Bakara Sûresi 235. Âyet
Medine · Cüz 2 · Sayfa 38
وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ فِيمَا عَرَّضۡتُم بِهِۦ مِنۡ خِطۡبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوۡ أَكۡنَنتُمۡ فِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمۡ سَتَذۡكُرُونَهُنَّ وَلَٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُواْ قَوۡلࣰا مَّعۡرُوفࣰاۚ وَلَا تَعۡزِمُواْ عُقۡدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ ٱلۡكِتَٰبُ أَجَلَهُۥۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِيٓ أَنفُسِكُمۡ فَٱحۡذَرُوهُۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمࣱ ٢٣٥
Böyle kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı biçimde çıtlatmanızda veya gönlünüzde tutmanızda size bir vebal yoktur. Allah biliyor ki siz onları mutlaka anacaksınız. Fakat meşru bir söz söylemekten başka bir şekilde kendileriyle gizlice sözleşmeyin. Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikâh akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin). Bilin ki Allah gönlünüzdekini bilir. Öyle ise O’nun azabından sakının. Yine bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok yumuşaktır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فٖيمَا عَرَّضْتُمْ بِهٖ مِنْ خِطْبَةِ النِّسَآءِ vefat ıddeti bekliyen kadınlara hıtbe ya’ni nikâh namzedliği nev’inden yaptığınız ta’rızda اَوْ اَكْنَنْتُمْ فٖٓى اَنْفُسِكُمْ veya ne ta’rızan, ne tasrihan ızhar etmeyib gönlünüzde gizlediğiniz rağbet ve fikri nikahta dahi size günah yoktur. Gönlünüzden geçirebilirsiniz, «ne hoşsun, ne güzelsin, beğendim, iyi kadınsın» hattâ «evlenmek istiyorum» gibi ta’rız yapabilirsiniz «seninle evlenmek istiyorum, nikâhına talibim» gibi tasrih etmiyerek ta’rız caizdir. Allah müsa’ade etmiştir. Çünkü عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ Allaha ma’lûm ki ıddet bitince siz onları anacaksınız, sarahaten nikâhlarına talib olacaksınız Binaenaleyh ıddet içinde de tasavvur etmenize veya sabredemeyip ta’rızan ızharı rağbet eylemenize müsaade etmiştir. وَلٰكِنْ لَاتُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا lâkin bu müsaadeyi görüb de onlarla bir sirre ya’ni vat’a va’dleşmeyiniz اِلَّآ اَنْ تَقُولُوا قَوْلًا مَعْرُوفًا ancak ma’ruf ve meşru’ bir söz söylemeyiniz, ya’ni tarız ile hıtbeniz veya sair ahvali meş’rua hakkında konuşmanız müstesnadır.
وَلَا تَعْزِمُوا عُقْدَةَ النِّكَاحِ حَتّٰى يَبْلُغَ الْكِتَابُ اَجَلَهُ farzolan ıddet nihayetine irinceye kadar nikâh düğümünü berkitmeyiniz. Yani akdı nikâhı ıddet çıkmadan yapmak azminde bulunmayınız. Iddet içinde nikâh haramdır, yapmayınız وَاعْلَمُوٓا ve biliniz ki اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا فٖٓى اَنْفُسِكُمْ her halde Allah gönlünüzdekini bilir فَاحْذَرُوهُ Binaenaleyh öyle harama azm-ü karardan hazer ediniz. Lâkin ba’del’ıdde nikâha ıddet içinde niyyet «اَوْ اَكْنَنْتُمْ فٖٓى اَنْفُسِكُمْ عَلِمَ اللّٰهُ» mucebince halâldır.
وَاعْلَمُٓوا şunu da biliniz ki اَنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ حَلٖيمٌ her halde Allahın mağfireti ve hılmi çoktur. -Eğer öyle olmasa idi bervechi balâ tarıza müsaade etmezdi, ıddetteki bir kadına tarız ile namzedlik ve hattâ sükût ile rabtı kalb bile bir nevi kusur, bir sabırsızlık olduğu halde ıddetten sonraya aid olan samimiyet ve maslâhatınızı gözeterek onlara müsaade etmiştir. Bunlardan anlaşılır ki zatüzzevc veya talâkı ric’î ile mutallâka bulunan kadınlara gerek tasrıh gerek ta’rız hiç bir vechile söz atmak caiz değildir. Mu’teddei vefat olan kadınlara tarız ile talebi nikâh caiz olmakla beraber alel’umum mu’teddelerin zatüzzevç olanların arzı nikâh mevkıinde bulunmaktan ıhtiraz etmeleri vacibdir. Aksi halde dulların hukukuna tecavüzle zulmetmiş ve kendilerini de tehlükeye maruz bırakmış olurlar.
Talâk ve ıddet mesaili böyle arz-u talebi nikâha müteallik ince bir takım vezaif ve adabı içtimaiyeye müntehi olunca hukuk noktai nazarından da bazı beyana ıhtiyac hıssedilir. Menkûhalar evvelemirde iki kısımdır. Mehir farz-u takdir edilmiş olan, olmıyan, bunlardan herbiri de iki kısımdır: Badennikâh duhul vakı olan, olmıyan. Binaenaleyh mutallâkalar da bu suretle dört kısımdır, evvelkisi medhulün biha ve mefruzülmehrolan ki bunların hüküm balâda zikredilmiş, talâk üzerine zulmen hiç bir şey ahzolunmayıp mehirlerinin temamen tediyesi ve üç «قرء» ıddet beklemeleri lüzumu beyan olunmuş idi. İkincisi medhulün biha olub mehri tesmiye edilmemiş bulunandır. Bunlara da aynı veçhile «وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذٖى عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِ» medlûlünce mehri misil lüzumu iş’ar kılınmış idi ki bununla alâkadar daha bazı beyanlar gelecektir. Üçüncüsü ne medhulün biha ne mefruzulmehir olmıyan, dördüncüsü de medhulün biha olmıyan ve fakat mefruzulmehir bulunandır ki bu ikisi de berveçh iâti iki âyet ile bir de surei «Ahzab» da «فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَا» âyetiyle beyan olunacaktır. Şöyle ki:
Mehirsiz nikâh veya kabledduhul talâk caiz olabilir mi? Gafur, hakîm olan haktealâ indinde bunların hükmü nedir? denilirse