AyetSûreler

En'âm Sûresi 105. Âyet

Mekke · Cüz 7 · Sayfa 141

وَكَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ وَلِيَقُولُواْ دَرَسۡتَ وَلِنُبَيِّنَهُۥ لِقَوۡمࣲ يَعۡلَمُونَ ۝١٠٥

İşte böylece âyetleri türlü türlü çevirip açıklıyoruz ki, onlar sana: "Sen bunları bir yerlerden okuyup öğrenmişsin" desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice beyan edelim

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَكَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ Ve işte biz böyle âyetleri tasrif ederiz.- Hakıkî vücuh ve suveri muhtelifesile ifade eder ı’cazkâr bir nizamı bedi’ ile halden hale tevali ettirir, şekilden şekle koyarız. Bir taraftan nûrlar saçar gözlerden geçirir, Basıretler açarız, diğer taraftan bunları lâyık olmıyan gözlere göstermez, basıretleri bağlar, körlük ve zulmetler içinde bırakırız وَ bu tasrif ve tasarrufu şu akıbet ve hikmet için yaparız ki لِيَقُولُوا دَرَسْتَ sen ders görmüşsün, çok okumuşsun, ya’ni bu âyetler ve Kur’an tahsıl ve tetebbua mütevakkıf bir çok ulûm ve maarif ile alâkadardır. Bir ümî bunları bilemez ve bunlar vahy ile de olmaz, demek ki sen kimsenin haberi olmadan gizlice ders almışsın desinler -İbni Kesir ve Ebû amır kıraetlerine göre «دَارَسْتَ» müdarese etmişsin, ya’ni kitâb ehli, okumuş bir takım kimselerle müzakere etmişsin, bu ma’lûmatı o suretle ediniyorsun ve söylediklerini vahy ile değil, o müzakere ile söylüyorsun desinler- İbni âmir kıraetine göre «dereset = درست» bunlar ya’ni sen in okuduğun şeyler zemânı geçmiş, bugün için hukmü kalmamış eski şeyler desinler -hasılı bunlardan birini söyleyerek hem Kur’ânın ehemmiyyetini ve senin bir ilmi ledünnîye mazhariyyetini zımnan i’tiraf, hem de vahiy ve nübüvveti inkâr ile küfr-ü şirkte ısrar etsinler. Buna mukabil وَلِنُبَيِّنَهُ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ biz de bu âyetlerin mazmununu bilecek olanlara, ilim şanından bulunanlara beyan ve tavzıh edelim: Ya Muhammed!