AyetSûreler

Bakara Sûresi 285. Âyet

Medine · Cüz 3 · Sayfa 49

İman

ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَـٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيۡنَ أَحَدࣲ مِّن رُّسُلِهِۦۚ وَقَالُواْ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ غُفۡرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيۡكَ ٱلۡمَصِيرُ ۝٢٨٥

Peygamber, Rabbi’nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Müminlerin de hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. "Biz Allah’ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır." dediler

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Anlamı

Peygamber kendisine indirilene iman etti, müminler de. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar. ‘İşittik ve itaat ettik. Bağışlamanı dileriz Rabbimiz, dönüş sanadır’ dediler.

Bir nükte

Elmalılı ‘işittik ve itaat ettik’ sözünü ‘haktan gelene kulak verdik ve onu zorla değil, gönül rızasıyla, seve seve tuttuk’ diye açıklar.

Düşün

Hayatında ‘işittim ve uydum’ diyebildiğin bir öğüt var mı?

Bu sade açıklama Elmalılı tefsirine dayanır; henüz bir ilim ehli tarafından gözden geçirilmedi.

Elmalılı Tefsiri

اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَآ اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّهٖ o Peygamber, ya’ni bu kitabi münzelin tebliğine me’mur olan o muhatabı hass, balâda «وَاِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَ عَبْدِنَا وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَاتٍ» evsafile ma’lûm bulunan o Resuli müfahham Muhammed Mustafa sallâllahü aleyhi vesellem Rabbından kendine inzal edilenin hepsine iman etti, risaletini şüphe ile değil bu îman ve iykan ile yaptı, Rabbından gelene hem o inandı وَالْمُؤْمِنُونَ hem de onun ümmeti olan ve yukarıda evsafı umumiyyeleri beyan edilen o mü’minler كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ her biri Allaha ve Allahın Meleklerine ve Kitablarına -yahud kitabınav e Peygamberlerine Allahın olmaları haysiyyetiyle iman getirdiler. «قُولُوٓا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَآ اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَآ اُنْزِلَ الخ» gibi emirlere tevfikan لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِهٖ biz Allahın Peygamberlerinden hiç birisinin arasını ayırmayız. Birinin Peygamberliğini tasdik diğerine tekzib ederek aralarını tefrık etmeyiz hepsini derecelerine göre Peygamber tanırız. [«تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ» âyetine bak] diye iman ettiler وَقَالُوا ve bu iman ile şöyle dediler سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا dinletik ve itaat ettik, haktan gelene kulak verdik belledik ve kerhen değil, tav’a rızamızla seve seve tuttuk, غُفْرَانَكَ رَبَّنَا gufranını niyaz ederiz Rabbımız!- Ne kadar itaat etsek yine kusurumuz çok, hele hatıratı nefsaniyyeden kurtuluş yok وَاِلَيْكَ الْمَصٖيرُ akıbet varılacak merci’ de ancak sensin, senden geldiğimiz gibi dönüb dolaşıb yine sana geleceğiz, ölüm, Ahıret, ba’s hak yarabbi! ölümden sonra dönülüb sana varılacak, sana hisab verilecek, sen de dilediğine mağfiret dilediğine azab edeceksin, işte biz şimdi sana iltica ediyoruz ve mağfiretini istiyoruz.»- Bunlar Allahın tekliflerini böyle güzel bir hissi itaat ile telâkkı edib Ahırete iykan ve bu iykan ile Allahdan talebi gufran eylediklerinden dolayı rahmeti ilâhiyeden şu iltifat ile cevaba nail oldular: