Furkân Sûresi 74. Âyet
Mekke · Cüz 19 · Sayfa 366
وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبۡ لَنَا مِنۡ أَزۡوَٰجِنَا وَذُرِّيَّـٰتِنَا قُرَّةَ أَعۡيُنࣲ وَٱجۡعَلۡنَا لِلۡمُتَّقِينَ إِمَامًا ٧٤
Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl" derler
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ Ve onlar ki ya rabbena! Bizlere zevcelerimizden ve zürriyyetlerimizden gözler süruru ihsan buyur - burada «من» beyaniyye veya ibtidaiyye olduğuna göre iki ma’nâ caizdir: birisi bizlere gözler süruru zevceler ve zürriyyetler ver demek, diğeri de: zevcelerimiz ve zürriyyetlerimiz yüzünden bizlere gözler süruru ni’metler saadetler ve demektir. Bu taleb aile ve evlâd terbiyesine verilen ehemmiyeti gösterir. وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقٖينَ اِمَامًا ve bizi müttekılere imam et derler - müttekıler, Allahın vikayesiyle Cehennem azâbından korunun bahtiyarlardır.
İMAM, pişüva öncül, kendisine ıktida edilen metbu’ demektir. Yalnız müttekı olmak değil, müttekılerin imamı
olmak arzusu ne büyük gaye, ne mukaddes mefkûredir. Düşünmeli ki Rahmanın kullarının ruhlarındaki büyüklüğü gösteren bu duânın mazmunu ne yüksek, ne cem’ıyyetlidir. Bundan yüksek fikri terakkı, himmeti âliye tasavvur olunmaz.