AyetSûreler

Hucurât Sûresi 2. Âyet

Medine · Cüz 26 · Sayfa 515

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَرۡفَعُوٓاْ أَصۡوَٰتَكُمۡ فَوۡقَ صَوۡتِ ٱلنَّبِيِّ وَلَا تَجۡهَرُواْ لَهُۥ بِٱلۡقَوۡلِ كَجَهۡرِ بَعۡضِكُمۡ لِبَعۡضٍ أَن تَحۡبَطَ أَعۡمَٰلُكُمۡ وَأَنتُمۡ لَا تَشۡعُرُونَ ۝٢

Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا – Nida yeni geçmişken iâdesi bunun da aynî ı’tina ile dinlenmesi lüzumuna tenbihtir. Evvelkindes nefsi kavil ve fiılde ileri gitmek nehyolunduğu gibi bunda da kavlin keyfiyyetinde, ya’ni söyleyişte aşırı gitmek nehyolunuyor şöyle ki: لَا تَرْفَعُوٓا اَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِىِّ seslerinizi Peygamberin sesi fevkında kaldırmayın - ya’ni seslerinizi Peygamberin sesinin vardığı hadden ileri geçirmeyin وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ ve ona söz söylerken biribirinize bağırdığınız gibi iri sesle söylemeyin - akran gibi de konuşmayın. Ya’ni evvelkisi ileri gitmeyi nehyediyor, bu cümle de müsavatı nehyediyor. Rivâyet olunur ki bu âyet nâzil olunca Hazreti Ebi Bekir radıyallahü anh: ya Resulallah vallahi ben bundan sonra Allaha kavuşuncıya kadar sana gizli veya gizli gibi konuşurum. Hazreti Ömer radıyallahü anh de Peygambere öyle yavaş konuşur olmuştu ki istifham buyurmayınca işittirmezdi. اَنْ تَحْبَطَ اَعْمَالُكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ zira amelleriniz habtolur, hiçe gider de haberiniz olmaz. - Çünkü Peygambere hurmetsizliğe ve ezaya bâıs olabilen şeyler küfre varabilir küfr ise a’mali habteder. «وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْاٖيمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ» burada «وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ» kaydiyle şuurun nefyinden şu anlaşılır ki bu nehyolunan refı’ ve cehirden murad yalnız istihfaf ve saygısızlık kasdiyle olanlar değildir. Çünkü o mü’minlerden suduru melhuz olmıyan sarih küfürdür. Fakat sarih küfr olmamakla beraber dolayısile ona varan küfür mazınnesi olan haller de vardır. Ba’zı fiıller vardır ki küfür kasdiyle yapılmasalar bile küfür tehlükesini hâiz olurlar. Peygambere eza bu kabîldendir. Buharî ve Müslim Enes radıyallahü anhten rivâyet etmişlerdir ki bu âyet nâzil olunca Sâbit ibni Kays radıyallahü anh evinde oturmuş «ben ehli nardenim» diyerek kendini habseylemişti, Hazreti Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem Sa’d ibni Muaza: ya âba Amir Sâbit ne halde rahatsız mı? diye suâl buyurdu, Sa’d o benim komşumdur, rahatsızlığını bilmiyorum dedi ve gitti sordu. Sâbit dedi ki: «bu âyet indirildi, halbuki bilirsiniz ben sizin en yüksek seslinizim, demek ki ben Ehli nardenim» dedi, Sa’d bunu Peygambere söyledi, Resulullah hayır o Ehli Cennettendir buyurdu. Diğer bir rivâyette de Resulullah haber gönderip getirtti, suâl buyurdu, ya Resulallah dedi; Allah tealâ sana bu âyeti indirdi, benim ise sesim kuvvetli korkarım ki amelim habt ola. Aleyhissalâtü vesselâm buyurdu ki: hayır sen hayr ile yaşıyacak ve hayr ile öleceksin. Taberânî ve Hâkimin rivâyetlerine göre Resulullah ona: razı olmazmısın hamîden yaşıyasın, şehîden katlolunasın ve Cennete giresin? buyurdu, o da: razıyım ve artık sesimi Peygamberin sesinden üstün kaldırmam dedi.

Terhîbden sonra imtisale tergıb için buyuruluyor ki: