AyetSûreler

En'âm Sûresi 38. Âyet

Mekke · Cüz 7 · Sayfa 132

وَمَا مِن دَآبَّةࣲ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا طَـٰٓئِرࣲ يَطِيرُ بِجَنَاحَيۡهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمۡثَالُكُمۚ مَّا فَرَّطۡنَا فِي ٱلۡكِتَٰبِ مِن شَيۡءࣲۚ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يُحۡشَرُونَ ۝٣٨

Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَمَا مِنْ دَآبَّةٍ فِى الْاَرْضِ yerde debelenen hiç bir hayvan

وَلَا طَآئِرٍ يَطٖيرُ بِجَنَاحَيْهِ ve iki kanadiyle uçar hiç bir kuş yoktur ki لَّآ اُمَمٌ اَمْثَالُكُمْ sizin emsaliniz ümmetler olmasın: -Bu âyetin sevkı iki vech ile mülâhaza olunur: birisi ilmi ve Âhırete iymanı olmayıb hayatı bu dünya hayattan ibaret farz edenlerin alelumum hayvanlardan fazla bir meziyyeti haiz olmadıklarını anlatmaktır ki «اُولٰٓئِكَ كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ» gibidir, netekim ikinci âyet de bunu tavzıh eyler. Diğer bir veçih de: Allah tealânın kudreti delâilini anlamak için diğer hayvanatın hılkatlerinde ve tarzı hayatlarında insanların istifade edeceği pek çok esrar bulunduğunu ıhtardır. Ki ekseriyetle müfessirîn bu vechi ıhtiyar etmişlerdir, ya’ni hepsi sizin gibi bidayeten topraktan yaradılmış, bir nevi hayata mazhar edilmiş, bir nizam altına alınmış hepsi sizin gibi rızıkları, ecelleri takdir olunmuş, vakti mukaddere kadar yer içer, tağaddi eder, hepsi sizin gibi yekdiğerine suveri muhtelife içinde bir teşabüh ve mücaneset taşır, hepsi sizin gibi bir içtima’ yapar, birbiriyle tanışır, yanaşır veya kaçar, koklaşır veya döğüşür hepsi sizin gibi yekdiğerinden doğar tenasül eder, hepsi sizin gibi bir asıldan çıkar, tekessür tenevvü’ eder. Kudreti fatırenin hukm-ü te’siriyle vahdetten çıkan bu tenevvü’ ve tehalüf içinde hepsi sizin gibi bir hayatı hayvanî yaşayan tavaifi muhtelife ve sunufı mü’telifedir. Yerde sürünenleri hevada uçanları ile her nev’ı size bir vechi temasülü haiz olarak umumu sizin emsalinizdir. Siz de sunuf ve havassı muhtelifenizle onların bir mislisiniz, hepsi taktiri ilâhî ve tedbiri rabbanî dairesinde nizamatı mahsusa ve kavanini hâkime altına konulmuş ahvali mahfuz, umuru mukannen, masalihi mer’iy ve cari sizin gibi birer ümmet ve binaenaleyh size birer dersi ibrettirler. Hepsi fıtrati asliyyeleri ve nizamı vücudleriyle kudret ilâhiyyenin birer manzumei delâili ve kitabı hikmetin âyetleridirler. مَا فَرَّطْنَا فِى الْكِتَابِ مِنْ شَىْءٍ biz kitabda hiç bir tefrıt ve taksır yapmadık, hiç bir şey eksik bırakmayıb, hepsini nizamına raptettik, kitaba yazdık.- Bütün hılkat bir kitab ve bütün eşya o kitab mazmununun kelimat ve medlûlünü ifade eden nukuş ve hututtur. Âlemde cereyan edecek olan cemi’i mahlûkatın iri ufak, ulvî ve süflî her şey’in ahvali levhı mahfuzda tamamen ve mufasselen yazılmış hiç biri ihmal edilmemiştir «اَوَّلُ مَا خَلَقَ اللّٰهُ الْقَلَمُ» ve «قَدْ جَفَّ الْقَلَمُ بِمَا هُوَ كَائِنٌ» dir. Ilmi hak kalblere o kitabdan nâzil olur. Ve kalemi evvelin yazdığı bu yazı, tesbit ettiği bu nizam sayesindedir ki eşyayı tetkık ve tetebbü’ ile ma’rifetler, ilimler, fikirler edinilir, kitablar te’lif ve tasnif olunur, mâzı ve istikbâl kanunları sezilir. Şuuni hadiseden ezel ve ebedin kelimat-ü âyâtı okunur. Ve hele yerde debelenen devabbın, kanad denilen iki basit yelpaze ile yerden kalkıb Semaya doğru fırlayan uçan tuyurun harekât ve mukadderatında âmil olan nizamı kudretin, kanunı hareket ve hayatın ve bunların netaici hasılasının tedkik ve tetebbuundan bütün bunları temsil eden beşeriyyetin ne gibi hayatlara namzed olduğunu ve bu babda ne kadar ahkâm ve tekâlifi İlâhiyyenin cereyanına ittiba’ etmek mecburiyyetinde bulunduğunu ve Allahın yazdığı yazıların kat’iyyetini ve mücerred hayatı hayvanî yaşamak isteyenlerin bunlardan ve kendi hilkat ve fıtratlarından ne kadar tegafül ettiğini az çok anlamak mümkin olur. Bu böyle olduğu gibi Kur’anda da beşeriyyetin muhtac bulunduğu delâil ve tekâlifi İlâhiyyeden hiç bir mühimme terk ve ihmal edilmemiş, hepsi icmalden tafsıle veya tafsılden icmale giden bir beyani bedi’ ile muhkem ve müteşabih suveri muhtelife zâhir veya hafi delâil ve işarât içinde tezkir ve ıhtar olunmuştur ki «اِلَّآ اُمَمٌ اَمْثَالُكُمْ» ıhtarı da bu cümledendir. Bunlar gösterir ki Allah tealânın kudreti gaybında, levhı mahfuzunda bulunmıyan ve bulunamayacak olan hiç bir âyet yoktur. O kadir olan Allah tekvinî, teşriî, kavlî fi’lî her âyeti indirebilir, onu da kitabına yazmış, nizamına rabt etmiş hiç bir ihmal-ü taksır etmemiştir. Fakat âyetin müfid olması az çok bir mümaselet ifade ederek suveri mütehalife içinde emsalden emsale delâlet eylemesinde ve binaenaleyh bir tafsıli icmal ve bir külliyyeti iş’ar etmesindedir. Vakıatı yalnız tafsılâtından okumak ve her vakıayı münferiden mülâhaza etmek ve bilhassa yaşamak isteyenler hiç bir âyet okuyamazlar. Nefs-i vukuat içinde boğulmuş kalmış, kendileri başkalarına ıbret olmuş olurlar. Meselâ filânın başına dağ yıkılmış, filânı yıldırım çarpmış bunu münferiden mülâhaza etmekte hiç bir mana yoktur. O kalemin kuruduğu bir vakıadır. Onun bir âyet olabilmesi emsali dağların, emsali başlara yıkılıb düşebileceğini ve Allahın buna kadir olduğunu ve binaenaleyh bundan sakınmak ve korkmak lâzım geldiğini anlatması i’tibariyledir. Hevada kuşun kanadiyle uçtuğunu görüb de ondan tayeran kanunlarını ve o kanunları yazan Allahın kudretini anlamağa çalışanlar içindir ki kuşların tayaranı bir âyet olur. Bütün hayvanatın böyle birer âyet olduğunu anlamıyan ve mümaseletleri istihraca çalışmıyanlara ne kadar âyât indirilse boştur. İndirilen bu kadar âyetleri kale almayıb da «bir âyet indirilse ya» deyenler âyeti anlar ve dinler ols alardı gözleri önünde emsalleri olan hayvanattan gereği gibi dersi ıbret alırlar ve nasıl bir hayatı hayvanî yaşadıklarını fehm ederlerdi de Allah tealânın neler yaratmağa kadir bulunduğunu ve hayatın içinde bulundukları hayatı Dünyadan ibaret olmadığını takdir ederler ve öyle hayatı Dünyaya sarılıb âyatı İlâhiyyeyi tekzib ve inkâr etmezlerdi. Allahın kudretini anlamalı ki ne yerde sürünen hayvanlar mukadder olan hayatlarını yaşamak için muhtac bulundukları rızktan mahrum kalırlar ne de havada uçan kuşlar Allahın yazdığı hududu tecavüz edebilirler. Hepsinin ahval ve harekâtı mahfuz, sergüzeşti hayatları bütün ânâtiyle Ümmülkitabda mektub ve mazbuttur. Debelenir koşarlar, uçar sekerler ثُمَّ اِلٰى رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ sonra bütün bu ümmetler rablarına haşrolunurlar. Âhırete sevkedilir, rabbül’âlemînin huzuri kibriyasına toplanırlar -da o zaman birbirlerinden acılarını çıkarırlar, hadîsi nebevîde varid olduğu üzere boynuzsuzlar boynuzlulardan öclerini alırlar. Hiç bir hayvan yoktur ki hakkında bu yazılmamış bulunsun, bu akıbet başına gelmiyecek olsun.

Kitâbda hiç bir tefrıt olmadığı halde