Hac Sûresi 40. Âyet
Medine · Cüz 17 · Sayfa 337
ٱلَّذِينَ أُخۡرِجُواْ مِن دِيَٰرِهِم بِغَيۡرِ حَقٍّ إِلَّآ أَن يَقُولُواْ رَبُّنَا ٱللَّهُۗ وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضࣲ لَّهُدِّمَتۡ صَوَٰمِعُ وَبِيَعࣱ وَصَلَوَٰتࣱ وَمَسَٰجِدُ يُذۡكَرُ فِيهَا ٱسۡمُ ٱللَّهِ كَثِيرࣰاۗ وَلَيَنصُرَنَّ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ ٤٠
Onlar "Rabbimiz Allah’tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı. Şüphesiz Allah kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok izetlidir (her şeye galiptir)
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اَلَّذٖينَ O mazlûmlar ki اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّآ اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُ Rabbımız Allah demelerinden başka bir sebeb olmaksızın mallarından ve diyarlarından bigayri hakkın çıkarıldılar. وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ Ve eğer Allah nasın bir kısmını bir kısmiyle defetmese idi-mütecaviz zalimleri, mü’minlerle defetmesi olmasa idi لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ فٖيهَا اسْمُ اللّٰهِ كَثٖيرًا savm’aalar, bî’alar, salutalar, ve içinde ismullah çok zikr olunan mescidler yıkılırdı. -Netekim o def’ı yapılmıyan yerlerde ilhad görülmektedir. SAVMAA, esasen tepesi sivri mürtefi’ bina demektir ki İslâmdan evvel Nesârâ râhiblerinin manastırlarına ve Sâbie müslimanların ezan yerleri olan minarelerde de kullanıldı. Fakat burada murad, Nasârânın manastırları veya Sâbienin zaviyeleridir. Bİ’A, Nasârâ ıbadethanesi olan kilise demektir. SALÂT, burada Ibranîce saluta muarrebidir ki Yehûdîlerin namazgâhı, ya’ni havra demektir. Görülüyor ki mescidler, içinde ismullahın kesiren zikr edilir olmasiyle tavsıf edilmiştir ki bunda iki nükte vardır. Birisi islâm ıbadetinde ismullahın çok zikredilmesi maksudi aslî olduğunu tasrih, ikincisi de diğerlirinin vaz’ı aslî olan zikrullahın udul ile başka maksadlarda isti’mal olunduğuna işarettir.
Hasılı Allah, dindar olanları mütecavizlerin def’ıne sevketmese, ehli iymana harb hakk-u salâhıyyeti vermese idi manastırlar ve zaviyeler, kiliseler ve havralar, ve içinde Allah ismi kesiren zikredilen mescidler bütün hedmolunurdu, dinsizlerin tearruzu hiç birini bırakmaz, Sûrei Bakarede geçtiği üzere Arz Fâsid olurdu. Bütün bunların mahfuziıyyet ve selâmeti müdafealariyle mütenasibdir. O halde bütün bunların hımayesini istihdaf eden islâmın hakkı müdafeası evleviyyetle sâbittir. وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ Ve elbette Allah, onanusrat edeni mansur kılar. -Allaha nusrat dinini nusrat demektir. Zira din ef’ali ıhtiyariyyeye teallûk ettiği cihetle olbabda maksudun husulü için iradei ilâhiyyenin teallûku abdin iradei cüz’iyyesine muallâk olduğundan kulların iradei cüz’iyyelerini sarf ile sâyileri iradei ilâhiyyenin incazına vesile olmak i’tibarile bir nusrat gibidir. Onun için mü’minlere müdafea va’deden Allah tealâ, nusratının kat’î tehakkukunu onların nusratına ya’ni çalışmalarına rabteylemiştir. Yoksa اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِىٌّ عَزٖيزٌ muhakkak ki Allah hiç şübhesiz kavîdir, azîzdir. - Nusrata ıhtiyacı yoktur. Ve nusrat ettiği muazzez ve gayrı mağlûbdur.