AyetSûreler

En'âm Sûresi 159. Âyet

Mekke · Cüz 8 · Sayfa 150

إِنَّ ٱلَّذِينَ فَرَّقُواْ دِينَهُمۡ وَكَانُواْ شِيَعࣰا لَّسۡتَ مِنۡهُمۡ فِي شَيۡءٍۚ إِنَّمَآ أَمۡرُهُمۡ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ ۝١٥٩

Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِنَّ الَّذٖينَ فَرَّقُوا دٖينَهُمْ Muhakkak ki dinlerini tefrık edenler: -Dinin ba’zı ahkâmını tanıyıb ba’zısını tanımıyarak parçalayan veya dinlerini tevhıdi hakta toplamayıb muhtelif emeller, ma’budlar, metbu’lar ve türlü türlü yollarla çatallandıran veya din, insanın bâtınına ve ruhuna aiddir. Zâhirine ve cismaniyyatına karışmaz, din, insanın fülan işine hâkim ise de fülan işine karışmaz, din başka, millet başkadır demek gibi bir suretle dinlerini bir çok işlerinden ayıranlar.- Hamze ve Kisaî kıraetlerinde «فَارَقُوا» okunduğuna göre bu suretlerden biriyle hak dinlerinden ayrılmaya kalkışanlar, ictihadlarını tevhıd için değil, tefrık için sarfedenler وَكَانُوا شِيَعًا ve şiy’a şiy’a olanlar: Ya’ni her biri ayrı bir reise ve başka bir hıss-ü hevaya tarafdarlık ederek fırka fırka olub tefrikaya düşenler -ki müşrikler baştan başa böyle oldukları gibi Yehud ve Nesarâ da böyle olmuşlar ve maatteessüf müslimanlar da her devri sukutlarında bu hallere düşmüşlerdir. Netekim aleyhıssalâtü vesselâm buyurmuştur ki «Yehudîler yetmiş bir fırkaya ayrıldı, birinden başka hepsi Haviyededir. Nesarâ yetmiş iki fırkaya ayrıldı birinden başka hepsi Haviyededir. Ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Birinden başka hepsi Haviyededir.» «O bir dane fırkai naciye kimdir ya Resulâllah» suâline karşı da «onlar benim ve Eshabımın üzerinde gittiğimiz yolda gidenlerdir.» Buyurmuştu. Bundan şu da anlaşılır ki Yehuddan bir, Nesârâdan bir, müslimanlardan bir olmak üzere üç fırkai naciye yoktur. Her zaman için bir fırkai naciye vardır ki o da Peygamberin ve Eshabının yürüdükleri tarıkı hak ve sıratı müstekım olan tevhıd yolunda yürüyenlerdir. Diğ erlerine gelince: لَسْتَ مِنْهُمْ فٖى شَىْءٍ sen onlardan hiç bir şeyde alâkadar değilsin: Dinlerini tefrık edenler ve şiy’a şiy’a olanların tefrikalarından, hallerinden ve felâketlerinden ne mes’ulsün ne de haklarında Allahdan bir şey sorub istemiye salâhiyyetdarsın, ne onların sana tutunmağa ve gittikleri yolu sana isnad etmeğe hakları vardır, ne de senin onlara şefaat etmeğe salâhıyyetin. اِنَّمَآ اَمْرُهُمْ اِلَى اللّٰهِ Onlara yapılacak iş, tatbık olunacak emir, yalnız Allaha aittir. Ne yapacağını ancak o bilir. ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ sonra zamanı gelince o onlara ne yaptıklarını haber verecektir, O zaman: