AyetSûreler

Furkân Sûresi 12. Âyet

Mekke · Cüz 18 · Sayfa 361

إِذَا رَأَتۡهُم مِّن مَّكَانِۭ بَعِيدࣲ سَمِعُواْ لَهَا تَغَيُّظࣰا وَزَفِيرࣰا ۝١٢

Ki, cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerine görününce, onun bir hışımlanmasını (kaynamasını) ve uğultusunu işitirler

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَعٖيدٍ onları uzak bir mekândan gördüğü vakıt - ki onlar gerek görsünler gerek görmesinler سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظًا وَزَفٖيرًا onun müdhiş bir gazablanma ve sümürmesini işitirler -

TEGAYYÜZ, Gayzlanmak, öfkelenmek, ZEFÎR, içeri nefer almaktır. Demek ki Cehennem onları uzaktan

gördüğü vakıt öfkesinden dehşetli sesler çıkarıyor ve sümürmek için içine çekiyor. Burada görülüyor ki gayzlanmak zefîrlenmek gibi görmek de Saıyre nisbet edilmiştir. Onlar Cehennemi gördüğü vakıt değil, Cehennem onları gördüğü vakıt, bu ise Cehennem ateşini bir idrâk sahibi gibi tasvir demektir. Bunu bir çokları «görünecek bir mevkı’de bulundukları vakıt» demek gibi mecazî bir ma’nâya hamletmek istemişlerdir. Lâkin Cehenneme fi’li idrâk nisbet edilmesi sâde burada değil «يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلْاَتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزٖيدٍ» âyeti «وَشَكَتِ النَّارُ اِلَى رَبِّهَا فَقَالَ رَبِّ اَكَلَ بَعْضِى بَعْضًا الخ» hadîsi gibi diğer yerlerde de vârid olmuştur. Bir de Alûsînin naklettiği vechile Taberanî ile İbni Merduye Mekhûl tarikıyle Ebû Ümâme radıyallahü anhten şunu tahric eylemişlerdir: demiştir ki «Resulullah sallallahü aleyhi vesellem: her kim müteammiden bana atfen yalan söylerse Cehennemin iki gözü arasında oturacağı yere hazırlansın» buyurdu, ya Resulallah Cehennemin gözü var mıdır dediler, işitmediniz mi Allah tealâ «اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَعٖيدٍ» buyuruyor, gözleri olmasa görür mü? » Buyurdu. Şu halde te’vile gidilmeyip mes’eleyi Allah tealânın kudretiyle sirrî bir surette mülâhaza etmek ıktiza eder. Bâhusus «قُلْ اَنْزَلَهُ الَّذٖى يَعْلَمُ السِّرَّ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ» ıhtarından sonra bunun o sirriyyete bariz bir alâkası göze çarpmaktadır.