AyetSûreler

Hadîd Sûresi 21. Âyet

Medine · Cüz 27 · Sayfa 540

سَابِقُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةࣲ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا كَعَرۡضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ أُعِدَّتۡ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ ۝٢١

Rabbinizden bir mağfirete; Allah’a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış olup, genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

سَابِقُوٓا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَآءِ وَالْاَرْضِ ilh - «ال عمرانده» geçen «وَسَارِعُوٓا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ» âyetine bak. MÜSARE’AT ve müsabaka, sür’at yarışı, geçmek yarışı, Mefhumen farklı olmakla beraber mütelâzimdirler. «سَابِقُوٓا», müsabaka edin, yâni sizden evvelki ümmetlerin sabikununu geçmek ve onlardan daha ileri olarak rabbınızın magfiretine ve tavsıf olunan Cennet-ü rıdvana irmek için lâzım gelen eshabı hazırlamak hususunda koşu meydanlarında yarışan yarışçılar gibi yarışın, güzel hayırlı amellerde mücahede edin اُعِدَّتْ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖ ki o Cennet Allaha ve Resulüne iyman edenler için hazırlanmıştır. - O halde musabakanın aslını bu iymanda müsabaka teşkil eder. Bu iymanda müsabaka ise Allah ve Resulünün tebligatını tasdık ve icrada mümkin olan mesainin en yükseğini sarf eylemek, ya’ni yukarıda geçtiği üzere Allahın zikrine ve inen hakka huşu’ ile itaatte yarış etmek suretiyle olacaktır. ذٰلِكَ O i’dad, ya’ni vadolanan o geniş Cenneti hazırlayış فَضْلُ اللّٰهِ Allahın fadlıdır. - Üzerine vacib olduğu için değil, mahza fadl-ü keremiyle ihsan ettiği bir atıyyesi bir bahşışıdır. يُؤْتٖيهِ مَنْ يَشَآءُ o fadlını dilediği kimselere verir. - Onun için onu öyle iyman edenlere tahsıs buyurmuştur. وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظٖيمِ ve Allah çok büyük fadıl sahibidir. - Onun için ona öyle büyük ve geniş bir fadıl çok görülmez, sizler hemen iyman edip ona ermek için yarışarak çalışın da muvaffakıyeti yine onun fadlından ümid edin, fakat Dünya hayatın peşin olan eğlencelerini bırakıp da böyle Âhırette mev’ud olan bir mağfiret ve Cennet için yarışa kalkışmakta gerek memleket ve gerek nufus itibariyle bir takım dünyevî zararlar, sıkıntılar, musıbetler başa gelmek ihtimali varken öyle bir müsabakaya nasıl girişilebilir? Denirse buyuruluyorki