AyetSûreler

Fâtır Sûresi 27. Âyet

Mekke · Cüz 22 · Sayfa 437

أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتࣲ مُّخۡتَلِفًا أَلۡوَٰنُهَاۚ وَمِنَ ٱلۡجِبَالِ جُدَدُۢ بِيضࣱ وَحُمۡرࣱ مُّخۡتَلِفٌ أَلۡوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودࣱ ۝٢٧

Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi. Biz onunla renkleri başka başka meyveler çıkardık. Dağlarda da yollar, beyazlı kırmızılı çeşitli renklerde ve kapkara topraklar var

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَآءِ مَآءً – Burada yine Allah tealânın tabiat üzerinde tasarruf ve rübubiyyetini gösteren ve onu bir su gibi sebebi vahid altında muhtelif havass ve isti’dad ile muhtelif mezahirde muhtelif ecnas ve envaa ayıran iradesinin bir âyeti demek olan ıstıfa kanununun açık ve mühim bir ıhtar ve tatbikı vardır. فَاَخْرَجْنَا بِهٖ – gıyabdan tekellüme iltifattır. Ya’ni indirdik de obir su ile şunları çıkardık: ثَمَرَاتٍ مُخْتَلِفًا اَلْوَانُهَا renkleri muhtelif olmak üzere bir çok semereler, meyveler, mahsuller - demek ki onları çıkaran suyun tabiati değil, Allahın iradesidir ve semerelerin ıhtilâf ve tenevvüu hâlikın muradıdır. Ma’lûm ki muhtelif olan meyvelerin yalnız renkleri değil, daha bir çok havass ve tabiatleri de muhteliftir. Ancak renkleri pek zâhir olduğu için onların zikriyle diğerlerinden iktifa olunmuştur. Hem bu yalnız nebatta değil وَمِنَ الْجِبَالِ جُدَدٌ بٖيضٌ وَحُمْرٌ dağlardan da cüddeler, yol yol alacalar var -

CÜDED, «جيمك» zammiyle «جده» nin cem’idir. Cüdde, bir rengi diğer renkten ayıran yol gibi

hattı fâsıl, netekim «جيمك» fethiyle cedde dahi cadde demektir. وَغَرَابٖيبُ سُودٌ ve kap kara, ya’ni koyu kuzgûnî siyah - GARÂBÎB, «غينك» kesriyle «غربيب» in cem’ıdir. Gırbîb, siyahın şiddetlisi demektir ki te’kiden mübelagası için kullanılır. İşte dağların taşlarında ve topraklarında böyle yol yol muhtelif alacalarda sâde bir tesadüf eserinden ıbaret değil, hâlıkın bir tahsıys ve tasfiyesidir.