AyetSûreler

Fetih Sûresi 27. Âyet

Medine · Cüz 26 · Sayfa 514

لَّقَدۡ صَدَقَ ٱللَّهُ رَسُولَهُ ٱلرُّءۡيَا بِٱلۡحَقِّۖ لَتَدۡخُلُنَّ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمۡ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَۖ فَعَلِمَ مَا لَمۡ تَعۡلَمُواْ فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَٰلِكَ فَتۡحࣰا قَرِيبًا ۝٢٧

Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescidi Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّءْيَا بِالْحَقِّ Şanına kasem olsun ki Allah hakikaten Resulüne o ru’yayı bihakkın sadık etti - hakk olarak, yâhud iymanında sâbit olanlarla olmıyanları ayırd etmek gibi hak bir sebeb ve hikmet ile doğru gösterdi, yâhud doğru çıkardı, yalan çıkarmadı. Resulullah Hudeybiyeye çıkmazdan evvel görmüştü ki: kendisi ve eshabı emniyyetler içinde başlarını kazıtmış ve kırkdırmış olarak Mekkeye girmişlerdi. Bunu eshabına söylemiş, onlar da Peygamberin ru’yası hakk olduğunu bildiklerinden sevinmişler, müjdelenmişler ve bu sene gireceklerini zannetmişlerdi, netekim Hazreti Ömerin söyledikleri geçmişdir. Halbuki o daha sonra olacaktı, onun için geri kalarak Medîneye dönüldüğünde Munafıklardan Abdullah ibni Übeyy ve Abdullah ibni Nüfeyl ve Rifaa İbnilharis: vallahi ne kazıttık, ne kırktırdık, ne de Mescidi haramı gördük diye dokunmak istemişler, onun üzerine bu nâzil olmuştur. Demek ki bu âyet Medîneye avdetten sonra nâzil olmuştur. Bu sebeble Peygamberin o ru’yası kasem ve te’kidlerler tahkık ve kavlen ve fi’len tasdik ve te’yîd olunarak vahyi sarih ile beyan ve va’di kat’î ile i’lân edilmek üzere buyuruluyor ki: لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَآءَ اللّٰهُ – bu hem ru’yayı beyan hem de vahyi sarih ile yeni baştan va’d-ü i’lândır. «لام» kasem «نون» te’kîddir. «وَاللّٰهُ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ الخ» demektir. Ya’ni siz mü’minler vallahi o Mescidi harama kat’î surette gireceksiniz inşâallah - «اِنْ شَآءَ اللّٰهُ» kaydinde de bir kaç nükte vardır: evvelâ, bu gibi va’d makamlarında ta’lîm içindir, ikincisi, o giriş kendi celâdetleriyle değil, Allahın dilemesiyle olduğuna tenbih içindir, üçüncüsü muhatablar içinde o zamana kadar vefat edecekler bulunabileceğine işaret olmak üzere cemaatın mevcud efradına nazaran bir ıhtimali ış’ar içindir. İnşâallah öyle gireceksiniz ki اٰمِنٖينَ emniyyetler içinde - asûde asûde مُحَلِّقٖينَ رُؤُسَكُمْ وَمُقَصِّرٖينَ başlarınızı kazıtmış ve kırkdırmış olarak - ya’ni kiminiz kazıtmış, kiminiz kırktırmış bir halde - ihramdan çıkarken tıraş olmak nüsükdendir. Buradan anlaşılır ki kazıtmak vâcib değildir. Taksîr, ya’ni kırkmak, kısaltmak da caizdir. Şu kadar ki takdîminden anlaşıldığına göre kazıtmak evlâdır. Haberlerde varid olan da öyledir. Buharî, Müslim ve sâirede rivâyet olunduğuna göre Resulullah sallallahü aleyhi vesellem «اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُحَلِّقِينَ» buyurdu, «يَا رَسُولَ اللّٰهِ وَالْمُقَصِّرِينَ» dediler «اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُحَلِّقِينَ» buyurdu, üç kerre, yine «يَا رَسُولَ اللّٰهِ وَالْمُقَصِّرِينَ» dediler «وَالْمُقَصِّرِينَ» buyurdu. Kadınlara gelince Ebû Davud ve Beyhekî sünnette «لَيْسَ عَلَى النِّسَآءِ حَلْقٌ» kadınlara kazıtmak yoktur. لَا تَخَافُونَ Korkunuz olmıyarak - ya’ni girerken emîn emîn girdiğiniz gibi girdikten sonra da korkmıyacaksınız, emniyyetli tam bir fethe nâil olacaksınız, bu muhakkak, Allah bunu hakkolarak dos doğru gösterdi فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا fakat sizin bilmediğiniz bir şey, bir hikmet bildi فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ de ondan önce - o duhulden beride فَتْحًا قَرٖيبًا yakın bir fatih yaptı - Hudeybiye sulhunu te’min ile Hayber fathini yaptı ve bunu o ruyanın sıdkına bir delîl ve alâmet kıldı. Hem bu fethi mübîn, Mekkenin fethi ile kalacak da değil