Furkân Sûresi 21. Âyet
Mekke · Cüz 19 · Sayfa 362
۞وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ لِقَآءَنَا لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡنَا ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَوۡ نَرَىٰ رَبَّنَاۗ لَقَدِ ٱسۡتَكۡبَرُواْ فِيٓ أَنفُسِهِمۡ وَعَتَوۡ عُتُوࣰّا كَبِيرࣰا ٢١
Bununla beraber, bize kavuşmayı ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik" dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَقَالَ الَّذٖينَ لَايَرْجُونَ لِقَآءَنَا bu cümle «وَقَالُوا مَالِهٰذَا الرَّسُولِ» cümlesine ma’tuf ve o kâfirlerin diğer saçmalarını hikâye ile redd ü inzardır. RECA, meşhurda emel (arzu) demektir. Ekser lügaviyyun birini diğeriyle tefsir etmişlerdir. Maamafih aralarında ince fark gösterenler de vardır. İbni Hilâlin Fürukunda «emel, müstemirr bir recadır. Onun için bir şey’e nazar, müstemirr olup uzayınca «teammül etti» denilir. Bir de emel, mümkinde ve muhalde olur, reca ise mümkine mahsustur. denilmiş» Mısbahta da derki: emel, ye’sin zıddıdır. Ve ekser isti’mali, husulü beîd olandadır. Tama husülü karib olanda olur. Reca ise emel ile tama’ arasındadır. Çünkü reca eden me’mulünün hasıl olmamasından korkar, bu i’tibarla tama’ma’nâsına da kullanılır. اه. Reca nefiy halinde ba’zan havf ma’nâsını da ifade eder ki buna lügati tihamiyye denilmiştir. Buna göre «لَا يَرْجُونَ» - korkmazlar», meşhure göre arzu etmezler, tahkıka göre de ümid etmezler demek oluyor ki burada en münasib olanda budur.
LİKA, aslında bir şey ile buluşmaktır. Temass, şart olmaksızın bir şey’e vüsul diye de ifade edilmiştir.
Rü’yete de ıtlak olunur. Binaenaleyh likaullak rü’yetullah veya Allaha irmek yâhud Kıyamet günü hisab ve ceza için Allah tealânın karşısına çıkmak demek olur. Ve karşımıza çıkacaklarını ümid etmiyenler demek haşr-ü neşre, Âhıret mes’uliyyetine inanmadıkları için Allahdan korkmayanlar demeyi de ifade eder. Ya’ni: Allahı görmiye yüzü olmıyan, Allahın karşısına çıkacaklarını, azâbına çatacaklarını ümid etmiyen, Âhırete inanmaz Allahdan korkmazlar لَوْلَآ اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ o Melekler bizim üzerimize indirilse ya اَوْ نَرٰى رَبَّناَ yâhud rabbımızı görsek a dediler لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا فٖٓى اَنْفُسِهِمْ celâlim hakkı için gönüllerinde kendilerini büyüksündüler - çünkü öyle demekle kendilerini Peygamberin yerinde veya daha üstün görmek istiyorlar ve hattâ Allaha karşı azamet furuşluk ediyorlar وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبٖيرًا ve büyük bir haksızlıkla azgınlık ettiler - bunca beyyinâtı tanımadılar da nüfusi kudsiyyenin bile önüne çekilmiş olan «لَنْ تَرَانِى» perdesinin nefsi habîslerine karşı yırtılmasını istediler. Evet, onlar Melâkeyi görmiyecek değiller fakat