Hac Sûresi 78. Âyet
Medine · Cüz 17 · Sayfa 341
وَجَٰهِدُواْ فِي ٱللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِۦۚ هُوَ ٱجۡتَبَىٰكُمۡ وَمَا جَعَلَ عَلَيۡكُمۡ فِي ٱلدِّينِ مِنۡ حَرَجࣲۚ مِّلَّةَ أَبِيكُمۡ إِبۡرَٰهِيمَۚ هُوَ سَمَّىٰكُمُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ مِن قَبۡلُ وَفِي هَٰذَا لِيَكُونَ ٱلرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيۡكُمۡ وَتَكُونُواْ شُهَدَآءَ عَلَى ٱلنَّاسِۚ فَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱعۡتَصِمُواْ بِٱللَّهِ هُوَ مَوۡلَىٰكُمۡۖ فَنِعۡمَ ٱلۡمَوۡلَىٰ وَنِعۡمَ ٱلنَّصِيرُ ٧٨
Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. Sizi o seçmiş, babanız İbrahim’in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur’ân’da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size müslüman adını veren O’dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah’a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَجَاهِدُوا فِى اللّٰهِ حَقَّ جِهَادِهٖ Allah uğrunda hakkıyle cihad ediniz de ediniz-CİHAD, düşmana müdafeada bütün vüs’ünü sarfetmektir ki üç kısımdır: birisi zâhir düşman ile mücahede, birisi Şeytan ile mücahede, birisi de nefs ile mücahededir. Ba’zıları burada cihaddan murad, evvelkidir demiş, ba’zıları da hevâ ve nefsile mücahededir demiş. Fakat evlâ olan üç kısmın üçüne de şamil olmasıdır. Ve bu şümul, hakıkat ile mecazın cem’ı kabîlinden değil, mücahede mefhumunun bizzat şümulündendir. Şübhe yok ki mücahede mukateleden eammdır. Netekim rivayet olunur ki Hazreti Hasen bu âyeti okumuş ve demiştir ki: adam, Allah uğrunda cihad eder ve halbuki bir kılıç vurmamış bulunur اه. Sonra Allah uğrunda cihadın hakkı da hak ve ıhlâsa mukarin bulunması, haksızlıktan, ağrazı fâsideden, istitaat nisbetinde taksîr ve tekâsülden sâlim olmasıdır. هُوَاجْتَبٰيكُمْ O sizi ictiba etti-ya’ni ey Muhammed ümmeti, düşmanlarına karşı cihad için sizi Allah kendisi seçti وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِى الدّٖينِ مِنْ حَرَجٍ ve sizin üzerinize dinde hiç bir harec, ya’ni bir tazyık yapmadı-yani size emrettiği dinde teklifatını vüs’ile mütenasib kıldı (sûrei «Bakare» nin âhirine bak. )Diğer dinler gibi ağır, çekilmez yükler tahmil etmedi, herkesin ıztırarına, ihtiyacına, ma’ziretine göre ruhsatlar verdi, meselâ ayakta namaz kılamıyan oturmasına, oturmıyanın iyma ile kılmasına müsaade etti, kolaylıklar gösterdi. Cihadı da istitaat ile mütenasib kıldı مِلَّةَ اَبٖيكُمْ اِبْرٰهٖيمَ ki babanız İbrahimin milleti gibi هُوَ سَمّٰيكُمُ الْمُسْلِمٖينَ مِنْ قَبْلُ وَفٖى هٰذَا bundan evvel ve bunda size müslimîn ismini tesmiye etti-ya’ni gerek bu Kur’anda ve gerek Hazreti İbrahimin ve İsmailin «وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَآ اُمَّةً مُسْلِمَةً» duâsında olduğu gibi mazıyde size müslim ismini Allah taktı لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهٖيدًا عَلَيْكُمْ ki Resul size şâhid olsun وَتَكُونُوا شُهَدَآءَ عَلَى النَّاسِ siz de bütün insanlara şâhid olasınız-ya’ni hakkıyle mücahedenin, diyanetin, müslimanlığın nasıl olacağını Peygamber size fi’len göstersin öğretsin, hak şâhidi bir nümunei imtisal olsun. Siz de ona ittiba’ ederek bütün insanlara nümunei imtisal hak şâhidleri olasınız.
فَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ Binaenaleyh namazı dürüst kılınız ve zekâtı veriniz. وَاعْتَصِمُوا بِاللّٰهِ Ve Allaha sarılınız هُوَ مَوْلٰيكُمْ ki mevlânız odur. - İşinizi görecek veliyyül’ emriniz, felâhı verecek efendiniz, muıniniz ancak Allahdır. فَنِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّصٖيرُ o, ne güzel mevlâ ve ne güzel nasîrdir.