AyetSûreler

Bakara Sûresi 201. Âyet

Medine · Cüz 2 · Sayfa 31

Güzel Dua

وَمِنۡهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِي ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةࣰ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ حَسَنَةࣰ وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ ۝٢٠١

Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" diyenler vardır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Anlamı

Bazı insanlar ‘Rabbimiz, bize dünyada da güzellik ver, âhirette de güzellik ver ve bizi ateş azabından koru’ diye dua eder.

Bir nükte

Elmalılı’ya göre gerçek ‘hasene’, yani güzellik, sonu selamet olan güzelliktir. Başta sevindiren pek çok şeyin sonu felaket olabilir. Bu yüzden yalnızca anlık dünya güzelliğini istemek akıllıca değildir.

Düşün

Şu an istediğin bir şeyin uzun vadede de güzel olup olmayacağını düşün.

Bu sade açıklama Elmalılı tefsirine dayanır; henüz bir ilim ehli tarafından gözden geçirilmedi.

Elmalılı Tefsiri

وَمِنْهُمْ مَنْ yene insanlardan diğer bir kısım vardır ki يَقُولُ رَبَّنَآ اٰتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ya rabbena bize hem Dünyada hasene, hem Ahırette hasene ver ve bizi ateş azabından koru der, böyle dua eder.- HASENE, insanın nefsinde, bedeninde, ahvalinde nailiyetle mesrur olacağı her nımettir ki ma’nayı ismî ile güzel ve güzellik demektir. Esasen hasen ya’ni güzel, mucibi sürur ve rağbet olan her hangi bir şey demektir ki hüsün, güzellik onun nefsinde müessir olan haleti mahsusadır. Binaenaleyh hüsün haddi zatında vakıî bir emr olmakla beraber kıymeti, enfusî te’siratı itibariledir. Ya’ni hüsün istihsane mukaddemdir, fakat tecellisi onunladır. Bunun için güzel üç nevidir: ya akl-ü basıret cihetinden müstahsen veya heva cihetinden müstahsen veya hüsün cihetinden müstahsen olur. Avam, hüsnü hissile ve alel’ekser gözile arar, Kur’anda varid olan hüsünler ile ekseriyetle basıret cihetinden müstahsen olanlardır. HASEN, HASENE, HÜSNÂ beyninde fark, şöyledir: Hasen hem a’yan ve hem maaniye ıtlak edilir, Hasene de sıfat olduğu zaman böyle ise de isim olunca ma’neviyatta müteareftir. Hüsnâ ise ancak maneviyatta söylenir. Nailiyeti bidayeten mucibi sürur olan hasenelerin bir çoğu nihayet ve akıbeti itibarile felâketi dai olabilir. Binaenaleyh asıl hasene akl-ü basıret noktai nazarından müstahsen olan akıbeti salim hasenelerdir. Bunun için yalnız bidayeti nazarı itibara alarak Dünya hasenesi istemek kârı akıl değildir. Bunu istiyenler o neşvei hüsnün her halde hümarını, belasını görürler. Evvelki kısımdan olan insanlar istediklerinin bidayette olsun bir hasene olub olmadığını dahi hisaba katmıyarak sadece «ver ve dünyada ver!» diyorlardı. Buna mukabil olan erbabı basıret ise evvel ve ahırı gözederek «yarab hem Dünyada hasene, hem Ahırette hasene ver!» derler, ve hattâ bu kadarla da iktifa etmeyib azabı nardan mutlak bir vikaye de taleb ve dua ederler. Ehli hakkın hali lezzet, kali lezzettir bütün:

Böyle bir hüsnün peşinden koş da mağmum olma hiç. o halde böyle Dünya ve Ahıret haseneleri nelerdir? Müfessirîn diyorlar ki: Dünyada sıhhat, kifaf, tevfikı hayır, Ahırette de sevabdır. Hazreti Aliden bir rivayette «hasenei Dünya mer’ei saliha, hasenei ahıret hurîdir, azabı nar da kötü karıdır» diye varid olmuştur ki misal ile tefsirdir.

Hasılı insanların bir kısmı yalnız Dünyayı ister bir kısmı da hem Dünya ve hem Ahıret güzelliğini