En'âm Sûresi 153. Âyet
Mekke · Cüz 8 · Sayfa 149
وَأَنَّ هَٰذَا صِرَٰطِي مُسۡتَقِيمࣰا فَٱتَّبِعُوهُۖ وَلَا تَتَّبِعُواْ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمۡ عَن سَبِيلِهِۦۚ ذَٰلِكُمۡ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ ١٥٣
İşte benim doğru yolum budur; ona uyun. Sizi O’nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın. (Azabından) korunmanız için Allah size böyle tavsiye etmiştir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاَنَّ هٰذَا صِرَاطٖى مُسْتَقٖيمًا ve işt e bu: Ya’ni yukarıdan beri iyzah edilegelen iymanı tevhıd ile şu iki âyette Allahın tavsıye ettiği bu evamir-ü nevahiy: Bu ahkâmı aşere benim müstekım olarak sıratımdır: Doğrudan doğru tuttuğum yolum; caddem, esası dinim ve minhacımdır. Bunun için فَاتَّبِعُوهُ siz de buna, bu benim yoluma ittiba’ ediniz وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ ve müteaddid yollara gitmeyiniz: Muhtelif dinler, mezhebler, Bid’at-ü dalâlet olan türlü türlü yollar arkasında dolaşmayınız ki فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبٖيلِهٖ sizi fırka fırka yapıb Allah yolundan dağıtmasın.- Müsnedi Darimîde dahi tahriç edildiği üzere ibni Mes’ud Hazretleri demiştir ki «Resulullah bize bir hattı müstekım çizdi «bu ruşd yoludur» dedi, sonra bunun sağından ve solundan bir çok hudut; çizgileri daha çizdi «bunlar da bir takım yollardır ki her birinde bir Şeytan vardır ona çağırır» dedi, sonra da bu âyetleri okudu. Hâsılı Allaha gidilir zannedilen bir çok yollar vardır. Netekim «اَلطَّرِيقُ اِلَى اللّٰهِ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ الْخَلَائِقِ= Allaha yol mahlûkatın enfası kadardır, ya’ni o kadar çoktur» denilmiş. Fakat bütün bunların içinde hakıkaten Allah yolu, Allaha iysal eden ve vaz’ı ilâhî olan, Allah ve Resulleri tarafından da’vet olunan hak yol doğru yol bir danesidir ki saliklerini toplayan, birleştiren, dağıtmıyan, aldatmıyan tevhıd yoludur. Her hangi bir hususta hak birdir, bâtıl çoktur. Gerçi her bir olan hak olmak lâzım gelmezse de hak her halde birdir. Muhtelif zamanlarda, muhtelif mekânlarda hukmi hak, tehallüf edebilir. Dün hak olan her zaman için hak olmak lâzım gelmez. Garbdeki bir kimse için hakkolanın Şarktaki için de hak olması ıktiza etmez. Ve bu suretle hak taaddüd eder gibi zannedilebilirse de her birinde hukmi hak birdir, taaddüd etmez. Şirk kökünden bâtıldır. Sonra hiç bir zaman tahallüf ve tahavvül etmeyen ve edyanı münzelenin, küt übi semaviyyenin hiç birinde neshedilmiş olmayıb hepsinde emr-ü tavsıye kılınmış olan bir takım ahkâmı aslıyye vardır ki bütün dinler bu noktada ittifak eder. Ve işte balâda beyan olunan ahkâmı aşere de bu kabilindendir. Ve bu âyet ile beyan olunuyor ki bu evamir ve nevahinin taallûku yalnız muhatablara muhtas değil, Hazreti Peygambere dahi şamildir. Ve Resulullah bunlarla müstemiren amildir. Allah tealânın ötedenberi emr-ü tavsıye ettiği bu ahkâm, Peygamberin doğrudan doğru tuttuğu yoldur. Ve Peygamberin tuttuğu yol Allah yoludur. Ve Allah yolunu bulmak isteyenler Peygambere ittiba’ edib bunları tutmalıdır. Ve bunun esası «لَا تُشْرِكُوا بِاللّٰهِ شَيْئًا» medlûlünce tevhıdi ülûhiyyette ittifaktır. Bu ittifak da Peygambere ittiba’ ile hasıl olur. Zira «وَبِعَهْدِ اللّٰهِ اَوْفُوا» emri ancak o suretle tatbık edilir bu ahkâmı icra ve bunlardaki muharremattan ictinab eylemeyen, ya’ni Allaha şirk koşan veya ebeveynine kötülük eden veya evlâdını öldüren veya fuhşiyyat yapan veya bigayrı hakkın insan öldüren veya yetîm malına el uzatan veya ölçüyü, teraziyi denk ve tam tutmıyan, hukukı gayre tecavüz eyleyen veya söz söylediği zaman adl-ü haktan ayrılan veya Allahın ahidlerini iyfa etmeyen veya Peygamber yoluna ittiba’ etmeyib türlü türlü yollara saparak tevhıdden ayrılan kimseler tefrikaya düşer, perişan olurlar. ذٰلِكُمْ İşte bunu:- Peygamber yoluna ittiba’ etmek ve diğer muhtelif yollara ittiba’ etmemek hususunu وَصّٰيكُمْ بِهٖ Allah size tavsıye etti ki لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ korunasınız: Fenalıklardan sakınıb tefrika ve ıhtılâftan kurtularak dairei tevhıdde vikayei ilâhiyyede bulunasınız.- Çünkü ittifak, ilâhî bir kuvvettir. Müttefik olanlar muhtelif olanlar daima galebe ederler, Fakat bâtılda ve fenalıkta ittifakın hukmü de seriuzzevaldir. Hakıkî kuvvet hakta ittifaktır. Bu da Peygambere ittiba’ etmek ve bu esaslara tutunub daima ciheti vahdet taharri eylemekle olur.
Evet bunları böyle öteden beri tavsıye ettik: ١٥٤ ثُمَّ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ تَمَامًا عَلَى الَّذٖٓى اَحْسَنَ وَتَفْصٖيلًا لِكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَعَلَّهُمْ بِلِقَآءِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ
Meali Şerifi