AyetSûreler

Fetih Sûresi 18. Âyet

Medine · Cüz 26 · Sayfa 513

۞لَّقَدۡ رَضِيَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ يُبَايِعُونَكَ تَحۡتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمۡ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيۡهِمۡ وَأَثَٰبَهُمۡ فَتۡحࣰا قَرِيبࣰا ۝١٨

Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye’de) sana bey’at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

لَقَدْ رَضِىَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِنٖينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ – İşte yukarıda da zikri geçen bu biy’at, Hudeybiyede yapılan ve bu âyet mucebince Allah tealânın rızâsıyle mübeşşer olduğundan dolayı Biy’atürrıdvan namı verilmiş olan biy’attır. Kıssayı müfessirîn şöyle hulâsa etmişlerdir: Resuli ekrem sallallahü aleyhi vesellem Hudeybiyeye indiğinde Huzâilerden Hıraş ibni Ümeyyeyi Sa’leb namındaki devesine bindirip Mekkelilere gönderdi, muharebe niyyetinde olmayıp mücerred Kâ’beyi ziyaret ve Ömre için geldiğini bildiriyordu, bunu varıp onlara söyleyince deveyi vurdular, kendisini de öldürmek için hücum ettiler, fakat Ehabîş araya girip kurtardılar, o da gelip keyfiyyeti Resulullaha haber verdi, bunun üzerine Resuli ekrem sallallahü aleyhi vesellem Hazreti Ömeri göndermek için çağırdı, Hazreti Ömer radıyallahü anh ya Resulallah dedi: onlar benim kendilerine olan gayz-u adavetmi bilirler. Ben onlara emniyyet edemem, şayed bir ezaya ma’ruz kalırsam Mekke içinde beni müdafea edecek hısımlarım adiy oğullarından kimse yoktur. Binaenaleyh Osman ibni Affanı gönderseniz, orada onun akrıba ve teallûkatı çoktur, hem onu severler, iradenizi o tebliğ edebilir. Bunun üzerine Resulullah Hazreti Osmanı çağırdı, Kureyşe gönderdi «biz onlarla muharebeye gelmedik, yalnız Ziyaret ve Ömere için geldik, bunu onlara haber ver ve kendilerini islâma da’vet eyle» dedi ve Mekkede iymana gelmiş bir takım erkeklere ve kadınlara varıp fethi tebşir etmesini ve Allah tealânın dînini yakında Mekkede ızhar eyliyeceğini haber vermesini dahi emreyledi, bu suretle Hazreti Osman Kureyşe gitti, kendisini Eban ibni Saîd İbnil’as karşıladı, hayvanından indi onu bindirdi ve kayırdı (himayesini teahhüd etti) böylelikle Kureyşe vardı, me’mur olduğu haberi tebliğ etti, dediler ki: «istersen sen Beyti tavaf et, lâkin hepinizin üzerimize gelip girmeniz olamaz, ona yol yok». Müşarun’ileyh radıyallahü anh «Resuli ekrem sallallahü aleyhi vesellem tavaf etmedikçe ben tavaf edemem» dedi. Bunun üzerine onu alıkoydular, göz habsine tuttular, beriden ise Resulullaha ve müslimanlara «Osman katlolunmuş» diye duyuldu. Bunun üzerine aleyhissalâtü vesselâm «o kavm ile çarpışmadan gitmeyiz» dedi ve aleyhissalâtü vesselâmın münâdîsi şöyle nida etti: haberiniz olsun ki Resulullaha Ruhulkudüs indi de ona biy’at emretti, hemen çıkın Allah tealâ namına Peygambere biy’at edin. Derhal müslimanlar fırladılar ve Resulullaha biy’at eylediler. Bu biy’at bir ağacın altında olmuş idi ki bir semüre ağacı idi. Denilmiştir ki Resulullah ağacın dibine oturmuştu, dallarından bir dal sırtının üzerine geliyordu, Abdullah ibni Mugaffel radıyallahü anh demiştir ki: ben baş ucunda dikiliyordum ve elimde ağaçtan bir dal vardı koruyordum dalı sırtından kaldırdım. Önünde ölmek ve kaçmamak üzere kendisine biy’at ettiler, Resulullah onlara «siz bu gün ehli Arzın en hayırlısısınız» buyurdu. Müslim ve sairede rivayet olunduğu üzere Câbir İbni Abdillah radıyallahü anh «biz Resulullaha bîati firar etmemek üzere yaptık, ölüme biy’at etmedik» demiştir. Buharîde Seleme ibnilekva’ radiyallahü anhten de şöyle rivayet eylemiştir: ben Resulullaha ağacın altında biy’at ettim demiş, ne üzerine biy’at ettiniz denildiğinde de kaçmamak üzere demiştir. Müslim, Ma’kıl ibni Yesarden de: biyat ederlerken Resulullahın yüzünden ağacın dallarını tuttuğunu rivayet eylemiştir. İlk biy’at eden Ebusinani Esedî olmuştur ki Ukâşe ibni Muhsının biraderi Vehb ibni Muhsındır. Beyhekînin Delâilinde Şa’bîden rivayetine göre, bu zat Hazreti Peygambere «elini uzat sana biy’at edeyim» dedi. Hazreti Peygamber «ne üzerine biy’at edeceksin» buyurdu: «nefsindeki ne ise onun üzerine» dedi. Müslimin rivayet eylediği Câbir hadîsinde: Hazreti Câbir: «biz aleyhissalâtü vesselâma biy’at ettiğimizde yedi saadetlerini Ömer radıyallahü anh tutuyordu» demiştir. Fakat bu, biy’atin sonlarına doğru olduğu anlaşılıyor. Zira Sahibi Buharîde Nafı’den: Ömer radıyallahü anh Hudeybiye günü oğlu Abdullahı Ensardan bir zatın yanında bulunan feresini üzerinde kıtâl etmek üzere getirmeğe göndermişti, Resulullah sallallahü aleyhi vesellem ağacın yanında biy’at alıyor, Ömer bilmiyordu, Abdullah biy’ati yaptı, sonra gitti feresi getirdi, Ömer radıyallahü anh kıtâl için zirh giyiyordu. Kendisine Resulullahın ağaç altında biy’atleştiğini haber verdi, hemen beraber gitti, Resulullaha biy’at etti» diye de merviydir. Demek ki ondan sonra Hazreti Ömer Resulullahın yorulmaması için yedi saadetini tutmuştu. Bir de Resuli ekrem Sallallahü aleyhi vesellem sağ eline obir eline vurup bu da Osmanın biy’ati demişti, müşrikler bu biy’ati işittiler ve korktular ve Hazreti Osman ile beraber müslimanlardan bir cemaati de salıverdiler, bu biy’ati rıdvanı yapan mü’minlerin adedi en sahih rivayet bin dört yüzdür. Bin beş yüz kadar ve daha ziyade rivayetleri vardır. Denilmiştir ki birinde küçükler ve tabi’ler sayılmamış, diğerlerinde hepsi sayılmıştır, orada mevcud olanlardan hiç biy’at etmiyen kalmamış, yalnız Cedd ibni Kays namında bir münafık devesinin karnının altında gizlenmiş kalmış idi Nafı’den rivâyet olunduğu üzere altında biy’at vakı’ olan o semüre ağacına bilahare nâs gidip yanında namaz kılar olmuşlardı. Hazreti Ömer işitti, o ağacın kesilmesini emrediverdi, henüz Cahiliyye âdetini unutmıyanların fitneye tutulup Allahın gayrisine ıbâdet etmesinden sakınmıştı. Hazreti Peygamber sallâllahü aleyhi vesellemden hadîste vârid olmuştur ki: «biy’ati rıdvanda bulunan kimse nâre girmez» bu âyette de kasem ile «لَقَدْ رَضِىَ اللّٰهُ» buyurmuştur. Ebu hayvan derki: burada rıza, üzerlerine ızhari ni’am ma’nasına sıfati fiıldir. Sıfatı zât değildir. Çünkü «اِذْ يُبَايِعُونَكَ» diye zaman ile takyid edilmiştir. Hasılı: namına kasem olsun ki Allah o mü’minlerden râzıy oldu, o ağacın altında sana biy’at ederlerken فَعَلِمَ مَا فٖى قُلُوبِهِمْ çünkü kalblerindekini bildi - sıdk-u ıhlâslarını ve Müşriklerin fiıllerine karşı teesür ve heyecanlarını bildi فَاَنْزَلَ السَّكٖينَةَ عَلَيْهِمْ de üzerlerine o sekîneti indirdi - sulha yatıştırdı وَاَثَابَهُمْ فَتْحًا قَرٖيبًا ve kendilerine yakın bir fethi sevab verdi - Mekkeden dönüşte Hayberin fethini kendilerine bir mükâfat olarak va’d buyurdu. Bir de harbsiz olarak Hecr arazısi fetholunmuştu ki bir çok zaman hasılâtından istifade ettikleri güzel bir fetihtir. Haseni Basrî fethi karîbden murad bu olduğunu söylemiştir. Diğerleri ise Hayber demişlerdir.