AyetSûreler

Bakara Sûresi 221. Âyet

Medine · Cüz 2 · Sayfa 35

وَلَا تَنكِحُواْ ٱلۡمُشۡرِكَٰتِ حَتَّىٰ يُؤۡمِنَّۚ وَلَأَمَةࣱ مُّؤۡمِنَةٌ خَيۡرࣱ مِّن مُّشۡرِكَةࣲ وَلَوۡ أَعۡجَبَتۡكُمۡۗ وَلَا تُنكِحُواْ ٱلۡمُشۡرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤۡمِنُواْۚ وَلَعَبۡدࣱ مُّؤۡمِنٌ خَيۡرࣱ مِّن مُّشۡرِكࣲ وَلَوۡ أَعۡجَبَكُمۡۗ أُوْلَـٰٓئِكَ يَدۡعُونَ إِلَى ٱلنَّارِۖ وَٱللَّهُ يَدۡعُوٓاْ إِلَى ٱلۡجَنَّةِ وَٱلۡمَغۡفِرَةِ بِإِذۡنِهِۦۖ وَيُبَيِّنُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ۝٢٢١

Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlar

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ gerek zahirî ve gerek hakikî müşrik olan ya’ni mü’min olmıyan kadınlardan hiç birini nikâhınıza almayınız, tezevvüc etmeyiniz حَتّٰى يُؤْمِنَّ ta ki iman etsinler, o zaman tezevvüc edebilirsiniz وَلََامَةٌ مُؤْمِنَةٌ ve şunu muhakkak biliniz ki mü’mine bir cariye خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ müşrike bir kadından hayırlıdır. وَلَوْ اَعْجَبَتْكُمْ velevse o müşrike sizi meftun ve hayran etsin, hüsn-ü cemali, hal-ü etvarı, terbiye ve nezaketi son derece hoşunuza gitsin. Ehli imanolan bir kadın evli bir cariye bile olsa mü’min olmak itibarile nikâh ve izdivaca, aile teşkiline elzem olan iffet-ü istikamet ve sadakat noktai nazarından hür ve pek güzel görünen imansız bir kâfireden çok yüksektir. Binaenaleyh imansız kadınları tezevvüc edib de aile teşkiline kalkışmayınız. Burada müşrikenin mü’mine mukabilinde zikredilmesi, müşrikâttan murad gayrı mü’min alelumum kâfireler olduğunu ayrıca gösteren bir nassdır. وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِكٖينَ gerek zahirî ve gerek hakikî müşrik olan ve gerek ehli kitab olsun gerek olmasın gayrı mü’min bulunan kâfir erkeklerin hiç birine de inkâh etmeyiniz. Onlara sizden hiç bir kız, kadın tezvic eylemeyiniz حَتّٰى يُؤْمِنُوا tâ ki o imansızlar iman etsinler, o zaman verebilirsiniz. وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ ve hiç şüphe yok ki mü’min bir köle خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ her hangi bir müşrikten, imansız bir kâfirden hayırlıdır. وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ velevse o kâfir sizi meftun ve hayran etsin, hürriyyeti, cemali veya serveti veya cah ve ikbali Dünyevîsi veya sair ahvali ve muamelesi ile pek ziyade gözünüze girmiş bulunsun. Böyle bile olsa gayrı mü’min olan kimseye hiç bir mü’mine ve müslimeyi nikâhlamayınız اُولٰٓئِكَ o imansızlar erkek olsun dişi olsun يَدْعُونَ اِلَى النَّارِ çıraları insan ve taş olan o belâlı ateşe da’vet ederler, halen veya kalen ona çağırırlar وَاللّٰهُ يَدْعُوٓا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِهٖ Allah ise izn-ü emrile Cennet-ü mağfirete da’vet ediyor. وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِهٖ لِلنَّاسِ ve âyatını, delâili ahkâmını, gafil insanlara beyan eyleyor ki لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ onları tezekkür edib akıllarını başlarına alsınlar. Ve mü’min olmıyanların behemehal müşrik olduklarını ve bunlarla nikâh ve inkâhın ve zina ve şirke müncer olacağını anlasınlar, bu nokta tefekküre muhtac değil, tezekkür kâfidir. Binaenaleyh ey ehli iman Allahın emrini, da’vetini bırakıb da o kâfirleri veya kâfireleri tezevvüc veya tezvic ile kendinizi ateşe atmayınız.

Bidayeti islâmda müslümanlar gerek Ehli kitab ve gerek kitabsız alel’ıtlak gayrı müslimlerle kız alır verirlerdi. Bu esnada Abdullah ibni Revaha radıyallahüanh müslime bir cariyesini azad etmiş ve tezevvüc eylemiş idi. Haseblerine rağbeten kâfirelerle münakehayı arzu eden nas buna bir cariyeyi tezevvüc etti diye ta’n etmişlerdi. Bir de Beni Haşimin halifi olan Ebumersedi Ganevî Kenn az ibnilhusayn veya Mersed ibni Ebi Mersed Kureyşten anak namında müşrike ve fakat cemalden nasıbedar olan bir kadını tezevvüc etmek için resulullahdan istizan etmiş «inneha tücibünî ya Resulallah» demiş idi. Kezalik Huzeyfet ibnilyeman velîdei sevda hasna nam cariyesini ı’tak ve tezevvüc etmiş idi, bu hadiselerden biri veya mecmuu sebebiyle bu âyet nazil oldu, küffar ile münakehat, yani gerek almak ve gerek vermek ikisi de sureti kat’ıyede men-ü tahrim edildi. Bunda hurmetin şiddetine tenbih için alel’umum gayrı mü’minlere müşrik ıtlak olunmuş «وَالَّذٖينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَآ اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْاٰخِرَةِهُمْ يُوقِنُونَ» medlulünce tebliğatı Muhammediye vechile mü’mini müvahhid olmıyanların hepsinde zahiren olmasa bile hakikaten bir müşriklik bulunduğu ve bunlarla nikâhın ateşe atılmak demek olduğu da bilhassa ıhtar olunmuştur ki hurmetin şiddetine tenbihtir. Ancak surei «Maide» de «وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ» âyeti beyaniyle bu âyetin birinci fıkrasından Ehli kitab kadınları istisna olunarak Ehli kıtabdan kız almağa maalkerahe ruhsat verilmiş ve fakat ikinci fıkra muhkem olarak kalmış ve kız vermek hiç bir suretle tecviz edilmemiştir «اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَآءِ» kanunı ilahîsi mucebince zevceler zevclerinin tabi’iyetinde bulunurlar, binaenaleyh bir mü’mineyi kâfire tezvic etmek onu onun tabi’iyetine tevdi etmek ve davetine mahkûm kılmak olacağından o mü’mineyi sureti kat’iyede ateşe atmaktır. Lâkin bu kanunı ilahîyi bilen ve kendini ona göre idare edebilecek olan erkekler hakkında bu tabiiyet ve davete mahkûmiyet zarurî ve kat’î değildir, bu şeraıt altında müslüman erkekler için ihtiyac halinde bir ruhsata imkân vardır. Bunun için bu âyet ile ırşad ve tezkirden sonra «وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ» ile lüzumunda yalnız Ehli kitabdan kız almağa ruhsat verilmiş ve zaruretler mıkdarınca takdir olunacağından ma’adası yine hurmette bırakılmıştır. Şunu da tezekkür edelim ki «هُوَالَّذٖى خَلَقَ لَكُمْ مَا فِى الْاَرْضِ جَمٖيعًا ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَآءِ» âyeti mucebince emval-ü eşyada aslolan ıbaha olduğunu ve delili hurmet bulunmadıkça ibaha ile âmel olunacağını ve fakat «لَكُمْ مَا» buyurulduğundan dolayı bu ibaha da insanlar, insanların canı ve ırzı dahil olmadığını ve bil’akis emvaldeki ibahai asliye insanların canını, ırzını, hukukunu menafıını muhafaza için bulunduğunu ve hasılı can ve ırzda aslolan ibaha değil hurmet olduğunu görmüş idik, can ve ırzda hurmet aslolunca da bir ibaha ve cevaz delili bulunmadıkça can gibi ırz da dahi tasarruf, haram olacağından cevazı nikâh behemehal bir delile mütevakkıftır. Delili ibaha bulunmıyan mevakı’de nikâh, haramdır. Yani o nikâh, nikâh değil zinadır. Bu nokta iyi tezekkür olununca anlaşılır ki bu âyetteki müşrikât ve müşrikîn mü’minat ve mü’minîn mukabili olmasa idi de müşriki zahir manasına olabilse idi o zaman da müslüman kadınlarının diğer kâfirlere nikâhı hurmeti asliye ile haram olacaktı. Zira «وَالْمُحْصَنَاتُ» ile müslüman erkeklerin Ehli kitab kadınlariyle tezevvüclerine mesağ gösterilmiş olduğu halde müslüman kadınların Ehli kitab erkekleriyle tezevvücü caiz olacağına dair ne âyet, ne hadîs hiç bir delili ibaha varid olmamıştır. Hulâsa yakında geleceği üzere müslümanların kadınları islâm tohumları için bir harsi muhteremdir. Ve ehli islâm alelumum harslerinden mezrealarından hiç birini ağyara çiğnetmemek, vat’ ettirmemekle mükelleftir, harsi mal olan vatan toprağını ecanibe çiğnetmek büyük bir felâket olduğu gibi can ve din harsi olan nisvanı islâmiyeyi ağyara çiğnetmek de felâketlerin felâketidir. Bunlar nikâh değil, onların da’vetine uyub canları ateşe atmaktır. «اُولٰٓئِكَ يَدْعُونَ اِلَى النَّارِ وَاللّٰهُ يَدْعُوٓا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِهٖ وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِهٖ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ» Şimdi nikâh dolayısile: ٢٢٢ وَيَسْئَلُونَكَ عَنِ الْمَحٖيضِ قُلْ هُوَ اَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَآءَ فِى الْمَحٖيضِ وَلَاتَقْرَبُوهُنَّ حَتّٰى يَطْهُرْنَ فَاِذَا تَطَهَّرْنَ فَاْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ اَمَرَكُمُ اللّٰهُ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّا بٖينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرٖينَ ٢٢٣ نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَاْتُوا حَرْثَكُمْ اَنّٰى شِئْتُمْ وَقَدِّمُوا لَِانْفُسِكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُوٓا اَنَّكُمْ مُلَاقُوهُ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنٖينَ

Meali Şerifi