Fâtır Sûresi 18. Âyet
Mekke · Cüz 22 · Sayfa 436
وَلَا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۚ وَإِن تَدۡعُ مُثۡقَلَةٌ إِلَىٰ حِمۡلِهَا لَا يُحۡمَلۡ مِنۡهُ شَيۡءࣱ وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰٓۗ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَۚ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفۡسِهِۦۚ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلۡمَصِيرُ ١٨
Hem günah çeken bir kimse, başkasının günahını çekmeyecek; yükü ağır basan, onun yüklenilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, namazı dürüst kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş Allah’adır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى hem vizir çeken bir nefis diğerinin vizrini çekmez. -
VİZR, ağırlık, ağır yük, ağır günâh, vebâl demektir. Burada günâhın cezasının ağırlığı demektir. Herkes
kendi günâhından mes’ul olur. Kendi günâhının cezasını çeker, netekim «her koyun kendi bacağından asılır» deriz. Zalimlerin, cebâbirenin yaptığı gibi birinin günâhı diğerine yükletilmez, Ankebut Sûresinde «وَلَيَحْمِلُنَّ اَثْقَالَهُمْ وَاَثْقَالًا مَعَ اَثْقَالِهِمْ» buyurulmuş olması da buna münafi değildir. Çünkü o hem dall hem mudıll olanlar hakkındadır. Başkasını da sapıtmağa çalışanlar hem dalâletlerinin, hem ıdlâllerinin vizrini çekerler ki ikisi de kendi vizirleridir. Netekim «مَنْ سَنَّ سُنَّةً سَيِّئَةً فَلَهُ وِزْرُهَا وَوِزْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا» her kim bir kötü âdet çıkarırsa ona hem onun vizri hem de onu işliyenlerin vizri vardır.» Hadîsi de böyledir. Ya’ni diğer işliyenler çekmiyecek demek değil, o onların hepsi kadar da fazla çekecek demektir. Demek ki birisi şunu şöyle yap da günâhı varsa benim boynuma olsun diye kefalet ederek diğerini bir günâha sokarsa o boynuna aldığı günahı çekmiyecek değildir. Ancak sevkettiği kimseyi kurtarmış olmıyacak, onun çekeceğini çekmiyecek, birisi aldandığının cezasını çekecek, birisi aldattığının cezasını çekecektir. Şu «مُثْقَلَةٌ» ta’birinde bunlara bir işaret de var gibidir وَاِنْ تَدْعُ مُثْقَلَةٌ اِلٰى حِمْلِهَا yükü ağır basan, çok ağır yük altında bulunan günahkâr bir nefis, yükünün başkası tarafından alınıp yüklenilivermesine çağırsa, yalvarsa da لَايُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ ondan hiç bir şey yüklenilmez. - Riza ve ıhtiyar ile de yüklenilmez, cebren de yüklenilmez. Çünkü o Kıyamet günü «لَاتَجْزٖى نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْئًا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنْفَعُهَا شَفَاعَةٌ» günüdür. Lâ bey’un fihi velâhılâldir. وَلَوْ كَانَ ذَاقُرْبٰى gerekse bir yakını olsun - ya’ni çağıran veya çağırılan bir yakını bile olsa yine yüklenilmez o halde Allahın emaneti gibi Göklerin ve Yerin çekemediği ağır bir yükü yüklemiş olan insan bir de o emanete hıyanet ederek ve şunu bunu ıdlâl eyliyerek sen yap da günâhı benim boynuma olsun demek gibi başkalarının vizrini de boynuna almağa kalkışmamalı, diğer bir takımı da öylelere uyup günâhı varsa filânın boynuna diye kendini nâre yakmamalıdır. اِنَّمَا تُنْذِرُ الَّذٖينَ fakat ya Muhammed, sen bu inzarı ancak şol kimselere duyurur, ancak öyle kimseleri sakındırırsın ki يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ rablarına gaybde, ya’ni henüz huzuruna varmadan gıyabda haşyet beslerler, Allah korkusu, Allah saygısını duyar وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ da namazı dürüst kılırlar - «يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ» mısdakınca rablarının huzurunda likasına ereceklerine kani’ olarak kılarlar. Ve bu suretle maddeten ve ma’nen temizlenirler. وَمَنْ تَزَكّٰى فَاِنَّمَا يَتَزَكّٰى لِنَفْسِهٖ temizlenen de ancak kendisi için temizlenir, fevzlanır. Bu işte vizir çekmenin tam zıddıdır. Ya’ni insanlar bu ikiden hali değildir. Ya vizir çekecekler veya vizirden temizleneceklerdir. Vizir çekenler başkasının vizrini çekmiyeceği gibi, nefislerini iymanı kâmil ve ahlâkı fadıla ve a’mali sâliha ile temizliyenler de sırf kendi menfaatlerine olarak temizlenmiş olurlar وَاِلَى اللّٰهِ الْمَصٖيرُ öyle ya akıbet gidiş Allahadır. - Herkes ona göre mükâfat veya mücazatını alacaktır.