En'âm Sûresi 17. Âyet
Mekke · Cüz 7 · Sayfa 129
وَإِن يَمۡسَسۡكَ ٱللَّهُ بِضُرࣲّ فَلَا كَاشِفَ لَهُۥٓ إِلَّا هُوَۖ وَإِن يَمۡسَسۡكَ بِخَيۡرࣲ فَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ ١٧
Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine kendisinden başka açacak yoktur. Ve eğer sana bir hayır dokundursa, kuşkusuz O, herşeyi yapabilendir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللّٰهُ بِضُرٍّ bir de Allah sana bir durr: Ya’ni bir elem, bir huzün, bir korku veya bunların birine veya hepsine bâis olacak hastalık, fakırlık veya saire gibi bir sıkıntı, bir tazyık dokundurursa فَلَا كَاشِفَ لَهُٓ اِلَّا هُوَ onu o Allahdan başka açacak yoktur وَاِنْ يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ ve eğer sana bir hayır dokundurursa, yani durru def’eder veya lezzet, sürur, veya bunların birine ve her ikisine bâis olan sıhhat, ğınâ, muzafferiyyet gibi bir menfaat verirse فَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ o her şeye kadirdir de. Binaenaleyh onu idame ve izaleye de kadirdir. 18. وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهٖ velhasıl o kadir, kullarının fevkında kahirdir. -Mâ tahtten icrayı te’sir etmeğe çalışır ve mağlûb olması muhtemil bir müessir değil, her veçhile üstün, daima galib ve kahir bir kadirdir. Ne durruna muaraza edilebilir, ne hayrına müzahame, durr, onun durru, hayır onun hayrıdır. وَهُوَ الْحَكٖيمُ الْخَبٖيرُ ve o ef’alinde hakîm, ıbadının ahvaline habîr-ü alîmdir. Hem yeğâne hakîm ve habîrdir ki o hakîm-ü habîr olmasa idi hikmet ve hayır nişaneleri nereden gelirdi!. Binaenaleyh böyle kâşifi durr, mu’tıyı hayır, kadir-ü kahir, hakîm-ü habîr bir Allahın karşısına başkası nasıl veliy ittihaz edilir de istiklâlen veya iştiraken ma’bud tanınabilir!?..
Bu hakîm-ü habîr fasılası ve bu hikmet-ü hayr noktasında ilmi hikmetin en mühim esasını teşkil eden şâhidi hak ve menatı yakîn mes’elesi ile nübüvveti Muhammediyyeyi takrir siyakında buyuruluyor ki:
Ya Muhammed:
h:»1893 ١٩ قُلْ اَىُّ شَىْءٍ اَكْبَرُ شَهَادَةً قُلِ اللّٰهُ شَهٖيدٌ بَيْنٖى وَبَيْنَكُمْ وَاُوحِىَ اِلَىَّ هٰذَا الْقُرْاٰنُ لُِانْذِرَكُمْ بِهٖ وَمَنْ بَلَغَ اَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ اَنَّ مَعَ اللّٰهِ اٰلِهَةً اُخْرٰى قُلْ لَآ اَشْهَدُ قُلْ اِنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَاِنَّنٖى بَرٖٓىءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ ٢ اَلَّذٖينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَآءَهُمْ اَلَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ٢١ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِهٖ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ ٢٢ وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمٖيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذٖينَ اَشْرَكُوٓا اَيْنَ شُرَكَآؤُكُمُ الَّذٖينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ ٢٣ ثُمَّ لَمْ تَكُنْ فِتْنَتُهُمْ اِلَّآ اَنْ قَالُوا وَاللّٰهِ رَبِّنَا مَا كُنَّا مُشْرِكٖينَ ٢٤ اُنْظُرْ كَيْفَ كَذَبُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Meali Şerifi