Bakara Sûresi 249. Âyet
Medine · Cüz 2 · Sayfa 41
فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِٱلۡجُنُودِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ مُبۡتَلِيكُم بِنَهَرࣲ فَمَن شَرِبَ مِنۡهُ فَلَيۡسَ مِنِّي وَمَن لَّمۡ يَطۡعَمۡهُ فَإِنَّهُۥ مِنِّيٓ إِلَّا مَنِ ٱغۡتَرَفَ غُرۡفَةَۢ بِيَدِهِۦۚ فَشَرِبُواْ مِنۡهُ إِلَّا قَلِيلࣰا مِّنۡهُمۡۚ فَلَمَّا جَاوَزَهُۥ هُوَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ قَالُواْ لَا طَاقَةَ لَنَا ٱلۡيَوۡمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦۚ قَالَ ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُواْ ٱللَّهِ كَم مِّن فِئَةࣲ قَلِيلَةٍ غَلَبَتۡ فِئَةࣰ كَثِيرَةَۢ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّـٰبِرِينَ ٢٤٩
Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah’a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِالْجُنُودِ vaktaki bunlar temam olub Talut askerleriyle hareket etti قَالَ askerine hıtaben şöyle dedi: اِنَّ اللّٰهَ مُبْتَلٖيكُمْ بِنَهَرٍ Allah sizi behemehal bir ırmakla imtihan edecektir فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ binaenaleyh ondan her kim içerse فَلَيْسَ مِنّٖى benden değil,
وَمَنْ لَمْ يَطْعَمْهُ ve her kim ona ağzını sürmezse فَاِنَّهُ مِنّٖىٓ o şüphesiz bendendir, benim askerimden veya beni sevenlerdendir اِلَّا مَنِ اغْتَرَفَ غُرْفَةً بِيَدِهٖ ancak eliyle bir avuc alan içlerinden müstesna, bu kadarına ruhsat var. Doğruda doğru ağızla sümürmiye müsaade yok, Talut bir emîr sıfatiyle bu emri, bu talimatı vermişken فَشَرِبُوا مِنْهُ اِلَّا قَلٖيلًا مِنْهُمْ ırmağa gelince askerin birazından ma’adası hep ondan içtiler, emri dinlemediler.- Rivayet olunuyor ki bir adam bir, avuc alır kendine ve hayvanına kifayet edermiş, fakat saldırıb içenlerin dudakları morarır, hareretleri artarmış, Binaenaleyh bunlar nehrin berisinde dökülüb kaldılar فَلَمَّا جَاوَزَهُ هُوَ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مَعَهُ de Talut ile iman eden maiyyeti nehri geçince قَالُوا kalanlar geriden لَا طَاقَةَ لَنَا الْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهٖ bu gün bizim Caluta ve askerine harb edecek takatımız yok dediler. -Yahud bunlar değil de nehri geçmiş mü’minlerin zaıf kısmı düşmanın çokluğunu görünce ümidsizliğe düşüb biribirlerine böyle söylediler. Çünkü mü’minlerin de imanda dereceleri mütefavittir. Söylerdiler de ne oldu? قَالَ الَّذٖينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا اللّٰهِ her halde Allaha mülâki olacaklarına kani ve müntazır bulunanlar.- Ya’ni ölümden kaçmanın mümkin olmadığını, bu gün bu muharebede ölmezse diğer bir gün behemehal öleceklerini ve nihayet huzurı ilâhîye varacaklarını bilen, binaenaleyh ahdinde sabit veya zafer ümidile ya şehid veya gazi olmağa azmeden ehli yakîn كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلٖيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثٖيرَةً بِاِذْنِ اللّٰهِ nice kerreler azacık bir bölük bir çok bölüklere biiznillâh galebe çaldılar وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِرٖينَ Allah sabr-ü sebat edenlerle beraberdir dediler.- Zaiflerin kalblerine de kuvvet verdiler.