أُمَمࣲ مِّمَّن مَّعَكَۚ وَأُمَمࣱ سَنُمَتِّعُهُمۡ ثُمَّ يَمَسُّهُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمࣱ ۝٤٨

Ey Nuh!" denildi, " Bizden bir selâm sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ümmetlere, kutluluk dileğiyle gemiden in. İlerde kendilerini bir çok nimetten faydalandıracağımız, sonra da bu yüzden kendilerine tarafımızdan acıklı bir azap dokunacaknice ümmetler olacaktır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

قٖيلَ يَا نُوحُ ya Nuh! Denildi اهْبِطْ in بِسَلَامٍ مِنَّا وَبَرَكَاتٍ bizden selâmet ve berekât ile عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَ sana ve maıyyetindekilerden - gelecek - nice ümmetlere - وَاُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ nice ümmetler de olacak ki biz onları mütemetti’ kılacağız: Dünya metaıyle intifa’ ettireceğiz - ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلٖيمٌ sonra da kendilerine bizden elîm bir azâb dokunacak. - Yukarıda «وَمَآ اٰمَنَ مَعَهُٓ اِلَّا قَلٖيلٌ» buyurulduğu cihetle Hazreti Nuhun ehlinden ma’ada maıyyetinde bulunanlar, az kimselerdi, Allah tealâ, Hazreti Nuha ve bunlara öyle bir selâmet ve berekât ihsan buyurmuş ki bunlar çoğaldıkça çoğalacak ve kendilerinden bir çok ümmetler gelecek, bunlar da iki kısım olacak, bir kısmı yine o selâmet ve berekâta mazher olup Kıyamete kadar tekessür ve tezayüd edecek, diğer bir kısmı da bir müddet Dünya metaından intifa’ edecekse de sonra elîm azâba çarpılacak, Âhiret selâmeti bulmıyacaklardır. Görülüyor ki bu âyet, eski tarihlerde şayi’ olan bir mes’eleyi tevzıh ve tashih ediyor. Demek olur ki tufandan sonraki insanlar yalnız Hazreti Nuhun üç oğlunun sülâlesinden ıbaret değildir. Hazreti Nuhun ma’ıyyetinde bulunan sair mü’minlerin sülâleleri de mazharı berekât olmuştur. Zira Hazreti Nuhun beraberinde bulunan oğulları «وَاَهْلَكَ» hıtabındaki ehlinde dahildir. «وَمَنْ اٰمَنَ وَمَآ اٰمَنَ مَعَهُٓ اِلَّا قَلٖيلٌ» buyurulan ma’ıyyeti ise ehlinin gayrı mü’minlerdir ki selâmet ve berekât ile taltıf buyurulan «اُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَ» bunların hepsine şamildir. O halde bütün ümmetlerin evlâdı Nuhtan intişarı hakkındaki nakli tarihî mutlak bir hakikat değil, tağlib tarikıyle bir ifade olacaktır. Zira bu selâm ve berekâtta en büyük hıssa Hazreti Nuha ve evlâdına aiddir. Rivayet olunduğuna göre Hazreti Nuh, Recebin onunda gemiye binmiş ve Muharremin onunda inmiş, o gün şükran olarak oruç tutmuş ve bu, sünnet olmuştur. Ya Muhammed! ٤٩ تِلْكَ مِنْ اَنْبَآءِ الْغَيْبِ نُوحٖيهَآ اِلَيْكَ مَاكُنْتَ تَعْلَمُهَآ اَنْتَ وَلَا قَوْمُكَ مِنْ قَبْلِ هٰذَا فَاصْبِرْ اِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّقٖينَ

Meali Şerifi