Hucurât Sûresi 4. Âyet
Medine · Cüz 26 · Sayfa 515
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُنَادُونَكَ مِن وَرَآءِ ٱلۡحُجُرَٰتِ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ ٤
(Resülüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اِنَّ الَّذٖينَ يُنَادُونَكَ مِنْ وَرَآءِ الْحُجُرَاتِ Şübhesiz ki sana hucrelerin girisinden bağıranlar - arkasından veya önünden çağıranlar.
HUCRE, etrafı çevirilerek içine girilmekten men’olunan Arz kıt’asıdır. Hucürattan murad Resulullahın
hanei saadetinin odalarıdır ki her biri zevcelerinden birine âid olmak üzere dokuz oda idi. Alûsî şöyle kayd eder: «İbni Sa’dın atai hurasânîden tahricine göre hurma dallarından ahşab idi ve kapılarının üzerinde siyah kıldan çullar vardı». Buharî edebde ve İbni ebiddünya ve Beyhekî Davud ibni Kayisten şöyle tahric etmişlerdir ki: hucüratı gördüm «cerîdi nahıl» den olup haricinden kıl çullarla örtülmüş idi, hucrenin kapısından Beytin kapısına kadar Beytin arzını altı yâhud yedi zira’ zannederim ve iç beyti on zira’ tahmin ediyorum, irtifaı da yedi ile sekiz arası sanırım demiştir. Haseni Basrîden de tahric etmişlerdir ki Hazreti Osmanın hilâfetinde ezvacı Peygamberînin evlerine girerdim, tavanlarına elimle yetiştirdim, Abdülmelikin oğlu Velîd zamanında onun emriyle Resulullahın mescidine ilhak edildi ve bundan dolayı nâs ağladı ve o gün Said İbnilmuseyyeb şöyle dedi: vallahi arzu ederdim ki alâ haliha bıraksalar da Medîne ahalisinden bir takım kimseler neşveyab olsalar ve ehli âfak da gelip Resulullahın hayatında ne ile iktifa buyurduğunu görseler de zühd dersi alsalardı اه. Ehli siyerin çoğu bu bağıranları Benî temîmden olmak üzere zikretmişlerdir: şöyle ki: Beni temimden yetmiş veya seksen kişi kadar bir vefd, bir hey’et gelmişti, içlerinde Zibrikan ibni bedr, Utarıd ibni Hacib ibni Zurare ve Kays ibni Asım ve Kays ibni Haris ve Amr ibni Ehtem ve Akra’ ibni Habis vardı. Ebû hayyanın Bahirde zikrine göre bunlar gelmişler, öğle sıcağında mescide girmişlerdi, Resulullah henüz uyuyordu, ya Muhammed bize çık diye bağırdılar, bunun üzerine uyandı ve çıktı, Akra’ ibni Habis, ya Muhammed benim medhim zeyn, zemmim şeyndir dedi, Resulullah: veyl sana, öyle olan Allah tealâdır buyurdu, derken nâs mescide toplandı. Bunlar benî temîm hatıbimizle şâirimizle sana müşâare ve mufâhare edeceğiz dediler. Peygamber sallallahü aleyhi vesellem: «ben şiir ile ba’solunmadım, mufâhare ile de emrolunmadım velâkin haydın bakalım» buyurdu. Zibrikan içlerinden bir gence haydi kavmının fezailinden intihab et söyle dedi, bir genç kalktı «اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى جَعَلَنَا خَيْرَ خَلْقِهِ وَاٰتَانَا اَمْوَالًا الخ» bir hutbe iyrad etti. Resulullah sallallahü aleyhi vesellem Sâbit ibni Kays ibni Şemmase - ki hatıbi idi - kalk cevab ver buyurdu. Sâbit de «اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ اَحْمَدُهُ وَاَسْتَعِينُهُ وَاُومِنُ بِهِ الخ» bir hutbe ile cevab verdi. Zibrikan diğer bir gence kalk kavmının fadlını anlatacak bir kaç beyt söyle dedi: نحن الكرام فلاحى يعادلنا فينا الرؤس و قينا يقسم الربع و نطعم النفس عند القحط كلهم من السديف اذا لم يؤنس الفزع اذا ابينا فلا يابى لنا احد انا كذلك عند الفخر نرتفع dedi. Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi vesellem Hassan ibni Sâbiti çağırdı, Hassan: söylediğini bana tekrar et dedi. Dinledi şöyle cevab verdi: ان الذوائب من فهر و اخوتهم قد شرعوا سنة للناس تتبع يوصى بها كل من كانت سريرته تقوى الاله فكل الخير يطلع Daha ba’zı beyitlerden sonra Hassan şunları da söyledi: نصرنا رسول اللّه والدين عنوة على رغم غاب من معد و حاضر بضرب كانواع المحاض مشاشه و طعن كافواه اللقاح المصادر وسل احدا يوم استقلت جموعهم بصرب لنا مثل الليوث الخوادر السنا نخوض الموت فى حومة الوغا اذا طاب ورد الموت بين العساكر فنضرب هاما بالذرا عين ننتمى الى حسب من جذع غسان زاهر فلولا حياء اللّه قلنا تكرما على الناس بالحقين هل من منافر فاحياؤنا من خير من وطىٔ الحصا و امواتنا من خير اهل المقابر Bunun üzerine Akra’ ibni Hâbis kalkmış, vallahi ben bir iş için geldim ve bir şiir söyledim onu dinleteceğim demiş ve şunu söylemiş: اتيناك كيما يعرف الناس فضلنا اذا خالفونا عند ذكر المكارم و انا رؤس الناس فى كل غارة تكون بنجد او بارض التهاءم و ان لنا المرباع فى كل معشر و ان ليس فى ارض الحجاز كدارم Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi vesellem Hassana: kalk cevab ver buyurdu. Hassan radıyallahü anh da dedi ki: بنى دارم لاتفخروا ان فخركم يصير وبالا عند ذكر المكارم هبلتم علينا تفخرون وانتم لنا خول من بين ظئر وخادم Bu noktada aleyhissalâtü vesselâm: «لَقَدْ كُنْتَ يَا اَخَادَارِمٍ غَنِيًّا اَنْ يُذْكَرَ مِنْكَ مَا ظَنَنْتَ اَنَّ النَّاسَ قَدْ لَتَّنُوهُ» buyurdu ve Peygamberin bu kelâmı onlara Hassanın söylediklerinin hepsinden daha ziyade müessir geldi. Hassan şi’rini şöyle bitirdi: فان كنتم جئتم لحقن دماءكم واموالكم ان تقسموا فى المقاسم فلا تجعلوا للّه ندا واسلموا ولا تفخروا عند النبى بدارم و الا ورب البيت قدمالت القنا على هامكم بالمرهفات الصوارم Bunun üzerine Akra’ ıbni Hâbis «vallahi bilmem bu ne iştir? Hatîbimiz söyledi, onların hatîbi daha güzel söyledi, şâırimiz söyledi, onların şâıri daha şâır, daha güzel söylüyor» dedi, sonra Resulüllahın huzuruna daha yakın vardı: «اَشْهَدُ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَنَّكَ رَسُولُ اللّٰهِ» dedi, Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi vesellem de «o halde bundan evvel olan sana zarar vermez» buyurdu, sonra onlara atâ ve kisâ ile iltifat buyurdu اه. İbni hişâm Siyerinde kıssayı daha biraz farklı nakl etmiş olduğunu da Alûsî kayd eder. Bu âyetin Beni Anber hakkında nâzil olduğunu da söylemişlerdir. Lâkin Beni Anber hakkında nâzil olduğunu da söylemişlerdir. Lâkin Beni Anber Beni temîmden bir batn olmak hasebile evvelkine muhalif düşmez. Netekim Kamusta anber, temîmden bir hayyin babasıdır der. اَكْثَرُهُمْ لَايَعْقِلُونَ Onların ekserîsi akılları irmezlerdir -henüz dîni öğrenmemiş, edeb-ü erkân bilmez kaba a’rabî güruhudur.